MehmetAkif Ersoy, İstiklal Marşı’nı yazmaya karar verdikten sonra kendini tamamen bu marşa vermiştir ve milli marşı yazmak için gece gündüz var gücüyle çalışmıştır. Kendisi Milli mücadelenin ruhunu çok iyi kavrayan biri olduğu için, halka en güzel bilgileri, en güzel vaazları da o vermişti. mehmet akif ersoy ile ilgili bilgiler. İstiklâl Marşı şâiri. Asıl adı Mehmet Ragif olan Mehmet Akif 1873 yılında İstanbul'da doğdu. Annesi Emine Şerife Hanım, babası Temiz Tâhir Efendidir. İlk tahsiline Emir Buhâri Mahalle Mektebinde başladı. İlk ve orta öğrenimden sonra Mülkiye Mektebine devam etti. Babasının vefâtı Mehmet Akif Ersoy. 08/12/2009 20:18. İstiklal Marşı Şairi. 1873 yılında İstanbul'da doğdu. Bir medrese hocası olan babası doğumuna ebced hesabıyla tarih düşerek ona "Rağıyf" adını vermiş, ancak bu yapay kelime anlaşılmadığı için çevresi onu "Âkif" diye çağırmıştır. Babası Arnavutluk'un Şuşise köyündendir MehmetAkif Ersoy. (d. Kasım/Aralık 1873 / ö. 27 Aralık 1936) (Yeni Edebiyat / 19. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye) Bugün Kosova sınırları içinde kalan, o zamanki adıyla İpek kazasından gelerek İstanbul’a yerleşmiş Tahir Efendi ile aslen Buharalı Emine Şerife Hanımın oğlu olarak İstanbul’un Fatih semtindeki FikirAkımları Karşısında Mehmet Akif Ersoy. Yeni Türk Edebiyatı, 2010. Sabahattin Çağın. Download Download PDF. Full PDF Package Download Full PDF Package FrRTXrw. Oluşturulma Tarihi Mart 11, 2018 2246İstiklal Marşımızın yazarı olan milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy'un hayatı son günlerde merak edilen konulardan biri. Mehmet Akif Ersoy'un kim olduğunu ve nasıl bir hayat sürdüğünü merak eden vatandaşlar, konu hakkında internette araştırma yapıyor. Peki, Mehmet Akif Ersoy kimdir? Mehmet Akif Ersoy ne mezunu? Mehmet Akif Ersoy kaç yılında vefat etti?Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy, başta İstiklal Marşı'mız olmak üzere geride birçok önemli eser bırakmış bir isim. 1936 tarihinde hayata gözlerini yuman Mehmet Akif Ersoy günümüzde de en çok merak edilen isimlerden. Özellikle yeni nesil, Mehmet Akif Ersoy'un kim olduğuna dair araştırmalar yapıyor. İşte İstiklal Marşımızın yazarı Mehmet Akif Ersoy'un Hayat hikayesi...MEHMET AKİF ERSOY KİMDİR?1873 yılında İstabul Fatih'in Sarıgüzel semtinde dünyaya gelen Mehmet Akif Ersoy'a babası Mehmet Tahir Efendi, ebced hesabıyla doğum tarihini belirten “Ragif” adını verdi hicri 1290 ve vefatına kadar onu bu adla çağırdı. Ancak bu isim, yaygın olmadığı ve güç söylendiği için annesi ve yakın çevresi, daha bilinen bir ad olan “Akif”i Fatih Medresesi müderrislerinden Mehmet Tahir Efendi, o dönemler Osmanlı Devleti'ne bağlı olan Arnavutluk'un İpek kasabasına bağlı Şuşise Köyü'nden İstanbul'a gelmiş, annesi Emine Cemile Hanım ise Buharalı Mehmet Efendi'nin kızı olarak Samsun'da yılında, 4 yaşındayken Fatih'de Emir Buhari Mahalle Mektebi'ne başladı. Burada iki yıl eğitim gördükten sonra Fatih İbtidaisi'ne geçti. Aynı yıl babası ona Arapça dersleri vermeye başladı. Rüştiye’yi yani ortaokulu bitirdikten sonra dönemin gözde okullarından Mekteb-i Mülkiye Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin âli kısmında bir müddet okudu ancak babasını kaybedince Halkalı’daki Baytar Mekteb-i Âli Veterinerlik Fakültesi’ne parasız yatılı olarak girdi ve bu okulu birincilikle yılında “Ziraat Nezâreti Umur-u Baytâriye Şubesi”nde Ziraat Bakanlığı Veterinerlik İşleri göreve başladı. “Umur-u Baytâriye Müdür Muavini”Veterinerlik İşleri Müdür Yardımcısı olarak sürdürdüğü görevinden 1913 yılında istifa 25 yaşında iken Tophane-i Amire veznedarı Mehmet Emin Bey'in kızı İsmet Hanım ile evlendi. Aynı yıllarda Maarif Dergisi'nde ve Resimli Gazete'de şiir yazıları ve Arapça, Farsça ve Fransızca'dan yaptığı çevirilen başladığı ilk yıllarda bile, mesleğinden çok, şairliği ile tanınan Mehmet Akif, öğretmenlik hayatına 1906’da Halkalı Baytar Mektebi’ne “kitâbet-i resmîye” resmî yazışma usulü dersi hocalığı ile başladı. 1908’den sonra ise Edebiyat Fakültesi ile Dârülhilâfe Medresesi’nde “Osmanlı Edebiyatı” hocalığında Akif, 1920’de Burdur milletvekili seçildi. 1921 yılında açılan milli marş yarışmasına, “para ödülü almamak” koşuluyla katılmayı kabul etti ve orduya ithaf ettiği şiiri, 12 Mart 1921 günü milli marş olarak kabul edildi. Ödül olarak verilen 500 lirayı Hilal-i Ahmer Kızılay bünyesinde, kadın ve çocuklara iş öğreten ve cepheye elbise diken Darü’l-Mesâi Vakfına İş Evi yılında Abbas Halim Paşa’nın daveti üzerine Mısır’a gitti. 1929 - 1936 yılları arasında Kahire’deki “Câmiü’l-Mısriyye” Üniversitesi’nde, Türkçe öğretmenliği yaptı. 17 Haziran 1936’da İstanbul’a dönmeye karar verdi. 27 Aralık 1936 tarihinde hayatını kaybetti ve Edirnekapı Mezarlığı’na AKİF ERSOY'UN ESERLERİŞairin Safahat genel adı altında toplanan şiirlerini içeren yedi kitabının ilk yayım tarihleri şöyledirSafahat 1911 44 şiir, 3084 Kürsüsünde 1912 Bir şiir, 1002 Sesleri 1913 10 şiir, 482 Kürsüsünde 1914 Bir şiir, 1692 1917 10 şiir, 1314 1924 Bir şiir, 2292 1933 41 şiir, 1374 AKİF ERSOY'UN EVİMilli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy, İstiklâl Savaşımız sırasında Burdur Mebusu iken, kendisine büyük hayranlık duyan Tacettin Şeyhi tarafından selamlık bölümü kendisine tahsis edilen bu evde yaşamış ve İstiklâl Marşı'mızı bu evde ev 30 Ekim 1949 tarihinde Şehir Meclisi kararı ile Mehmet Akif Ersoy Evi adını almış ve müzeye dönüştürülmüş ise de bakımsız kalmış ve zamanla Üniversitesi Merkez Kampusu'nun kuruluşu sırasında, Rektör Prof. Dr. İhsan Doğramacı yapının eski durumuna sadık şekilde onarımını sağlamış ve yapı ziyarete geçen yıllar içinde yıpranan kısımlarının yeniden onarılması için Üniversite Rektörlüğü'nün teşebbüsü ile 1982 yılında Kültür Bakanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü, Türkiye Diyanet Vakfı ve bazı özel şahısların katkıları ile bir fon oluşturulmuş ve binanın onarım ve döşemesi tamamalanarak 27 Aralık 1984 günü yapılan bir törenle yeniden ziyarete Akif Ersoy Evi, yüksek avlu duvarları ile çevrili olup bahçesine küçük avlu kapısından girilmektedir. Bahçenin ortasında yer alan bina iki katlı ahşap bir Ankara evidir. Üst kata çıkan tahta trabzanlı merdiven boyunca Ersoy'a ait fotoğraflar bulunmaktadır. Üst katta dinlenme ve toplantı odası yer almıştır. Evin en gösterişli alanı olan toplantı odasının tavanı, ortada kalem işleriyle süslü altıgen bir göbek bulunan yöresel Ankara Akif Ersoy'a ait cep saati, gözlük, tesbih, tüfek ve büyük şairin yüzünün kalıbı müzede teşhir edilen manevi değeri yüksek eserlerdir. Cumartesi-Pazar ve resmi tatiller dışında hergün saat arasında ziyarete açıktır Türk edebiyatının en önemli şairlerinden Mehmet Âkif Ersoy 27 Aralık 1936'da, 63 yaşında hayata veda etti. İstiklal Marşı, Çanakkale Destanı ve Safaat gibi eserlerin sahibi Milli Şair Mehmet Âkif Ersoy kimdir? İşte Mehmet Âkif Ersoy'un hayatı ve şiirleri MEHMET ÂKİF ERSOY KİMDİR? Mehmed Ragîf, daha sonra Mehmet Âkif Ersoy 20 Aralık 1873 yılında, İstanbul'da doğdu. 