20222023 PSİKOLOJİ ve PDR YÜKSEK LİSANS İLANLARI psikososyal gelişim kuramı . Erik Erikson’un psikososyal gelişim kuramı sekiz evreden
Eriksonun İngilizce Gelişim Aşamaları: Ebeveynlik dergilerine bakarsanız, Eric'in psikososyal gelişim ile ilgili adını bilirsiniz. Gelişimsel bir psikolog olan Erickson, çocukların psikanalizinde iyi bilinir ve Erickson'un psikososyal gelişim için yaşam teorisinin sekiz aşamasıyla bilinir.
ErikHomberger Erikson Gelişimin psikolojisine katkılarından dolayı ve özellikle psikososyal gelişim teorisini ve 8 aşamasını formüle ettiği için tanınan bir Alman psikanalistti. 15 Haziran 1902'de Frankfurt, Almanya'da doğdu ve 12 Mayıs 1994'te Massachusetts, Amerika Birleşik Devletleri'nde öldü..
24 Mart 2021 'te yayınlandı. Çocuklarda Psikososyal Gelişim. Erikson’a göre kişiliğin gelişimi doğumdan ölüme kadar sekiz evrede gelişir. Çocuğun kişilik gelişimini belirleyen ise beş evre vardır. Merkezinde; güven, özerklik, girişim, çalışma ve başarma, kimlik, yakınlık kurma, üretkenlik ve benlik bütünlüğü
JeanPiaget: Bilişsel Gelişim Kuramı Biliş (Cognition) terimi, dünyayı öğrenme ve anlamayı içeren zihinsel faaliyetler anlamı na gelirken Piaget’e göre: bilişsel gelişimin, beynin ve sinir sisteminin olgunlaşması ve bireyi n çevreye uyum sağlaması sonucunda gerçekleştiğini belirtmektedir. Zeka ise Piaget’e göre; ç
Wh5w. Dil ve konuşma bozukluklarının çeşitli sebepleri vardır. Bunun yanı sıra dil bozukluğu ile konuşma bozukluklarını birbirlerinden ayırt etmek gerekir. Ses çıkarma konuşmanın temelini oluşturmaktadır. Ancak ses çıkarmak başlı başına hiçbir anlam ifade etmez iken çıkarılan sesler küme oluşturacak şekilde bir araya getirildiklerinde konuşma meydana gelir. Konuşma insan kültürü, evrimi, dili, anatomi ve fizyolojisinden etkilenen karmaşık bir eylemdir. Konuşmayı oluşturan organik yapılardan herhangi birinde eksiklik veya bir gelişim geriliği olması durumunda konuşma bozukluğu oluşmaktadır. Örneğin; dilin, dudakların, çenenin, damak ve çevresel sinirlerin zayıf ya da fonksiyonlarını yerine getirememesi durumu gibi. İnsanların çıkarabildiği ses konuşmanın en temel özelliklerindendir. Fakat burada unutulmaması gereken ses çıkarmanın tek başına hiçbir anlam ifade etmediğidir. Dil ise kelime kombinasyonlarının en iyi hangi durumlarda anlaşılacağı bir kod sistemidir. Bu dönemde ailenin ve çevrenin çocukla etkili iletişime geçmesi ve uyaran eksikliğine sebep olan diğer faktörlerin kısıtlı sürelerle kontrol altında tutulması son derece duyguların, düşüncelerin aktarımında ifade edici bir rol de üstlenmekle birlikte dil, anlaşılır ve algısal işlemlemenin de bir parçasıdır. Aynı zamanda dil, konuşma formunda kullanılmasının yanı sıra işaret dilinde olduğu gibi görsel bir formda da konuşma, dil ve konuşma gelişimi dönemi normal gelişim süreçlerine uygun olarak ilerlemeyen ve tipik normal olmayan çocukluk çağında en sık karşılaşılan sorunlardan biridir. Konuşma gecikmesi çocuğun zihinsel, duygusal ve sosyal hayatını önemli ölçüde etkilemektedir. Aynı zamanda dil ve konuşmada gecikme, sözel iletişimde farklı düzeylerde çıkan sorunlar; iletişim, dili kullanma ve konuşmayı öğrenme gelecekteki dönemlerde çocuğun