Beyinve Sinir. Beyin ve sinir cerrahisi beynin kanama, tümör, damarsal anomaliler ve baloncuklar gibi hastalıklar ile omurga veya omurilik dokusundan kaynaklanan fıtıklar, tümörler, yaşlanmaya bağlı ortaya çıkan dejenerasyonlar gibi pek çok hastalığın tanı ve tedavisi ile ilgilenir.
Antikoagülan tedavi. Hız kontrolü tedavisi. Konumuz ritim olduğu için bu yazıda sadece hızlı yanıtlı atrial fibrilasyon tedavisi yer alacaktır. 1.basamak. Ca kanal blokörü (DİLTİAZEM) 0,25mg/kg 15dk sonra 0,35mg/kg. EF%40’ın altındaysa önerilmez! ya da. Beta bloker (METOPROLOL) 5mg her 5 dk da tekrarla 3 kez.
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,676 uzman makalesi arasında '01.01.2015 Tarihinde Kanal 360 ‘’sağlıklı Yaşam’’ Programı' başlığıyla benzeşen toplam 90 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir. Gözdeki Değişiklikler, Vücüttaki Çoğu Hastalığın Belirtisi Olabilir.
Lomber dar kanal patogenezinde her iki faset eklem ve intervertebral diskte meydana gelen ve etkileşim içinde olan değişiklikler temel rol oynar. hastalığı, diabetes mellitus gibi
GözNumarası Büyümesi Ne Zaman Durur? 32. Bulaşıcı Hastalıklar. Hepatit A Nedir? Belirtileri ve Tedavisi. 0. Cinsel Sağlık. Bel Soğukluğu (Gonore) Nedir?
n698p. Çocuklardaki görme kusurlarının erken yaşta tedavisinin büyük önem taşıdığı, bulanık görmeye neden olan göz hastalıkları ilk 4 yaş içinde tedavi edilmediği takdirde, bu kusurların göz tembelliğine yol açtığı bildirildi. Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nuray Akyol, çocukların küçük yaşlardan itibaren göz sağlıklarının takip edilmesinin çok önemli olduğuna dikkati çekti. Akyol, herhangi bir görme kusuru göze çarpmayan miniklerin dahi belirli aralıklarla kontrolden geçirilmesi gerektiğini belirtti. Bebeklerin 6-12 ay, büyüyünce de 4-6 yaş arasında belirli aralıklarla göz muayenesi olmalarının gerekli olduğunu anlatan Akyol, ''Çünkü bu muayeneler sırasında şaşılık ile kırma kusurlarının yanı sıra katarakt, göz tümörü ve göz tansiyonu gibi göz içi hastalıklar erken teşhis edilebilir. Böyle bir göz kusuru saptanan çocuğa, gözlük ya da cerrahi müdahale önerilir'' dedi. Görmenin olgunlaşmasının 4 yaşında tamamlandığını ifade eden Akyol, ''Bulanık görmeye neden olan göz hastalıkları ilk 4 yaş içinde tedavi edilmezse, bu kusurlar göz tembelliğine yol açtıkları için hiçbir zaman tam olarak giderilemez'' diye konuştu. Görme kusurlarının çocukların okuldaki başarılarını olumsuz etkilediğine işaret eden Akyol, bunların büyük bölümünün aileler, öğretmenler hatta çocuklar tarafından fark edilmediğini bildirdi. Güncelleme Tarihi 20 Ekim 2007, 0627