27 Aralık 1936 yılında hayata veda eden Mehmet Âkif Ersoy, Türk şair, veteriner hekim, öğretmen, vaiz, hafız, Kur'an mütercimi ve siyasetçidir. Mehmet Âkif Ersoy, Türkiye Cumhuriyeti ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin KKTC ulusal marşı olan İstiklâl Marşı'nın yazarıdır. "Vatan Şairi" ve "Millî Şair" unvanları ile anılır. İstiklâl Marşı'nın yanı sıra Çanakkale Destanı, Bülbül ve 1911-1933 yılları arasında yayımladığı yedi şiir kitabındaki şiirleri bir araya getiren Safahat en önemli eserlerindendir. II. Meşrutiyet döneminden itibaren Sırat-ı Müstakim daha sonraki adıyla Sebilü'r-Reşad dergisinin başyazarlığını yapmıştır. Kurtuluş Savaşı sırasında milletvekili olarak 1. TBMM'de yer almıştır. MEHMET ÂKİF ERSOY'UN HAYATI Mehmet Âkif Ersoy, 1873 yılının Aralık ayında İstanbul'da, Fatih ilçesinin Karagümrük semtinde Sarıgüzel Mahallesi'nde dünyaya geldi. Nüfusa kaydı doğumundan sonra babasının imamlık yaptığı ve ilk çocukluk yıllarını geçirdiği Çanakkale'nin Bayramiç ilçesinde yapıldığı için nüfus kağıdında Âkif'in doğum yeri Bayramiç olarak görünür. Annesi Buhara'dan Anadolu'ya göç etmiş bir ailenin kızı olan Emine Şerif Hanım; Arnavut kökenli babası ise Kosova'nın İpek kenti doğumlu, Fatih Camii medresesi hocalarından İpekli Tahir Efendi'dir. Mehmet Tahir Efendi, ona ebcet hesabıyla doğum tarihini belirten "Ragîf" adını verdi hicri 1290. Babasının vefatına kadar Ragîf adını kullansa da bu isim yaygın olmadığı için arkadaşları ve annesi ona "Âkif" ismiyle seslendi, zamanla bu ismi benimsedi. Çocukluğunun büyük bölümü annesinin Fatih, Sarıgüzel'deki evinde geçti. Kendisinden küçük, Nuriye adında bir de kız kardeşi vardır. Miladi 6 Mart 1913'te yazdığı, "Üç beyinsiz kafanın derdine, üç milyon halk" mısrasıyla başlayan ve kavmiyetçiliği eleştirdiği şiirinin sonunda "Bunu benden duyunuz, ben ki, evet, Arnavud'um... / Başka bir şey diyemem... işte perişan yurdum!.." mısralarıyla bizzat şiirinde kendisini Arnavut olarak tanıtmıştır. İlköğrenimine Fatih'te Emir Buhari Mahalle Mektebinde o zamanların âdeti gereği 4 yıl, 4 ay, 4 günlük iken başladı. 3 yıl sonra iptidai ilkokul bölümüne geçti ve babasından Arapça öğrenmeye başladı. Ortaöğrenimine Fatih Merkez Rüştiyesinde başladı 1892. Bir yandan da Fatih Camii'nde Farsça derslerini takip etti. Dil derslerine büyük ilgi duyan Mehmet Âkif, rüştiyedeki eğitimi boyunca Türkçe, Arapça, Farsça ve Fransızcada hep birinci oldu. Bu okulda onu en çok etkileyen kişi, dönemin "hürriyetperver" aydınlarından birisi olan Türkçe Öğretmeni Hersekli Hoca Kadri Efendi idi. Rüştiyeyi bitirdikten sonra annesi medrese öğrenimi görmesini istiyordu ancak babasının desteği sonucu 1885'te dönemin gözde okullarından Mülkiye İdadisine kaydoldu. 1888’de okulun yüksek kısmına devam etmekte iken babasını kaybetmesi ve ertesi yıl büyük Fatih yangınında evlerinin yanması aileyi yoksulluğa düşürdü. Babasının öğrencisi Mustafa Sıtkı aynı arsa üzerine küçük bir ev yaptı, aile bu eve yerleşti. Artık bir an önce meslek sahibi olmak ve yatılı okulda okumak isteyen Mehmet Âkif, Mülkiye İdadisini bıraktı. O yıllarda yeni açılan ve ilk sivil veteriner yüksekokulu olan Ziraat ve Baytar Mektebine Tarım ve Veterinerlik Okulu kaydoldu. Dört yıllık bir okul olan Baytar Mektebi'nde bakteriyoloji öğretmeni Rıfat Hüsamettin Paşa pozitif bilim sevgisi kazanmasında etkili oldu. Okul yıllarında spora büyük ilgi gösterdi; mahalle arkadaşı Kıyıcı Osman Pehlivan'dan güreş öğrendi; başta güreş ve yüzücülük olmak üzere uzun yürüyüş, koşma ve gülle atma yarışlarına katıldı; şiire olan ilgisi okulun son iki yılında yoğunlaştı. Mektebin baytarlık bölümünü 1893 yılında birincilikle bitirdi. Mezuniyetinden sonra Mehmet Âkif, Fransızcasını geliştirdi. 6 ay içinde Kur'an'ı ezberleyerek hâfız oldu. Hazine-i Fünun dergisinde 1893 ve 1894’te birer gazeli, 1895’te ise Mektep mecmuasında "Kur'an'a Hitap" adlı şiiri yayımlandı, memuriyet hayatına başladı. Okulu bitirdikten hemen sonra Ziraat Bakanlığı’nda Orman ve Vaadin ve Ziraat Nezareti memur olan Mehmet Âkif, memuriyet hayatını 1893–1913 yılları arasında sürdürdü. Bakanlıktaki ilk görevi veteriner müfettiş yardımcılığı idi. Görev merkezi İstanbul idi ancak memuriyetinin ilk dört yılında teftiş için Rumeli, Anadolu, Arnavutluk ve Arabistan'da bulundu. Bu sayede halkla yakın temas halinde olma imkânı buldu. Bir seyahati sırasında babasının doğum yeri olan İpek Kasabası'na gidip amcalarıyla tanıştı. 1898 yılında Tophane-i Âmire Veznedarı Mehmet Emin Beyin kızı İsmet Hanım’la evlendi; bu evlilikten Cemile, Feride, Suadi, Emin, Tahir adlı çocukları dünyaya geldi. Mehmet Âkif, edebiyata olan ilgisini şiir yazarak ve edebiyat öğretmenliği yaparak sürdürdü. Resimli Gazete’de, Servet-i Fünûn dergisinde şiirleri ve yazıları yayımlandı. İstanbul’da bulunduğu sırada bakanlıktaki görevinin yanı sıra önce Halkalı Ziraat ve Baytar Mektebinde 1906 kompozisyon kitabet-i resmiye, sonra Çiftçilik Makinist Mektebinde 1907 Türkçe dersleri vermek üzere öğretmen olarak atandı. MEHMET ÂKİF ERSOY VE MEŞRUTİYET II. Meşrutiyet ilan edildiğinde Mehmet Âkif, Umur-ı Baytar-iye Dairesi Müdür Muavini idi. II. Abdülhamid'in istibdat rejiminin şiddetli bir muhalifiydi, hatta II. Abdülhamid'in yüzünü gördüğünde bile midesinin bulandığını hatıralarında anlatır. Bunun etkisiyle, Meşrutiyet'in ilanından on gün sonra arkadaşı rasathane müdürü Fatin Hoca'nın yönlendirmesiyle, on bir arkadaşı ile birlikte İttihat ve Terakki Cemiyetine üye oldu. Ancak Mehmet Âkif, üyeliğe girerken edilen yeminde yer alan "Cemiyetin bütün emirlerine, bilâkayd ü şart kayıtsız şartsız itaat edeceğim." cümlesinde geçen "kayıtsız şartsız" ifadesine karşı çıkmış, "sadece iyi ve doğru olanlarına'" şeklinde yemini değiştirtmişti. Cemiyetin Şehzadebaşı İlmiye Mahfelinde Arap edebiyatı dersleri veren Âkif, Kasım 1907’de, Umur-i Baytariye Müdür Muavinliği görevini sürdürürken Darülfünun’da edebiyat-i Osmaniye dersleri vermeye başladı. II. Meşrutiyet’in Âkif'in hayatında en büyük etkisi, meşrutiyetle birlikte yayın dünyasına adım atması olmuştu. Daha önce bazı şiirleri ve yazıları birkaç gazetede yayımladıysa da eser yayımlamaya uzun süredir ara vermişti. Meşrutiyetin ilanından sonra, arkadaşı Eşref Edip ve Ebül’ula Mardin'in çıkardığı ve ilk sayısı 27 Ağustos 1908'de yayımlanan Sırat-ı Müstakim dergisinin başyazarı oldu. İlk sayıda Fatih Camii şiiri yayımlandı. Ebül'ula Mardin ayrıldıktan sonra dergi, 8 Mart 1912'den itibaren Sebilü'r-Reşad adıyla çıkmaya devam etti. Âkif'in hemen hemen bütün şiir ve yazıları bu iki dergide yayımlandı. Gerek dergilerdeki yazılarında, gerekse İstanbul camilerinde verdiği vaazlarda Mısırlı bilgin Muhammed Abduh'un etkisiyle benimsediği İslam Birliği görüşünü yaymaya çalıştı. 