akademik başarısını ve sosyal hayattaki uyumunu olumsuz yönde gelişimi döllenmeden kısa süre sonraki günler içinde başlamakta ve ergenlik çağı boyunca da devam etmektedir. Erken dönemlerinde sinir sisteminin hücresel büyüme ve bölünmesi beyin gelişimi açısından oldukça önemlidir. Gelişimi etkileyebilecek durumların başında gerekli besinlerin sağlanması ve beyin gelişimini olumsuz etkileyebilecek enfeksiyonların önlenmesi, nörotoksik maddelerin kurşun, civa gibi ağır metallere maruz kalma veya gebelikte annenin sigara, alkol kullanımı gibi ortamdan uzaklaştırılmaları sağlıklı bir gelişim için gereklidir. Çocukluk döneminde sık geçirilen enfeksiyonlar, yoksulluk, sevgi ve uyaran eksiklikleri de bu gelişimi olumsuz etkileyen eksikliği dendiğinde sosyal uyaran eksikliği, yaşantı eksikliği gibi ifadelerle karşılaşmaktayız. Uyaran eksikliği genellikle atipik otizm tanısı almış çocukların sergilediği davranış biçimleriyle karıştırılmaktadır, çocuğa doğru zamanda doğru tedavi verilmez ise gelecekte çok ciddi sorunlara yol açabilmektedir. Atipik otizm tanısı almış çocuklar amaçsız bir şekilde düzensiz olarak ritüel davranışlarla etkileşimden koparken uyaran eksikliği yaşayan çocuklarda bu durum böyle değildir. Çoğu zaman çocuk amaçları doğrultusunda etkileşimden kopmaktadır. O an istemediği bir şeyi yapmamak adına iletişimden kopması oldukça karşılaşılan bir tablodur. Çocuk kendi istediği şekilde çevreyi kontrol etmek ve yönlendirmek ister çünkü uyaran eksikliği gelişim dönemlerinin en etkin olduğu sırada 0-3 yaş çevrenin ve ailenin çocuk üzerindeki rolünün çok sınırlı ya da neredeyse yok olması durumdan yıllar içinde anne-baba ile çocuk arasındaki ilişkinin, çocuğun beynini çok yönlü olarak etkilediğini bilmekteyiz. Bu dönem içinde sevgi ve yakın ilgi gösterilmesi ile çocuğun öğrenme yeteneklerinin güçlendiği görülmektedir. Bu bilgiler ışığında bebek ve küçük çocukların aile üyeleri tarafından özellikle de anne babalarıyla bol bol konuşmaya, gülümsemeye ve uyarılmaya ihtiyaç duydukları bilinmektedir. Erken dönemde çocuğa uygun uyaranların verilmesi, çocuğun zekasını ve öğrenme kapasitesini dönemde verilen eğitim de okul öncesi eğitim gelişimi olumlu şekilde etkileyen faktörler arasındadır. Eğitim alanında çocuğun gelişimini inceleyen birçok kuram bulunmaktadır. Bu kuramlardan “Vygotsky’nin Gelişim Kuramı”, çocuğun dünyası ile bilişsel gelişim arasında sürekli bir etkileşim olduğunu ileri sürmektedir. Bir diğer önemli gelişim kuramı ise “Piaget’in Bilişsel Gelişim Kuramı”dır. Bu kurama göre çocukların gelişiminde çevrenin çok önemli bir yeri vardır ve çocuklar çevreleriyle olan iletişimleri sonucu nesneleri, durumları anlamak için yöntemler geliştirirler. Bu anlama ve bilme yöntemi geliştirmeye ise bilişsel gelişim denir. Erken çocukluk dönemi çocuğun çevresinden en çok etkilediği dönemdir; çocuğu etkileyen sosyal ve çevresel faktörler onun fiziksel ve zihinsel olarak gelişimini de doğru orantılı olarak etkilemektedir. Bu dönemde çocuğun normal ve psikososyal gelişimini olumsuz etkileyen faktörler, bu gelişimde duraklamalara yol açmakta, olumsuz zamanlarda görmekteyiz ki erken çocukluk döneminde çocukların gelişimlerini en çok