Sağlık Bilimleri Üniversitesi Sultan Abdulhamid Han Genel Cerrahi-Bariatrik ve Metabolik Cerrahi Uzmanı Ahmet Ziya Balta kasık fıtığı ile ilgili bilinmesi gerekenleri fıtıkları erkeklerde kadınlara göre 8 kat daha sık görüldüğünü dile getiren ve Sağlık Bilimleri Üniversitesi Sultan Abdulhamid Han Genel Cerrahi-Bariatrik ve Metabolik Cerrahi Uzmanı Ahmet Ziya Balta kasık fıtığı ile ilgili konuyla ilgili görüşlerini fıtığı nedir?Karın içi organların özellikle barsaklar kasık bölgesindeki zayıf noktalardan dışarı doğru çıkmaya çalışması sonucunda oluşan şişliklere kasık fıtığı denir. Karın içi organlara ait fıtıklaşma en sık kasık bölgesinde görülür ve karın ön duvarı fıtıklarının yaklaşık %70-75’i kasık fıtıklarıdır. Dünya genelinde her yıl 20 milyon kasık fıtığı ameliyatı fıtığı neden oluşur?Kasık bölgesi karın ön duvarının en zayıf noktalarından biridir. Bu bölgede bulunan kanal inguinal kanal içinden erkeklerde doğumdan önce testisler geçerek olması gerek yere göç eder ve içinde testise giden damarlar spermleri taşıyan kanal kapanır. Kadınlarda ise bu kanaldan rahmi askıda tutan bağ geçer. Doğum sonrası kapanması gereken kanal kapanmaz ya da zayıf kapanırsa zamanla buradan fıtıklaşma olur. Ayrıca kasık bölgesinde kanal dışında 2 ayrı zayıf nokta daha vardır. Bunlardan biri bacak damarı kenarındaki femoral kanal diğeri içTüm kasık fıtıkları benzer midir?Kasık bölgesindeki farklı zayıf noktalardan kaynaklanan 3 çeşit kasık fıtığı vardır. Bunlar inguinal kanaldan geçen indirekt kasık fıtığı, kanaldan geçmeden iç kenarından çıkan direkt kasık fıtığı ve bacaktan dönen damar olan femoral damar kenarından çıkan femoral fıtıktır. Ancak kasık bölgesindeki fıtıkların %90’dan fazlası direkt ve indirekt olandır. Femoral fıtık yaklaşık %5-7 oranındadır ve sıklıkla kadınlarda durumlar kasık fıtığına neden olur?Karın kapalı bir ortam olduğu için karın içi basıncı artıran durumlarda organlar zayıf nokta olan kasıktan çıkmaya çalışır. Karın içi basınç artışı nedenleri;Kabızlık,İdrar yapma güçlüğü prostat büyümesine bağlıIkınarak işeme alışkanlığı Kadınlarda hamilelikKroniksürekli öksürmeKilo artışı obeziteSportif aktivite ağırlık antrenmanlarıKasık fıtığı nasıl belirti verir?Kasık bölgesinde ağrı ile beraber olan şişlik ya da ağrı olmaksızın sadece şişlik şeklinde belirti verir. Bazen şişlik olmadan yalnızca ağrı yaparak belirti verebilir. Kasık fıtıklarındaki şişliğin özelliği ıkınmak ve öksürmek gibi karın basıncını artıran manevralarda şişlik büyür, bazen şişlik çok büyüyerek erkeklerde skrotum denilen testis derisi içine doğru iner yatınca ya da el ile bastırıldığında kaybolur. Ancak bazı durumlarda elle yatma ya da elle bastırınca geri gitmez ise buna fıtık boğulması denir. Kasık fıtığı nasıl tedavi edilir?Cerrahi Tedavi Kasık fıtığı ve buna bağlı şikayetleri olan hastalarda cerrahi olarak fıtığın düzeltilmesi asıl tedavidir. Yakın Gözlem Kişinin günlük aktivitelerini bozmayan, ileri yaşta olup ameliyat riski taşıyan ve şikâyete sebep olmayan bazı fıtıklar cerrahın kararı yakından gözlemek şartıyla takip edilebilir. Medya Ege Kaynak Dikkat! Kasık fıtığı ihmale gelmez!