1910 yılında gerçekleşen Arnavutluk İsyanı onu çok üzmüş ve arkasından gelecek kötü olayları sezmişti. Balkanlar'da artan düşmanlık duygularını ve doğabilecek isyanları önlemek için bir şeyler yapma arzusu duydu ancak Balkan Savaşı ile hüsrana uğradı. 1914’ün başında iki aylık bir seyahate çıkarak Mısır ve Medine'de bulundu. Mısır seyahati hatıralarını "El Uksur'da" adlı şiirinde anlattı. 1913’te kurulan Müdafaa-i Milliye Cemiyeti'nin halkı edebiyat yoluyla aydınlatma amacı güden neşriyat şubesinde Recaizade Ekrem, Abdülhak Hamid, Süleyman Nazif, Cenap Şahabettin ile beraber çalıştı. 2 Şubat 1913 günü Bayezid Camii kürsüsünde, 7 Şubat 1913 günü Fatih Camii kürsüsünde konuşarak halkı vatanı savunmaya çağırdı. MEHMET ÂKİF ERSOY VE TEŞKİLÂT-I MAHSUSA Balkan Savaşı'ndan sonra, ilk olarak Umur-i Baytariye görevinden 1913, sonra yayınlarının hükûmetle uygun düşmemesi nedeniyle aldığı ikaz üzerine Darülfünun müderrisliği görevinden ayrıldı 1914. Yalnızca Halkalı Ziraat ve Baytar Mektebi'ndeki görevine devam etti. Harbiye Nezareti'ne bağlı Teşkilat-ı Mahsusa'dan gelen teklif üzerine İslam birliği kurma gayesi güden Almanya'ya Berlin'e Tunuslu Şeyh Salih Şerif ile birlikte gitti 1914. İngilizlerle birlikte Osmanlı'ya karşı savaşırken Almanlara esir düşmüş Müslümanların kamplarında incelemelerde bulundu ve farkında olmadan Osmanlı'ya karşı savaşan bu Müslüman esirleri aydınlatmaya çalıştı. Fransız ordusundaki Müslümanlara yönelik yazdığı Arapça beyannameler cephelere uçaklardan atıldı. Almanya'da iken yazdığı Berlin Hatıraları adlı şiirini dönünce Sebilürreşad'da yayımladı. İstanbul'a döndükten sonra 1916 başlarında Teşkilat-ı Mahsusa tarafından Arabistan'a gönderildi. Görevi, bu topraklardaki Arapları Osmanlı'ya karşı kışkırtan İngiliz propagandası ile mücadele etmek için "karşı propaganda" yapmaktı. Mehmet Âkif, Berlin'deyken heyecanla Çanakkale Savaşı ile ilgili haberleri takip etmişti. On dört ay süren savaşın zaferle sonuçlandığı haberini Arabistan'da iken aldı. Bu haber karşısında büyük coşku duydu ve Çanakkale Destanı'nı kaleme aldı. Arabistan dönüşünde iki ay Lübnan'da kalan Mehmet Âkif, "Necid Çölleri'nden Medine'ye" şiirinde bu seyahatini anlattı. MEHMET ÂKİF ERSOY VE DÂRÜ'L-HİKMETİ'L-İSLAMİYE CEMİYETİ Lübnan'da yaşayan Mekke Emiri Şerif Ali Haydar Paşa’nın daveti ile 1918'de bu ülkeye giden Âkif, Lübnan'da iken Şeyhülislamlığa bağlı Dârü'l-Hikmeti'l-İslâmiye Cemiyeti başkâtipliğine atandı. Ahmet Cevdet, Mustafa Sabri, Said Nursi gibi isimlerin kurduğu ve Osmanlı Devleti ile diğer İslam ülkelerinde çıkacak dini meseleleri halletmek, İslam aleyhindeki gelişmelere yanıt vermek amacıyla kurulan bu örgütte çalışırken bir yandan da Said Halim Paşa'nın "İslamlaşmak" adlı eserini Fransızcadan Türkçeye çevirdi. Bu dönemde Anadolu toprakları işgale uğramış; Türk halkı Kurtuluş Savaşı'nı başlatarak direnişe geçmişti. Bu harekete katılmak isteyen Âkif, Balıkesir'e giderek 6 Şubat 1920 günü Zağnos Paşa Camii'nde çok heyecanlı bir hutbe verdi. Halkın beklenmedik ilgisi karşısında daha birçok yerde hutbe verdi, konuşmalar yaptı ve İstanbul'a döndü. Bu arada Sebilürreşad idarehanesi, Millî Mücadele’ye katılmak için Anadolu’ya geçmiş olanlarla İstanbul’daki yakınlarının gizli haberleşme merkezi hâline gelmişti. Âkif, Kurtuluş Savaşı’nı desteklemesi nedeniyle 1920'de Dârü'l-Hikmeti'l-İslâmiye Cemiyetindeki görevlerinden azledildi. MEHMET ÂKİF ERSOY VE İSTİKLAL SAVAŞI İstanbul'da rahat hareket etme olanağı kalmayan Mehmet Âkif, görevinden azledilmeden az önce oğlu Emin'i yanına alarak Anadolu'ya geçti. Sebilü'r-Reşad'ı Ankara'da çıkarması için Mustafa Kemal Paşa'dan davet gelmişti. TBMM'nin açılışının ertesi günü olan 24 Nisan 1920 günü Ankara'ya vardı. Millî Mücadele'ye şair, hatip, seyyah, gazeteci, siyasetçi olarak katıldı. Ankara'ya varışından bir süre sonra ailesini de yanına aldırdı. Ankara'ya geldiği günlerde, Mustafa Kemal Paşa Konya vali vekiline telgraf göndererek Âkif'in Burdur milletvekili seçilmesini sağlamasını istemişti. Haziran ayında Burdur'dan, temmuz ayında ise Biga'dan mebus seçildiği haberi meclise ulaştı. Âkif, Burdur mebusluğunu tercih etti. Böylece 1920-1923 yılları arasında vekil olarak I. TBMM'de yer aldı. Meclis kayıtlarında adı "Burdur milletvekili ve İslam şairi" olarak geçmektedir. Ankara'ya varır varmaz ona verilen ilk görev, Konya Ayaklanması'nı önlemek için halka öğütler vermek üzere Konya'ya gitmekti, büyük gayretine rağmen Konya'da kesin bir sonuca ulaşamadı ve Kastamonu'ya geçti. Halkı, Türk Kurtuluş Savaşı'na destek vermeye teşvik etmek için 1920 yılının Kasım ayında Kastamonu'daki Nasrullah Camii'nde verdiği ateşli vaaz, Diyarbakır'da basıldı ve tüm vilayetlere ve cephelere dağıtıldı. Âkif, Anadolu'ya geçerken Eşref Edip'e de arkasından gelmesini söylemişti. Eşref Edip, Sebilü'r-Reşad dergisinin klişesini de alıp İstanbul'dan ayrıldı. Son olarak 6 Mayıs 1921 günü derginin 463. sayısını yayımlamışlardı. Âkif derginin 464-466. sayılarını Eşref Edip ile beraber Kastamonu'da yayımladı, 464. sayı o kadar ilgi gördü ki birkaç kere basılıp Anadolu'ya ve askere dağıtıldı. 467. sayıdan itibaren yayıma Ankara'da devam ettiler. Derginin etkisi o kadar büyüktü ki, yaydığı yoğun duyguların hâkimiyetindeki Türk halkları etkilenmesinden korkan Rusya, gazetenin ülkeye girişini yasakladı. 1921'de Ankara'da Taceddin Dergâhı'na yerleşen Mehmet Âkif, Burdur milletvekili olarak meclisteki görevine devam etmekteydi. O dönemde Yunanların Ankara'ya ilerleyişi karşısında meclisi Kayseri'ye taşımak için hazırlık vardı. Bunun bir dağılmaya yol açacağını düşünen Mehmet Âkif; Ankara'da kalınmasını, Sakarya'da yeni bir savunma hattı kurulmasını önerdi; teklifi tartışılıp kabul edildi. Taceddin Dergâhı'nda kaldığı ev Mehmet Akif Ersoy Müzesi olarak ziyarete açıktır. MEHMET ÂKİF ERSOY İSTİKLAL MARŞI'NI NEDEN YAZDI? Aynı dönemde Millî Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Bey'in ricası üzerine arkadaşı Hasan Basri Bey kendisini ulusal marş yarışmasına katılmaya ikna etti. Konulan 500 liralık ödül nedeniyle başlangıçta katılmayı reddettiği bu yarışmaya, o güne kadar gönderilen şiirlerin hiçbiri yeterli bulunmamıştı ve en güzel şiiri Mehmet Âkif'in yazacağı kanısı mecliste hâkimdi. Mehmet Âkif'in yarışmaya katılmayı kabul etmesi üzerine kimi şairler şiirlerini yarışmadan çektiler. Şairin orduya ithaf ettiği İstiklâl Marşı, 17 Şubat günü Sırat-ı Müstakim ve Hâkimiyet-i Milliye'de yayımlandı. Hamdullah Suphi Bey tarafından mecliste okunup ayakta dinlendikten sonra 12 Mart 1921 Cumartesi günü saat ulusal marş olarak kabul edildi. Âkif, ödül olarak verilen 500 lirayı Hilal-i Ahmer bünyesinde, kadın ve çocuklara iş öğreten ve cepheye elbise diken Dar’ül Mesai vakfına bağışladı. MEHMET ÂKİF ERSOY VE MISIR'A YERLEŞMESİ İstiklâl Madalyası ile ödüllendirilen Mehmet Âkif, 1922 yılında sağlık gerekçesi ile milletvekilliğinden istifa etti. 1923 yılının Mart ayının son günlerinde ortadan kaybolan yakın arkadaşı Trabzon Milletvekili Ali Şükrü'nün Mustafa Kemal'in Muhafız Alayı Kumandanı Topal Osman tarafından öldürüldüğünün anlaşılması üzerine kendine yeni bir yurt bulması gerektiğini hissetti.[14] Bir süredir kendisini Mısır'a davet eden Mısır Hıdivi Abbas Halim Paşa'nın davetine uydu ve böylece kışlarını Mısır’da geçirmeye başladı. Onun ülkeden ayrılışını 1924'te hilâfetin kaldırılması veya 1925 yılında çıkarılan Şapka Kanunu ile açıklayanlar vardır. Akif, gitmeden önce Kur'an'ın mealini hazırlamak için Diyanet İşleri Başkanlığı ile anlaşma imzaladı. Kur'an çevirisini yapabilecek tek adam olarak görüldüğünden Kur'an'ı Türkçeye tercüme işine girişmesi için 1908'den itibaren yoğun bir ısrar vardı. Tercüme işine kesinlikle yanaşmayacağı anlaşılınca bir Kur'an meali yazmak hususunda güçlükle razı edilmiştir. En ünlü eseri Safahat, 1924 yılında Türkiye'de basıldı. Birkaç sene yazları İstanbul'da, kışları Mısır'da geçiren Mehmet Âkif, 1926 kışından sonra Mısır'dan dönmedi. Kahire yakınlarındaki Hilvan'a yerleşti. Burada adeta inzivaya çekilerek Kur'an meali üzerinde çalışmayı sürdürdü ancak ülkede ulusal din projesinin Türkçe ezan-ibadet hayata geçirilme projesini öğrenince kendi çalışmasının bu projede kullanılmasından çekinerek[15] 1932'de mukaveleyi feshetti. Diyanet İşleri Başkanlığı hem tercüme hem yorumlama işini Elmalılı Hamdi Efendi'ye verdi. Âkif, kendi yazdıklarını dostu Yozgatlı İhsan Efendi'ye teslim etti ve ölür de gelmezse yakmasını nasihat etti Ekmeleddin İhsanoğlu'nun babası. Mehmet Âkif, Mısır yıllarında Kur'an çevirisinin yanı sıra Türkçe dersleri vermekle meşgul olmuştu. Kahire'deki "Câmiat-ül Mısriyye" adlı üniversitede Türk Dili ve Edebiyatı dersleri verdi 1925-1936. MEHMET ÂKİF ERSOY'UN VEFATI MEHMET ÂKİF ERSOY NEDEN ÖLDÜ? Siroz hastalığına tutulunca hava değişikliği iyi gelir düşüncesiyle önce Lübnan'a, sonra Antakya'ya gitti fakat Mısır'a hasta olarak döndü. 17 Haziran 1936'da tedavi için İstanbul'a döndü. 27 Aralık 1936 tarihinde İstanbul'da, Beyoğlu'ndaki Mısır Apartmanı'nda öldü. Edirnekapı Mezarlığı'na gömüldü. Mezarı iki yıl sonra, üniversiteli gençler tarafından yaptırıldı; 1960'ta yol inşaatı nedeniyle kabri Edirnekapı Şehitliği'ne nakledildi. Mezarı, Süleyman Nazif ve arkadaşı Ahmet Naim Bey'in mezarları arasındadır. Mehmet Âkif'e 1 Haziran 1936 tarihi itibarı ile 478 lira 20 kuruş emekli maaşı bağlanmıştır. Bu maaş 1936 yılı Ekim ayından itibaren ödenmeye başlanmış, toplu olarak 2976 lira almıştır. Emekli cüzdanının son sayfasında ise "600 lira borç" ibaresi yazılıdır. Bu borç düştükten sonra ise kalan kısım ailesine verilmiş ve Mehmet Âkif bundan iki ay sonra ölmüştür. MEHMET ÂKİF ERSOY'UN KİTAPLARI Şairin Safahat adı altında toplanan şiirleri, sekiz kitaptan oluşmuştur. Şair, İstiklâl Marşı'nı Safahat'a koymamıştır. Nedenini ise şöyle açıklar "Çünkü ben onu milletimin kalbine gömdüm." Kitap Safahat 1911 - Kırk dört manzume içerir. Siyasal olaylar, mistik duygular, dünyevi görevlerden Süleymaniye Kürsüsünde 1912 - Süleymaniye Camii'ne giden iki kişinin söyleşileri ile başlar, kürsüde Seyyah Abdürreşit İbrahim'in konuşturulduğu uzun bir bölümle devam Hakkın Sesleri 1913 - Topluma İslami mesajı yaymaya çalışan on Fatih Kürsüsünde 1914 - Fatih Camii'ne giden iki kişinin söyleşileri ile başlar, vaizin uzun konuşması ile devam Hatıralar 1917 - Âkif'in gezdiği yerdeki izlenimleri ve toplumsal felaketler karşısında Allah'a yakarışını Asım 1924 - Hocazade ile Köse İmam arasındaki konuşmalar şeklinde tasarlanmış tek parça 1933 - 1918-1933 arasında yazılmış 41 adet manzumeyi içerir. Her biri, yazıldıkları dönemin izlerini Safahat Toplu Basım ilki 1943 - Yedi safahatını bir araya getirir. OKULUMUZ ÖZEL ÖĞRENCİ SERVİSLERİ İHALESİ TARİHİNDE YAPILACAK OLUP OKUL SERVİS ARAÇLARININ ÇALIŞTIRILMASI İLE İLGİLİ TİP ŞARTNAME AŞAĞIDA SUNULMUŞTUR. OKULUMUZA TAŞIMA YAPMAK İSTEYEN SERVİS ARAÇLARININ ŞARTNAMEYE UYGUN OLARAK TİTİZLİKLE TAŞIMA YAPACAKLARDIR. İLGİLİ SERVİS TAŞIMACISI GERÇEK/TÜZEL KİŞİLERE DUYURU 2020-2021 Eğitim Öğretim yıllarında geçerli olmak üzere 2 iki eğitim yılı İçin Mehmet Akif Ersoy Anadolu İmam Hatip Lisesi Taşımacıyı Tespit Komisyonu olarak, Okul Servis Araçları Hizmet Yönetmeliğinin 5. maddesi 3. fıkrası ve 7. maddesi uyarınca Okul Servis Taşıması İşi´ ihalesi tarihinde Saat Mehmet Akif Ersoy Anadolu İmam Hatip Lisesi´nde yapılacaktır. İhaleye katılma şartnamesi ve istenen belgeler aşağıda belirtilmiştir. Şartname dosyası Mehmet Akif Ersoy Anadolu İmam Hatip Lisesi müdürlüğü´nden ücretsiz teslim alınabilecektir. Uygun koşulları taşıyan ve istenen belgeleri hazırlayan iştirakçiler Açık Teklif İletme Usulü ile tekliflerini okul ''Taşımacıyı Tespit Komisyonuna'' Cuma günü Saat ´a kadar imza karşılığı teslim etmeleri gerekmektedir. Hüseyin YILDIRIM Okul Müdürü Taşımacıya Tespit Komisyonu Başkanı İLGİLİ SERVİS TAŞIMACISI FİRMALARDAN İSTENİLEN BELGELER Taşımacılardan istenen belgeler cüzdan fotokopisi 26 yaştan büyük olmalı sicil kaydı Son 5 yıl içinde ceza almamış olmalı raporu kurs belgesi izin belgesi İlgili büyükşehir belediyesinden/belediyeden alınan özel izin belgesi personel sigorta bilgileri belgesi E sınıfı en az 5 ve B sınıfı en az 7 yıllık olmalı sınıfı sürücü belgesi için en az beş yıllık, D1 sınıfı sürücü belgesi için en az yedi yıllık sürücü belgesine sahip olmak, ve rehber personelin ilgili il/ilçe milli eğitim müdürlüğünce düzenlenen eğitim sonunda almış oldukları sertifikayı, raporu belgesi gereği kayıtlı olduğu Ticaret ve/veya Sanayi Odası veya Meslek Odası Belgesi; veya tüzel kişinin adres, telefon, vergi levhası, e-posta adresleri beyannamesi gerçekleştireceği taşıtların gerçek kişilerde gerçek kişiler adına, tüzel kişilikler de üçte birinin tüzel kişilik adına tescilli olduğuna ilişkin belgeler, Araçlar için istenen belgeler 1. Taşıt ruhsat fotokopileri 12 yaştan büyük olmayacak 2. Taşıt fotoğrafı 3. Taşıt muayene belgesi 4. Bu taşıttaki rehber personel bilgileri ad, soyadı, kimlik no, Gsm no, adres 5. Sigorta poliçesi 6. Ferdi kaza sigorta poliçesi 7. Taşımacının servis ve yolcu taşımacılığını gösterir NACE kodlu faaliyet belgesi Sözleşme imzalama aşamasında taşımacı yukarıdaki evrakları vermek zorundadır. EK-1 MEHMET AKİF ERSOY ANADOLU İMAM HATİP LİSESİ OKUL SERVİS ARAÇLARI ÇALIŞTIRMASI TİP ŞARTNAMESİ BİRİNCİ BÖLÜM Genel Hükümler Amaç Madde 1- Bu Tip Şartnamenin amacı, Okul Servis Araçlarının Çalıştırılmasına İlişkin belirlenen usul ve esaslar kapsamında sözleşmeye bağlanan taşıma işlerinin yürütülmesinde uygulanacak genel esas ve usulleri belirlemektir. Konusu Madde 2-Bu Tip Şartnamenin konusu, 2020/2021 öğretim yılı boyunca Mehmet