Genellikle bel fıtığı ve belde oluşacak diğer problemlerle karıştırılan dar kanal hastalığında doğru teşhis ve tedavinin yapılması hayli önem taşıyor. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Ahmet İnanır konu hakkında önemli bilgiler verdi. Dar Kanal Hastalığı nedir?Yaşlanmanın bir getirisi olarak dejeneratif değişiklikler ilerki yıllarda, ana ve yan kanalda daralmaya neden olur. Hem yaşlanmanın getirisi hemde fıtık ameliyatının sonucu olarak omurlar arası disk ve faset eklemin yüksekliği azaldıkça, disk mecburi bulgingfıtık yapar, genişlemiş faset eklem ve kalınlaşmış veya mecburen kıvrılmış ligamentum flavum kanalı daraltır. Yumuşak doku kalınlaşmaları, dar kanalın %40’ından sorumludur. Beli arkaya eğmekle kalınlaşmış ve kıvrılmış ligamentum flavum, kanal içine doğru kıvrıldığı ve faset eklem kireçlendiği için hasta çeşitli rahatsızlıklar hisseder ve öne eğilmek zorunda kanalın şekli, sirküler, oval veya yonca yaprağı şeklinde olabilir. Bu şekil farklılığı MRI görüntüsünde oval olması gerektiği beklentisine girip kafa karışıklığına neden olabilir. Her ne kadar disk dejenerasyonu yaşla birlikte başlar denilse de kilo ve ağır iş yapmak darlığa daha çok neden olmaktadır. Ayrıca anlatımlar genellikle yaşlanmaya bağlanıyor olsa da nizami olmayan bel kullanımlarından ve ameliyat ile disk aralığının daraltılmasından kaynaklanan disk yükseklik kaybı, ana kanalın ve forameninyan kanal yüksekliğini azaltarak kanalın daralmasına ve sinir liflerinin basıya uğramasına neden olabilmektedir. Bel bölgesinde kanalın normal ön-arka çapı,15-25 mm'dir. Klasik bilgi olarak bu çapın, 10-13 mm arasında olmasına göreceli stenoz, 10 mm’den az olmasına ise mutlak stenoz denilmekedir. Ancak bu darlıklara sahip olmasına rağmen hiçbir bulgu vermeyen bireylerin oranı da az değildir. Her insanın patolojik değişikliklere karşı mukavemeti, uyum sağlama kabiliyetleri farklıdır. Bu bakımdan, MRI’da çok az bası görüntüsüyle, agresif seyreden klinik durumlar olabildiği gibi, ciddi bası görüntülerine rağmen şikayeti olmayan insanlar hayli fazladır. Bu farklılık bilimsel olarak yeterince nelerdir?En sık yürümekle, ayakta durmakla ve beli geri eğmekle ağrı, uyuşma, dolgunluk hissi, yanma, kramp veya güçsüzlük şikayetleri ortaya çıkmaktadır. Ayrıca bel ağrısı da sık görülen bir şikayettir. İdrar ve barsak problemleri veya ciddi güçsüzlük gibi nörolojik bulgular bu hastalarda sık değildir. Öne eğilme, oturma ve yatma, semptomların rahatlamasına neden olur. Hastalar, öne eğilerek, günlük yaşam içinde kendilerini bulgulardan korumaya çalışırlar. Bu hastalar için yokuş çıkmak, araba kullanmak ve bisiklete binmek genelde şikayete neden hastalıklarla karıştırılır?Bu hastalar damar hastalıkları ile karıştırılabilir. Ayrıca, önceden mevcut olan periferik arter tıkayıcı hastalığı, nöropatik hastalıklar, kalça problemleri, multipl skleroz varlığı açısından dikkatlice incelenmelidir. Bel fıtığı ve Lomber spondiloz ile karıştırılabilir. Lomber spondiloz bacaklarda ciddi ağrı veya anormal duyunun saptanmadığı, genellikle bel ağrısıyla seyreder. Disk yükseklik kaybı, end plate osteofitleri, faset osteofitleri, spondilolistezis ve disk herniyasyonları, foraminal stenoz yapan nedenler arasındadır. Doğumsal cücelerde olduğu gibi toplumda normal bir olay olarak da karşımıza çıkabilir ve kazanılmış olabilir. Doğumsal olanlarda, pediküller normalden daha kısa ve birbirine daha yakındır ve bulgular daha az ılımlı bulgularla ve daha erken bir yaş döneminde bulgu verir. Dejeneratif dar kanalda ise ileri