Akif Ersoy Anadolu İmam Hatip Lisesi'nin öğrencilerinden isteyenlerin adreslerinden alınarak taşımacıyı tespit komisyonu ve taşımacı tarafından ortaklaşa belirlenen güzergâhlardan okula getirilmesi ve ders bitiminde de tekrar adreslerine geri götürülmek suretiyle taşımacılığının Okul Servis Araçları yönetmeliği kapsamında yapılmasıdır. Bu Tip Şartname, sözleşmenin eki ve ayrılmaz parçasıdır. İKİNCİ BÖLÜM Genel Yükümlülükler Taşımacının Genel Sorumlulukları Madde 3- 1 Taşımacılar; a Öğrenci ve çocukların oturarak, güvenli ve rahat bir yolculuk yapmalarını sağlayacak tedbirleri alarak taahhüt ettiği yere kadar valiliklerce belirlenecek okul açılış saatinden 15 onbeş dakika önce okula bırakmak ve okul kapanış saatinden 15 onbeş dakika sonra okuldan almak, b Araçta rehber personel bulundurmak, c Taşımanın tamamının veya bir kısmının bir büyükşehir belediyesi/belediye sınırları içerisinde gerçekleşmesi halinde; şehir içinde izlenecek güzergâh için ilgili büyükşehir belediyesinden/belediyeden özel izin belgesi almak, ç Tahdit ve/veya tahsis uygulanan illerde tahditli/tahsisli araç plaka belgeleri, diğer illerde ise Okul Servis Araçları Yönetmeliğinde belirtilen şartlara uygun ve gerekli izin belgelerini vermek, d Hizmet akdine tabi olarak yanında çalışanların, sosyal güvenlik yönünden sigorta işlemlerini yaptırmak, e tarihli ve 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanununun 62 nci maddesi çerçevesinde belirlenen fiyat tarifesine uymak, f Taşınan öğrenci ve çocuğun; 1 Okulunun veya ikametgâhının değişmesi, 2 Uzun süreli tedaviyi gerektiren bir hastalık geçirmesi, 3 Okuldan ayrılması veya öğrencilik hakkını kaybetmesi, 4 Özel izin belgesinin iptal edilmesi, hallerinden herhangi birine bağlı olarak servisle taşınmaktan vazgeçmesi durumunda varsa geri kalan ayların ücretlerini iade etmek, g Her eğitim-öğretim yılında çalıştıracakları rehber personel ve şoförlerin isimleri ile araçların plakalarını ve her türlü değişiklikleri aynı gün içinde okul yönetimine bildirmek, ğ Okul servis araçlarındaki araç takip sistemi verilerini, istenmesi halinde okul yönetimi, kolluk birimleri ve velilerle paylaşmak, h Eğitim öğretim yılında çalıştıracakları rehber personel ile şoförlerin sabıka kayıt belgelerini vermek, ı Taşımacı araçlarını, tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu, tarihli ve 23053 mükerrer Resmî Gazete 'de Karayolları Trafik Yönetmeliği ve ve 30221 sayılı Resmî Gazete' de yayımlanarak yürürlüğe giren "Okul Servis Araçları Yönetmeliği'nin 4 üncü maddesinde belirtilen şartlara ve mevcut mevzuat ile-sözleşme süresince yürürlüğe girecek- tüm yasal yükümlülüklere uygun bulundurmayı, komisyonun / okulun her zaman bu uygunluğu denetlemesine / denetletmesine açık tutmak ile yükümlüdürler. i Herhangi bir nedenle servis araçlarının bir veya birkaçının hizmet dışı kalması halinde, hizmetin devamlılığını sağlayacak şekilde sözleşme şartlarına uygun araç temin edilecektir. j Taşımacı, araçlar için Ulaşım Koordinasyon Merkezi UKOME veya Toplu Ulaşım Hizmetleri Müdürlüğünden "Okul Servis Aracı Güzergâh Kullanım İzin Belgesi" veya Çalışma Ruhsatı almak zorundadır. k Okul Servis Araçları Yönetmeliğinin 10–11-12 inci maddelerinde öngörülen okul servis araçlarına zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptıracaktır. l Tüm servis araçlarında; taşınan öğrencilerin adı soyadı, kan grupları, veli adları, ev ve iş yeri adresleri ve telefon numaralarını gösterir bir listeyi araçta sürekli olarak bulunduracaktır. m Öğrenci velileri ile servis sözleşmesi imzalanacak, sözleşmede ismi yazılmayan öğrencileri taşınmayacak, ödemeleri sözleşmede belirtilen süreler içinde veliden talep edilecektir. n Taşımacı okulda ya da okulun tespit ettiği şehir içinde servis hizmetlerini aksatmamak koşulu ile resmi bayram günleri dâhil olmak kaydıyla yapılacak etkinlikler ile okulların yarışmacı olduğu sportif ve kültürel müsabakalar çerçevesinde ücretsiz araç tedarik eder. Bunun dışında hafta içi hafta sonu yapılacak piknik gezi tiyatro sinema konser tanıtım ve benzeri etkinlikler okul etkinliği kapsamında sayılmaz ve ücretlendirilir. Araç talepleri iki gün önceden taşımacıya bildirilir. o Servis araçları hangi nedenle olursa olsun geç kaldıklarında öğrenciler kendilerini alma noktasında en fazla 10 on dakika bekledikten sonra taksi/dolmuş/otobüs ile okula geldiklerinde okulda bulunan servis görevlisi tarafından taksi/dolmuş/otobüs ücretini nakden ödeyecektir. ö Servis aracının seferi sırasında gecikme durumunu derhal idareye/komisyona/veliye bildirecektir. p Taşımacı, komisyonun yazılı onayı olmadıkça bu sözleşmeye dayalı hak ve yükümlülüklerini hiç kimseye temlik, devir ve ciro edemeyecek, isim ve unvan değişikliği yapmayacaktır. 2 Taşımacı, bu Tip Şartnamede öngörülen yükümlülük ve yasakları ihlâl ederek idareye veya üçüncü kişilere verdiği zarardan dolayı bizzat sorumludur. Şoförün ve Rehber Personelin Yükümlülükleri Madde 4- a Servis sürücüleri ve rehber personel Okul Servis Araçları Yönetmeliğinin 9 uncu maddesinde belirtilen özelliklere sahip, araçların her türlü bakım ve emniyetinden sorumlu, saç sakal tıraşlı, sade, temiz ve kamu adabına uygun kıyafetle hizmet verecekler, öğrencilerle uygun şekilde muhatap olacaklar, saygı sınırlarını aşmayacaklardır. b Taşıma yapan servis sürücülerinin ve rehber personelin aralarında tartışmamaları, hareketleri ve bakışlarıyla öğrencileri taciz etmemeleri veya öğrencinin gelişimini kötü yönde etkileyici söz ya da davranışlarda bulunmamaları zorunludur. Bu tür davranan sürücüler ve rehber personeller, ihtara gerek kalmadan Taşımacıyı Tespit Komisyonu tarafından görevinden uzaklaştırılacaktır. c Servis sürücüleri ve rehber personel, öğrenciler araçta iken sigara içmeyecekler ve serviste zorunlu bilgilendirme dışında görüntü ve ses sistemlerini çalıştırmayacaklardır. ç Güzergâhlar Taşımacıyı Tespit Komisyonu ve taşımacı tarafından ortaklaşa belirlenecektir. Güzergâhlar tespit edilirken hangi suretle olursa olsun tehlikeli ve kalabalık güzergâhlar değil öğrencilerin riske girmeyeceği noktalar ve yollar tercih edilecektir. Belirlenen güzergâhlarda ikamet eden öğrenciler adreslerinden alınıp tekrar adreslerine bırakılacaktır. d Öğrencilerin ikamet adreslerinde yıl içerisinde değişiklik olduğu takdirde öğrenci sayısına göre güzergâhlarda çalıştırılan araçlar arasında komisyon tarafından en uygun şekilde yer değişikliği yapılabilecektir. e Bakanlık ya da Valilik tarafından mesai/eğitim saatleri değiştirildiği takdirde taşımacı değişen saat uygulamasına aynen uyacaktır. f Öğrencilerin araçlara binmesi ve inmesi sırasında, trafikteki diğer araçların öğrenciler için tehlike oluşturmayacak şekilde duraklamasını sağlamak amacıyla DUR işaret levhası mutlaka yakılacaktır. g Okul servis araçları; okula uzaklık, coğrafi ve iklim şartları dikkate alınarak öğrencileri ders başlangıcından en az 15 dakika önce okula teslim edecek, evden daha erken alınarak okula erken bırakılmayacak, 15 dakikadan daha fazla bir süre bekletilmelerine fırsat verilmeyecektir. Ayrıca ders bitiminde okuldan bekletilmeden alınarak evlerine dönmeleri konusunda aksaklığa meydan verilmeyecektir. ğ Servis araçlarında yönetmelikte belirlenen ve taşıma sınırı üzerinde ve ayakta öğrenci taşınmayacaktır. h Geçici olarak belgesi iptal olan şoförlerin sözleşmeleri iptal edilecektir. ı Öğrenci servis araçlarına komisyonun onayladıklarının dışında taşıt sürücüsünün yakınları dahil hiçbir kimse bindirilmeyecektir. i Şoför ve rehber personelin, ilgili il/ilçe milli müdürlüğünce düzenlenen eğitim sonunda verdiği sertifikaya sahip olmaları gerekmektedir. ÜÇÜNCÜ BÖLÜM Araçların Özellikleri Taşıtlarda Aranacak Şartlar MADDE 5– 1 Taşımacılar tarafından okul servis aracı olarak kullanılacak taşıtlarda aşağıdaki şartlar aranır a Okul servis araçlarının arkasında "OKUL TAŞITI" yazısını kapsayan numunesine uygun renk, ebat ve şekilde yansıtıcı bir kuşak bulunacaktır. b Okul servis aracının arkasında, öğrenci ve çocukların iniş ve binişleri sırasında yakılmak üzere en az 30 cm çapında kırmızı ışık veren bir lamba bulunacak ve bu lambanın yakılması halinde üzerinde siyah renkte büyük harflerle "DUR" yazısı okunacak şekilde tesis edilmiş olacak, lambanın yakılıp söndürülmesi tertibatı fren lambaları ile ayrı olacaktır c Okul servis aracı olarak kullanılacak taşıtlarda, öğrenci ve çocukların kolayca yetişebileceği camlar ve pencereler sabit olacak, iç düzenlemesinde demir aksam açıkta olmayacak, varsa yaralanmaya sebebiyet vermeyecek yumuşak bir madde ile kaplanacak ve engelli öğrenci ve çocukları taşıyacak olan okul servis araçları ayrıca tarihli ve 5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanun ve bu Kanuna dayalı olarak çıkarılan ikincil mevzuata uygun olacaktır. ç Okul servis araçlarında tarihli ve 29869 sayılı Resmî Gazete 'de yayımlanan Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmelik ile Karayolları Trafik Yönetmeliğinde belirtilen standart, nitelik ve sayıda araç, gereç ve malzemeler her an kullanılabilir durumda bulundurulacaktır. d Okul servis araçlarının kapıları şoför tarafından açılıp kapatılabilecek şekilde otomatik havalı, hidrolikli vb. olabileceği gibi; araç şoförleri tarafından elle kumanda edilebilecek şekilde mekanik de olabilecektir. Otomatik olduğu takdirde, kapıların açık veya kapalı olduğu şoföre optik ve/veya akustik sinyallerle intikal edecek şekilde olacaktır. e Okul servis aracı olarak kullanılacak taşıtlar temiz, bakımlı ve güvenli durumda bulundurulacak ve altı ayda bir bakım ve onarımları yaptırılmakla birlikte; taşıtların cinsine göre Karayolları Trafik Yönetmeliğinin öngördüğü periyodik muayeneleri de yaptırılmış olacaktır. f Okul servis aracı olarak kullanılacak taşıtların yaşları 12 on iki yaşından büyük olmayacaktır. Taşıtların yaşı fabrikasınca imal edildiği tarihten sonra gelen ilk takvim yılı esas alınarak hesaplanacaktır. g Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre tayin edilen ve o araca ait tescil belgelerinde gösterilen oturulacak yer adedi, aracın içerisine görülebilecek bir yere yazılarak sabit şekilde monte edilecektir. ğ Gerçek ve tüzel kişi ve kuruluşlara ait okul servis aracı olarak teçhiz edilmiş araçlar, taahhüt ettikleri öğrenci ve çocukları taşıma hizmetlerini aksatmamak kaydıyla, personel servis taşıma faaliyetlerinde de kullanılabilir. Ancak, bu taşıma esnasında okul servis araçlarına ait ışıklı işaretlerin şoförler tarafından kullanılması yasaktır. h Okul servis araçları Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olacaktır. ı Okul servis araçlarında araç takip sistemi, araç içi kamera bulundurulacaktır. Kayıtlar en az otuz gün muhafaza edilecektir. i Okul servis araçlarında her öğrenci ve çocuk için üç nokta emniyet kemeri ve gerekli koruyucu tertibat sensör vbbulundurulacaktır. j Okul servis araçlarında görüntü ve müzik sistemleri taşıma hizmeti sırasında kullanılmayacaktır. k Okul servis araçlarında yazın serin, kışın sıcak ortam sağlayacak sistemler bulundurulacaktır. l Okul servis araçlarında Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığınca standartları belirlenen her koltukta oturmaya duyarlı sensörlü sistemler bulundurulacaktır. m Okul servis araçlarında tüm koltukları görecek şekilde Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmelik ekinde belirtilen standartlara uygun, iç ve dış kamera ile en az otuz gün süreli kayıt yapabilen kayıt cihazı bulundurulacaktır. n Okul servis araçlarının camlarının üzerine renkli film tabakaları yapıştırılması yasaktır. o Okul servis araçlarında iç mekânı gösteren beyaz cam dışında cam kullanılamaz. DÖRDÜNCÜ BÖLÜM Sözleşme İlişkileri Sözleşmenin Feshi Ve İptali Madde 6- Sözleşme yapıldıktan sonra eğitim öğretim yılının tamamlanması ile kendiliğinden sona erer. Yıllara sair olarak yapılanlarda ilgili eğitim öğretim yılı sonu itibarı ile kendiliğinden sona erer. Sözleşme süresi içinde; a Taşımacıların, şoförlerin ve rehber personellerin; 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, millî savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık ve aynı Kanunun Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar başlıklı İkinci Kısım Altıncı Bölümünde düzenlenen maddelerdeki suçlardan birinden mahkûm olması, b Affa uğramış veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olsa bile Türk Ceza Kanununun 81, 102, 103, 104, 105, 109, 179/3, 188, 190, 191, 226, 227 maddelerindeki suçlardan hüküm giymesi veya devam etmekte olan bir kovuşturması bulunması ya da kovuşturması uzlaşmayla neticelenmiş olması, c Taşımacıların, şoförlerin ve rehber personelin genel ahlaka ve adaba aykırı davranışlarda bulunduğunun, araç içerisinde genel ahlaka ve adaba aykırı görsel ve yazılı yayınlar bulundurduğunun, taşımacıların, şoförlerin ve rehber personellerin eğitim ve öğretim ortamını olumsuz etkileyen davranışlarda bulunduğunun yetkili mercilerce tespiti, ç Tüzel kişilere ait araçlar en fazla iki okulda öz mal olarak gösterilir, öz mal olarak gösterilen araçların sözleşme yapılan okullarda çalışmadığı tespit edilmesi halinde o ildeki tüm okul sözleşmeleri iptal edilir. d Sözleşmede belirtilen yükümlülükleri yerine getirmeyen taşımacının sözleşmesi iptal edilerek gerekli işlemler yapılır. e Taşımacının sözleşme hükümlerinde öngörülen yükümlülüklerini yapılan yazılı bildirime rağmen on beş gün içinde yerine getirmemesi, hâlinde sözleşme tek taraflı olarak feshedilir. Diğer Hususlar Madde 7- a Öğrenci taşımacılığı yapan her araç Taşımacıyı Tespit Komisyonunca belirlenen ve yazılı olarak bildirilen bir muhtaç öğrenciyi ücretsiz olarak taşımakla yükümlüdür. b İhtiyaç olması halinde okul yönetiminin uygun gördüğü bir noktada firma