yaşlarda bulgular görülmekte ve en sık yürümekle, ayakta durmakla ve beli arkaya eğmekle şikayetler ortaya daha çok görülür?Dejeneratif dar kanala sahip hastalar, 60 yaş civarında ve Kadınlarda daha çok görülmektedir. En sık L4-L5 seviyesi tutulmakta ve birkaç seviyede de nasıl konulur?Lomber dar kanalı olan hastalar, sıklıkla bacak ağrısı şikayeti ile gelmekte olup genellikle, nörojenik kladikasyo her iki bacak veya tek taraflı bacak ağrısı şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Bu hastalar, ağrı, uyuşma, dolgunluk hissi, yanma, kramp veya güçsüzlük hissedebilirler. Nörolojik muayene sıklıkla normaldir ve nörolojik değişikliklerden, sıklıkla yan kanal giriş yeri darlığı sorumludur. Muayene sonrası röntgen, MRI ve BT ile tanı koymak nedir?Ameliyat dışı tedavi daha çok klinik tecrübeye dayanmaktadır. Ağrı kesici tedavinin iyileşmeye katkısını beklemiyoruz. Özellikle yaşlı ve hipertansiyon, diyabet, kalp damar hastalığı olan hastaların, romatizma ilacı olarak bilinen ağrı kesicilerin kullanımıyla oluşabilecek kalp-damar sistemi, böbrek ve mide-barsak risklerinden olabildiğince uzak durmaları tavsiye tedavi uygulamaları yanında özellikle fleksiyon temelli egzersiz programına tabi olmaları gerekir. Korse, Epidural steroid enjeksiyonu, Osteopatik Manuel Terapi, Proloterapi, Kuru iğneleme, sabit bisiklet, kaplıca tedavi seçenekler arasında hastanın hizmetine sunulabilir. Hastaların çoğunluğu cerrahi dışı tedavilerle hayatlarını idame bilimsel çalışmalar, gerekli tedaviler yapılıp önlem alınan hastaların kısa ve uzun dönem takiplerde, ameliyat dışı tedaviye daha iyi yanıt verdiğini göstermiştir. Ancak kesin tanı alıp cerrahi tedavi görmek zorunda kalan hastaların da daha iyi duruma geldikleri saptanmıştır. Fıtığın da kanalı daralttığı göz önüne alınacak olursa fıtığın geri çekilmesi halinde kanal darlığı ortada kalkmaktadır. Kemik ve bağ büyümeleri, bel kayması veya tümöral oluşuma bağlı dar kanal için kesin tanı konulması halinde ameliyat yapılmalı ve bundan kaçınılmamalıdır. Uygun hasta seçimi, cerrahi tedavi ile başarı elde etmenin en önemli noktasıdır. Hastalarımız cerrahi tedavi sonrası da gerekli fizik tedavi prosedürlerini titizlikle uygulamaya devam etmelidir. Aksi takdirde ilerleyen aylar-yıllar içinde yeni sorunlarla karşılaşabilmektedirler.
1114 Son Güncelleme 1116 Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Selim Aydın, diyabet hastalığında ihmal edilen en ufak bir yaranın bile çok büyük ve problemli bir hale dönüşebileceğine dikkat çekerek, “Öyle ki kontrol altında olmayan diyabetik ayak, hastaların istirahat halindeyken ağrı kesici ilaçlarla geçmeyen ciddi iskemik ağrılarla baş etmek zorunda kalmalarına, kısa mesafede bile yürümekte güçlük çekmelerine, çok daha önemlisi ayak veya bacaklarını kaybetmelerine yol açabiliyor. Bu nedenle diyabet hastaları ayak bakımlarına çok özen göstermeli, çatlak veya yara oluştuğunu fark ettiklerinde zaman kaybetmeden hekime başvurmalılar.” diyor. Ülkemizde milyon kişinin sorunu Yapılan çalışmalara göre, diyabet hastalarının yaklaşık yüzde 10-15’i, yaşamlarının bir döneminde diyabetik ayak yarasıyla karşı karşıya kalıyor. Yaklaşık 10 milyon diyabet hastasının olduğu tahmin edilen ülkemizde, 1-1,5 milyon hastanın diyabetik ayak yarasıyla mücadele ettiği düşünülüyor. Yapılan çalışmalar; tüm dünyada diyabetin oluşturduğu komplikasyon nedeniyle her 20 saniyede bir ayak kaybı yaşandığını gösteriyor. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Selim Aydın, diyabetik ayağa erken müdahale edilmesinin uzuv kaybına kadar gidecek olan süreci önleyebildiğine işaret ederek, “Diyabetik ayaklarda, bacak damarlarındaki tıkanıklıkların tedavi edilmesi ve beraberinde yapılacak olan yara bakım tedavisi sayesinde günümüzde ayak ve bacakların birçoğunun kesilmesi önlenebiliyor. Üstelik bacak damarlarında oluşan darlık veya tıkanıklıkların çoğu endovasküler olarak damar içerisinden uygulanan kapalı yöntemlerle herhangi bir kesi olmadan tedavi edilebiliyor, bu sayede hastalar kısa sürede hastaneden taburcu olabiliyor.” bilgisini veriyor. Hastalar ayaklarındaki yaraları fark etmiyor Diyabet hastalarında terleme mekanizmasının bozulması nedeniyle ayakta kuruluk, ciltte çatlak ve yarıklar gelişebiliyor. Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Selim Aydın, bu çatlak ve yarıkların mantar ile diğer enfeksiyon ajanları için giriş noktasını oluşturduğunu belirterek, “Çatlaklardan içeri giren mikroplar kan akımında sorun yaşanan ayaklarda ciddi enfeksiyonlara neden olabiliyor. Enfeksiyon da bu çatlakların büyümesine ve derinleşmesine yol açıyor. Diyabete bağlı gelişen damar harabiyeti sonucunda ayağın yeteri kadar kanlanmaması nedeniyle yaranın iyileşmesi gecikiyor. Duyusal sinirlerde yine diyabete bağlı gelişen harabiyet sonucunda hasta ayağındaki enfeksiyon kapmış olan yara ve ağrıyı hissetmiyor. Hasta yaranın farkına vardığında ise yara çoktan ayağı ve bacağı tehdit eder hale gelmiş oluyor. Dolayısıyla hastaların ayaklarını düzenli olarak kontrol etmeleri diyabetik ayakta büyük önem taşıyor” diyor. KAPALI YÖNTEMLER YÜKSEK BAŞARI SAĞLANABİLİYOR Diyabete bağlı oluşan bacak damarlarındaki darlık ile tıkanıklıkların tedavisi, kapalı endovasküler ve açık cerrahi olarak yapılabiliyor. Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Selim Aydın, diyabet nedeniyle gelişen yaranın iyileşmesi için tedavilerle ayağın ve parmakları besleyen en az bir damarın kanlanmasının sağlanması gerektiğini belirterek, “Günümüzde endovasküler denilen kapalı yöntemlerle kasık ve/veya ayak damarlarına iğne deliklerinden yapılan girişimlerle, herhangi bir kesi olmadan, ayakların kanlanmasında oldukça başarılı sonuçlar alınabiliyor.” diyor. Balon anjiyoplasti Balon anjiyoplasti, tıkalı damarlara kapalı şekilde yapılan en yaygın tedavi yöntemi olarak yerini koruyor. Bu yöntemle damar içerisinden gönderilen bir balon kateteri, darlık ve tıkanıklık gelişmiş bölgede şişirilerek, darlığı giderebiliyor. Ardından balon indirilerek geri alınıyor. Ancak özellikle diyabet hastalarında damar duvarlarının sert ve taşlaşmış plaklarla tıkalı olması nedeniyle balon uygulanan hastaların yaklaşık yarısında bu plaklar yırtılabiliyor. Bu nedenle tekrar tıkanmayı önlemek amacıyla balon işlemi sonrasında damar içerisine çeşitli boyut ve uzunluklarda stentler konuluyor. Damar tıraşlama yöntemi Çok küçük ve ince olan diz altı damarlarına stent yerleştirildiğinde, bu stentler kısa sürede daralıp tıkanabiliyor, bunun sonucunda damarların yeniden açılması güçleşebiliyor. Doç. Dr. Selim Aydın, aterektomi’ denilen damar tıraşlama’ yöntemiyle bu sorunun ortadan kaldırıldığını belirterek, şöyle devam ediyor “Özellikle kasığın alt tarafında ve diz altında olan damar tıkanıklıkların tedavisinde stent kullanımını azaltarak sonuçların daha iyi olmasını sağlamak amacıyla başvurulan damar tıraşlama – aterektomi yöntemi ciddi faydalar sağlıyor. Balon anjiyoplasti işlemi öncesinde, damar tıraşlama yöntemiyle damarın içerisinde yer alan sert ve taşlaşmış plaklar kesilip dışarı çıkartıldığında damar duvarı