okulda araçların takibinden sorumlu ve okul idaresiyle diyaloğun sağlaması amacıyla bir yetkiliyi okulda bulunduracaktır. Okul binasına ve eklentilerine görevli yetkili haricinde taşımacılığını üstlenen kişi veya kuruluşun personeli giremez ve öğrencilere olumsuz örnek teşkil eden sigara ve içki içmek, zararlı maddeler kullanmak vs. davranışlarda bulunamaz. c Okul yönetimince belirlenen amblem ve okul ismi servis araçlarına asılacaktır. ç Okul yönetimi tarafından taşımacıya okul/veli ve öğrencilerle iletişimlerini sağlamak için uygun bir yer gösterilecektir. dŞoförler okul binaları içinde zaman geçirmeyecek, okul kantin ve lavabolarını kullanmayacaklardır. e Servis araçları bahçesi müsait olmayan okullardan öğrencileri boşalttıktan sonra okul bahçesini terk edecektir. f Gerçek ve tüzel kişiler, birlikte taşıma hizmeti yapabilirler. Ancak bu durumda taşımacının taşımayı gerçekleştireceği taşıtların üçte birinin taşımacıların adlarına tescilli olması zorunludur. Tüzel kişiliklerde servis araçlarını çalıştırma işi tamamı veya bir kısmı alt yüklenicilere yaptırılamaz. g Okulların ve öğrencilerin durumlarına göre, bu sözleşmede belirtilmeyen hususlar karşılıklı mutabakatla uygulanabilir, makul madde veya maddeler ilave edilebilecektir. Mevzuata uygunluk Madde 8-Taşımacı, işlerin yürütülmesine, tamamlanmasına ve işlerde olabilecek kusurların düzeltilmesine ilişkin olarak bütün kanun, KHK, tüzük, yönetmelik, kararname, genelge, tebliğ ve diğer ilgili mevzuata uymakla sorumludur. Okul servis araçları yönetmeliği için tııklayınız Güncelleme Tarihi Mart 12, 2022 2318Oluşturulma Tarihi Mart 12, 2022 2318Mehmet Akif Ersoy'un hayatı İstiklal Marşı'nın kabulünün 101'inci yıl dönümünde gündeme geldi. 12 Mart İstiklal Marşı'nın kabulü ve Mehmet Akif Ersoy'u Anma Günü dolayısıyla çeşitli etkinlikler düzenlendi. Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy tarafından yazılan ve TBMM'de kabul edilen İstiklal Marşı, her yıl kabul edilişinin yıl dönümü olan 12 Mart'ta gündeme geliyor. "Vatan Şairi" ve "Millî Şair" unvanları ile anılan Mehmet Akif Ersoy, ayrıca Kurtuluş Savaşı sırasında milletvekili olarak 1. TBMM'de yer almıştı. İşte, İstiklal Marşı'nın yazarı Mehmet Akif Ersoy'un hayatı hakkında Şair Mehmet Akif Ersoy, İstiklal Marşı'nın kabulünün yıl dönümünde yad ediliyor. İstiklal Marşı yazarı ve aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk milletvekilleri arasında yer alan Mehmet Akif Ersoy'un Çanakkale Destanı, Bülbül ve 1911-1933 yılları arasında yayımladığı yedi şiir kitabındaki şiirleri bir araya getiren Safahat en önemli eserleri arasında yer alıyor. Kurtuluş Savaşı sonrasında TBMM tarafından talep edilen İstiklal Marşı'nı hiçbir menfaat kabul etmeden yazan ve Yüce Türk Milletine bağışlayan Mehmet Akif Ersoy, ödül olarak verilen 500 lirayı Hilal-i Ahmer bünyesinde, kadın ve çocuklara iş öğreten ve cepheye elbise diken Dar’ül Mesai vakfına AKİF ERSOY'UN HAYATIŞiirlerinde milli ve manevi duyguları ön plana çıkaran usta kalem Mehmet Akif Ersoy, Buhara'dan Anadolu'ya gelen bir ailenin kızı olan Emine Şerif Hanım ile Fatih Camisi medrese hocalarından Kosova doğumlu Mehmet Tahir Efendi'nin çocuğu olarak 20 Aralık 1873'te İstanbul Fatih'te dünyaya ebced hesabıyla doğum tarihine karşılık gelen "Ragif" adını verdiği Ersoy, arkadaşlarının ve annesinin daha kolay telaffuz edildiği için kendisine seslendiği "Akif" ismini Akif Ersoy, ilk öğrenimine Fatih'te Emir Buhari Mahalle Mektebi'nde başladı, 1882'de Fatih Merkez Rüştiyesi'nde orta öğrenimine devam etti. Babasından Arapça dersi alan, aynı zamanda Fatih Camisi'nde Farsça derslerini de takip eden Ersoy, rüştiyedeki eğitimi boyunca Türkçe, Arapça, Farsça ve Fransızca dillerinde sürekli birinci yıllarında şiire merak duymaya başlayan ve şiir kitaplarına yönelen Ersoy'un okuduğu ilk manzum eser ise Fuzuli'nin "Leyla ve Mecnun"u rüştiyeyi bitirdikten sonra 1885'te dönemin gözde okullarından Mülkiye İdadisi'ne kaydoldu. Babasını 1888'de kaybeden Ersoy'un ailesi, ertesi yıl büyük Fatih yangınında evlerinin yanmasıyla yoksulluğa şair, öncelikle meslek sahibi olmak ve yatılı okulda okumak istediği için Mülkiye İdadisi'ni bıraktı. Yeni açılan veteriner yüksekokulunda "Ziraat ve Baytar Mektebi"ne başlayan Ersoy, 1893'te mektebin baytarlık bölümünü birincilikle yıllarında spora da ilgi gösteren Ersoy, başta güreş ve yüzücülük olmak üzere uzun yürüyüş, koşma ve gülle atma yarışlarına Akif Ersoy'un şiire olan ilgisi, okulun son iki yılında giderek artarken, çeşitli gazete ve dergilerde şiirleri yayımlandı, bilinen ilk matbu eseri ise "Hazine-i Fünun" mecmuasında 1893'te yayımlanan bir gazel oldu."Tophane-i Amire" veznedarı Mehmet Emin Bey'in kızı İsmet Hanım'la 1898'de evlenen ve 3 kız, 3 erkek çocuğu olan Ersoy'un oğullarından biri, henüz 1,5 yaşındayken vefat yazarak ve öğretmenlik yaparak edebiyat alanındaki çalışmalarına devam eden Ersoy'un neşriyat alemine girişi, daha çok 1908'de "İkinci Meşrutiyet"in ilanıyla arkadaşları Eşref Edip ve Ebül'ula Mardin tarafından çıkarılan ve ilk sayısı 27 Ağustos 1908'de yayımlanan "Sırat-ı Müstakim" dergisinin başyazarı 7 kitaptan oluşan "Safahat" adlı eserinde toplayan Ersoy, 1911'de yazdığı ilk bölümde Osmanlı toplumunun meşrutiyet dönemini, 1912'de yazdığı "Süleymaniye Kürsüsünde" adlı ikinci kitapta da Osmanlı aydınlarını anlattı. "Halkın Sesleri" adlı üçüncü bölümü 1913'te kaleme alan Ersoy, "Fatih Kürsüsünde"yi ise 1914'te ve şair Ersoy, 1917 tarihli "Hatıralar" ile I. Dünya Savaşı hakkında görüşlerinin yer aldığı 1924 tarihli "Asım"ın ardından 7. bölüm olan "Gölgeler"i 1933'te ısrarlar sonucu Kur'an-ı Kerim'i Türkçe'ye tercüme etmeyi kabul eden Ersoy, 6-7 sene üzerinde çalışmasına rağmen sonuçtan memnun kalmayarak imzaladığı anlaşmayı Akif Ersoy, "İstiklal Marşı"nı Türk milletine armağan ettiği için Safahat eserine ardından "Safahat" eseri Ömer Ziya Doğrul ve M. Ertuğrul Düzdağ tarafından yeniden basılan Ersoy'un, "Kur'an'dan Ayet ve Hadisler" ile "Mehmet Akif Ersoy'un Makaleleri" adlı çalışmaları da hayatını kaybettikten sonra okuyucuyla MECLİS'TE MİLLETVEKİLİ SEÇİLDİBurdur Mebusu olarak Birinci Büyük Millet Meclisi'ne seçilen Ersoy, 1921'de Ankara Taceddin Dergahı'na Marşı yarışmasına 500 lira ödül verileceği için katılmayan şair, Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Bey'in ricası ve arkadaşı Hasan Basri Bey'in teşvikiyle ikna olarak yazmaya Akif Ersoy'un İstiklal Marşı, 17 Şubat günü Sırat-ı Müstakim ve Hakimiyet-i Milliye'de yayımlandı. Hamdullah Suphi Bey tarafından Meclis'te okunup ayakta dinlenen İstiklal Marşı, 12 Mart 1921'de "Milli Marş" olarak kabul edildi. Ersoy, ödül olarak verilen 500 lirayı hayır kurumuna Savaşı ve zafer sonrası uzunca bir süre Mısır'da yaşayan ve orada Türkçe dersleri veren usta şair, 17 Haziran 1936'da tedavi için İstanbul'a hasta ve yorgun olarak dönen Ersoy, hayatını kaybettiği 27 Aralık 1936'ya kadar Abbas Halim Paşa'ya ait Beyoğlu’ndaki Mısır Apartmanı'nın dördüncü katındaki dairede Şairi Mehmet Akif Ersoy'un her yıl binlerce kişi tarafından ziyaret edilen kabri Edirnekapı Şehitliği'nde bulunuyor. Haberler > İstiklal Şairi Mehmet Akif Ersoy Hakkında Çoğunu İlk Kez Duyacağınız İlgi Çekici Detaylar - 0134 - 1247 Edebiyata ilgisi olan ya da olmayan herkesin ilgisini çekecek detaylardan bahsedeceğiz bugün. 'sbakgul'un derlediği bilgiler sayesinde Mehmet Akif Ersoy hakkında pek çok ilgi çekici bilgiyi öğreniyoruz. Edebiyatla kalın!Bu yazı, yazarının izniyle yayımlanmaktadır! Kaynak Daha önce usta edebiyatçımız Sabahattin Ali'den bahsetmiştik. 1. Şimdi ise genel olarak İstiklal Marşı'yla tanınan ama hayatında birçok vasıf barındıran yazarımız Mehmet Akif Ersoy'la devam ediyoruz. Bu kez doldurun çayları, daha ılımlı bir insan hakkında edebiyat konuşmaya devam 1873 yılının Aralık ayında İstanbul Fatih'te doğdu ama doğum yeri olarak, babasının imamlık yaptığı ve çocukluk yıllarını geçirdiği Çanakkale'nin Bayramiç ilçesi olarak Annesi, göç etmiş bir ailenin kızı Emine Şerife Hanım; babası ise, Fatih Camii medrese hocalarından İpekli Mehmet Tahir Efendi' Mehmet Akif, babası vefat edene kadar 'Ragif' ismini kullanır. 2. İlköğrenimine 4 yaşında, Fatih'te bulunan Emir Buhari Mahalle Mektebinde başlar. Bitirdikten sonra babasından Arapça dersleri görür. - Ortaöğretimine Fatih Merkez Rüştiyesinde devam ederken, Fatih Camii'nde Esad Dede'nin İran edebiyatı derslerine Dil derslerine çok büyük ilgi duyar ve Arapça, Farsça, Fransızcada hep birinci olur. 3. İlk şiirlerini İstanbul İdadisinde yazar. - İstanbul İdadisinde hocası olan Muallim Naci, Mehmet Akif hakkında; 'Bu çocukta gördüğüm cevheri, kimsede görmedim' Fatih'te Sarı Nasuh Sokağı'nda sekiz odalı büyük bir konakta yaşayan Akif'in ailesi, büyük Fatih yangınında evlerinin yanması sonucu zor duruma düşer Yangın ile ilgili araştırma yaptım fakat net bir bilgi elde edemedim.- Bir an önce meslek sahibi olmak ve yatılı okula geçmek isteyen Akif, Mülkiye İdadisini bırakarak yeni açılan ve ilk sivil veteriner yüksekokulu olan Ziraat ve Baytar Mektebine geçer. 4. Spora büyük ilgi duyarak güreş, yüzücülük, uzun yürüyüş, koşma ve gülle yarışmalarına katılır. -1893 yılında baytarlık bölümünü birincilik ile Mezuniyetten sonra 6 ay içinde Kur'an-ı Kerim' ezberleyerek hafız İlk görevi memurluk olan Akif, veteriner müfettiş yardımcılığı yapar. 5. Dört yıl teftiş için Rumeli, Anadolu, Arnavutluk ve Arabistan'da bulunur. - Bir taraftan edebiyata olan ilgisini kaybetmez Şiir yazar ve edebiyat öğretmenliği yapmaya devam Servet-i Fünun dergisinde şiirleri ve yazıları yayımlanır. 6. 2. Abdülhamid'in şiddetli bir muhalifidir. Hatta gördüğünde midesi bulandığını hatıralarında anlatır. - İstibdat adlı şiirini, 2. Abdülhamit'e ithafen yazdığı O dönemler 11 arkadaşı ile beraber İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne üye olur. 7. 2. Meşrutiyet Dönemi içinde, 27 Ağustos 1908'den itibaren arkadaşları, Eşref Edip ve Ebül'ula Mardin'in çıkardığı Sırat-ı Müstakim dergisinin başyazarı olmuştur. Dergi 2013 yılında İstanbul Bağcılar Belediyesi tarafından kitap haline getirilmiştir.- Dergi yazılarında ve İstanbul'da verdiği vaazlarda İslam birliği görüşünü savunmuştur fakat bu görüşünün 1. Dünya Savaşı sonucunda gerçekleşmeyeceğini anlaması üzerine görüşünden vazgeçerek Fatih Camii kürsüsünde yaptığı konuşmada halkı vatanı savunmaya çağırır. 8. Harbiye nezaretine bağlı Teşkilat-ı Mahsusa'da göreve başlar. İlk olarak Berlin'e, Tunuslu Şeyh Salih Şerif ile beraber gider. - İngilizlerle birlikte Osmanlı'ya karşı savaşırken Almanlara esir düşen Müslümanların kampında incelemeler yapar ve onları aydınlatmaya Osmanlı'ya karşı savaşan Müslümanlara yazdığı Arapça beyannameler cephelere uçaklardan Burada yaşadıklarını Berlin hatıralarında anlatır.En detaylı olarak buradan bulunabilir 9. İstanbul'a döndükten sonra teşkilat tarafından Arabistan'a gönderilir. - Görevi burada Arapları Osmanlı'ya kışkırtan ve İngiliz propagandası yapanlarla mücadele etmek için 'karşı propaganda' yapmaktır. - Çanakkale zaferinin haberini burada alır ve büyük bir sevinçle Çanakkale destanını yazar. Şiir Çanakkale ŞehitlerineFotoğrafta çocuklarıyla birlikte. 10. Türk halkı Kurtuluş Savaşı verdiği sırada destek olmak isteyen Akif, 6 Şubat 1920'de Zagnos Paşa Camii'de hutbe verir. - Halkın beklenmedik ilgisiyle karşılaşır ve birçok yerde hutbeler vererek halkı Kurtuluş Savaşı'na çağırır. - İstanbul'da rahat olmaması sebebiyle oğlu Emin'i yanına alarak Mustafa Kemal Atatürk'ün davetiyle Ankara'ya Milli mücadeleye şair, hatip, seyyah, gazeteci ve siyasetçi olarak katılır. 11. Mustafa Kemal Atatürk, Konya vekiline çektiği telgrafta Akif'in Burdur milletvekili seçilmesini ister. - 1920 ve 1923 yılları arasında vekil olarak 1. TBMM'de yer alır. Meclis kayıtlarında ise 'Burdur milletvekili ve İslam şairi' olarak Verdiği vaazlarda sürekli olarak halkı düşmana karşı direnişe çağırdı. Bu vaazları yazı olarak bastırılıp Çıkardığı derginin 464. ve 466. sayılarını Kastamonu'da arkadaşı Eşref Edip'le 464. sayı çok büyük ilgi gördü ve birkaç kere daha basılarak Anadolu'ya ve askerlere dağıtıldı. - Derginin etkisi o kadar büyük oldu ki, Türk halklarının etkilenmesinden korkan Rusya, ülkeye girişini yasakladı. 12. Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Bey, Hasan Basri Bey'e rica ederek Akif'i ulusal marşı yazmaya ikna eder. - Başlangıçta 500 liralık ödül yüzünden kabul etmese de, en güzel şiiri Akif'in yazacağı kanısı mecliste hakim olduğu için baskı sonucunda kabul İstiklal Marşı, 17 Şubat günü Sırat-ı Müstakim ve Hakimiyet-i Milliye'de yayımlanır. 13. Ödül olarak verilen 500 lirayı Hilal-i Ahmer bünyesinde olan, kadın ve çocuklara iş öğreten ve cepheye elbise diken Kızılay Dar-ul Mesai'sine bağışlar Üstelik 600 lira borcu olmasına rağmen. - 1922 yılında sağlık gerekçesiyle milletvekilliğinden istifa eder ve daha sonra Mısır'a Kur’an-ı Kerim'in mealini hazırlamak için diyanet işleriyle anlaşma imzalar. - Safahat 1924 yılında Türkiye'de basılır. 14. Yazlarını İstanbul'da, kışlarını ise Mısır'da geçirir. - Bir süre inzivaya çekilerek Kur’an-ı Kerim meali üzerine çalışır fakat ülkede olan ulusal din projesi kapsamında kullanılmasından çekinerek 1932'de anlaşmayı fesheder. Kendi yazdıklarını ise Yozgatlı İhsan Efendi'ye Ekmeleddin İhsanoğlu'nun babası verir ve ölürse yakmasını ister. 15. Siroz hastalığına yakalanır ve hava değişikliği düşüncesiyle önce Lübnan'a ardından Antakya'ya gider ve en son olarak Mısır'a hasta olarak ulaşır. 16. 17 Haziran 1936'da İstanbul'a döner ve 27 Aralık 1936'da Beyoğlu'nda bulunan Mısır Apartmanı'nda hayatını kaybeder. Minnetle anıyoruz...Kaynakça 1 2 3 4

mehmet akif ersoy ile ilgili yazı