yumuşuyor, dolayısıyla balon işlemi sonrasında damar duvarında yırtıklar oluşmuyor. Ayrıca üzerinde damarın açık kalma süresini uzatan ilaçlı balonlar kullanıldığında ilaç damar duvarına daha iyi nüfuz edebiliyor. Bu etkileri sayesinde çoğu hastada stentlere ihtiyaç duyulmuyor.” Bypass yöntemi Diyabetik ayakta başvurulan bir başka yöntem ise bypass köprüleme ameliyatı. Hastanın kendi bacağından açık veya kapalı endoskopik olarak çıkartılan toplardamarlar kullanılarak yapılan bypass ameliyatı gibi açık cerrahi işlemlerle de ayak ve bacak beslenmesi sağlanabiliyor. Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Selim Aydın, “Kapalı yöntemle damarları açılamayan hastalarda uygulanan bypass ameliyatı da ayağın kurtarılması için hayati bir öneme sahiptir.” diyor. Diyabet diyabetik ayak sağlık
Beyin, Omurilik ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Opr. Dr. Naki Keleş, sıklıkla kolda ağrı, uyuşma, güçsüzlük gibi belirtilerle ortaya çıkan boyun fıtığının servikal disk tedavisinin ihmale gelmeyeceğini Anadolu Hastaneleri Beyin, Omurilik ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Opr. Dr. Naki Keleş, geçirilmiş travma, masa başında ya da bilgisayar karşısında uzun süreli boyunun kötü pozisyonda tutulmasıyla oluşan boyun fıtığında tedavi süreci hakkında önemli bilgiler fıtığı nedir, nasıl oluşur?Beyin, Omurilik ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Opr. Dr. Naki Keleş, “Servikal disk dediğimiz boyun fıtığı hastaları bize boyun ve kol ağrısı kolda uyuşukluk güçsüzlük şikayetleri ile başvurmaktadır. Özellikle ağrı kesici adale gevşeticilerle geçmeyen çok şiddetli ağrılar ile bize başvurmaktadır. Biz hastamızın muayenesini yaptıktan sonra boyun imarı ve boyun grafiklerine göre tanı koymaktayız. Hastaların tedavisinde öncelikli eğer nörolojik defizit yoksa yani kolunda hastanın güçsüzlüğü yoksa medikal tedavi önermekteyiz. Medikal tedavide adale gevşeticiler ağrı kesiciler ve antiinflamatuar ilaçlar, eğer omur ilikte bir ödem düşündüğümüzde kortikosteroidler medikal tedavi olarak önermekteyiz. Yine hastada nörolojik defisit dediğimiz kolda güçsüzlük yoksa bu hastalara fizik tedaviye de yönlendirmekteyiz” fıtığında cerrahi yöntemden bahseden Opr. Dr. Naki Keleş, “4-6 hafta medikal tedaviye ve fizik tedaviye rağmen geçmeyen boyun ve kol ağrıları kolda uyuşukluğu olan güçsüzlüğü olan hastalara eyer bu şikayetini açıklayacak emarMR sonucunda fıtığa rastlanırsa biz bu hastalara cerrahi önermekteyiz. Cerrahide mikrodiskektomi yöntemi uygulamaktayız. Fıtık olan bölgeye boynun ön tarafından girilerek temizlenmektedir. Ve o bölgeye omurların çökmemesi için protez dediğimiz materyal yerleştirilmektedir” diye gücü kaybını minimuma indirmekOpr. Dr. Naki Keleş şu bilgileri verdi“Yapılan bu cerrahide hastalarımızı 1 gün yatırmaktayız. Hastaların şikayetleri dramatik olarak fıtıklarını aldığımızda kola giden sinirleri rahatlattığımız için ağrıları ve güçsüzlükleri kalitesini oldukça arttıran bir ameliyat olup iş gücü kaybını minimuma indirmektedir. Biz boyun fıtığında 2-3 hafta bir boyunluk kullanmasını önermektedir. İşe dönüşleri de 4-6 hafta içinde de işe dönüşlerini sağlamaktayız.” Sonraki Haber8 Temmuz 2022Uğur Metal – Uğur Urhan Kurban Bayramı Kutlama Mesajı8 Temmuz 2022Sorun Çözelim Programı Yapımcısı Av. Mustafa Güral Koldaş’ın Kurban Bayramı Kutlama Mesajı19 Haziran 2022TGF Düzce’den birlik çağrısı yaptı29 Mayıs 2022Kanal 101’den Külcü’ye ziyaret24 Nisan 2022Kuş Cenneti̇nde Su Papatyası Güzelli̇ği̇
dar kanal hastalığı ihmale gelmez