gereğinden fazla izlenen televizyon süreleri, aşırı tablet ve bilgisayar kullanımı, cep telefonunda oynanan oyunlar etkilemektedir. Kritik dönem olan hayatın ilk yıllarında beynin uyarılması dil ve konuşma gelişimi açısından son derece önemlidir. Fakat anne ve babalarıyla oyun oynamak ya da çevreden gelen uyaranlara karşı nasıl davranış geliştireceklerini öğrenmek yerine aşırı soyutlanmış renkli ve hiç iletişime geçemeyecekleri teknoloji dünyasında kalmak çocuklara cazip gelmektedir. Bu dönemde ailenin ve çevrenin çocukla etkili iletişime geçmesi ve uyaran eksikliğine sebep olan diğer faktörlerin kısıtlı sürelerle kontrol altında tutulması son derece önemlidir. Uyaran eksikliğine bağlı sorun yaşayan çocukların en sık gösterdikleri davranış ve konuşma problemlerini şöyle sıralayabiliriz;Konuşma gelişiminin yaşıtlarından geri olmasıSadece ses çıkarması veya birkaç kelime konuşuyor olmasıKendi istediği olmadığı zaman ağlama ve öfke krizleriKonuşmanın anlaşılırlığında sıkıntı veya bozukluk olmasıSizi kimi zaman anlıyor kimi zaman anlamıyorsaSöylediğiniz şeyin kendi istediği ve anladığı şekliyle yapıyor olmasıSosyal hayata, arkadaşlarına ve çevreye karşı uyum sorunlarının KÖKENÖzel Eğitim UzmanıDip Tes NO 31004
Bu yazıda sizi neler bekliyor? ERIK H. ERIKSON’UN PSİKOSOSYAL GELİŞİM KURAMI1 1. Gelişim evresi2 2. Gelişim evresi3 3. Gelişim evresi4 4. Gelişim evresi5 5. Gelişim evresi6 6. Gelişim evresi7 7. Gelişim evresi8 8. Gelişim evresi Son İlginizi çekebilecek diğer yazılarımız ERIK H. ERIKSON’UN PSİKOSOSYAL GELİŞİM KURAMI Anna Freud’un öğrencilerinden biri olan Erik Erikson önde gelen ego psikologlarından biridir. Erik Erikson kendi psikososyal gelişim kuramını geliştirirken Sigmund Freud’un varsayımlarını tamamen reddetmek yerine genişletmeyi seçmiştir. Erik Erikson’un psikososyal gelişim kuramı sekiz evreden oluşmaktadır. Erik Erikson’un psikososyal gelişim kuramındaki gelişim evreleri Freud’un oral anal fallik vb. dönemlerine denk gelmektedir. Erik Erikson’a göre her gelişim evresinde bireyin belirli hedefleri vardır. Her hedef, önceki ve sonra gelecek olan hedeflerle sistematik bir ilişki içindedir. Ve bu hedefler gerçekleştirildiğinde sağlıklı bir ruh sağlığına erişebileceğini söyler. Hedeflerde ise bir çatışma ve sonuç vardır. Her gelişim evresinin başarı ile sonuçlandığı taktirde ego güçlenmektedir. Evrelerin her birinde ego güçlendikçe duygular ortaya çıkar. Bunlar sırasıyla umut, irade, amaç, yeterlilik, sadakat, sevgi, ilgi ve akıl olarak belirtilmiştir. Erik Erikson gelişim basamaklarını şu şekilde tablolaştırmıştır. 1. Gelişim evresi Bebeklik 0-1,5 yaş Psikososyal kriz Temel güven ve güvensizlik Egonun güçlenmesi sonucu gelişen duygu Umut Erik Erikson bu dönemde bebeğin ağız yoluyla tadarak öğrenmeye çalıştığını söyler. O yüzden bu döneme oral dönem olarak da söylenebilir. Bebek bu dönemde güven duygusunun gelişmesi ihtiyaçlarının düzenli bir şekilde karşılanmasına bağlıdır. Bu dönemde bebek ihtiyaçlarının karşılandığı durumda güven duymayı; karşılanmadığında ise güvenmemeyi öğrenecektir. Her iki duyguyu da öğrenmesi bunlara uygun tutumlar geliştirmesi gereklidir. Çok fazla güven kolay aldanan saf bir kimse olmasına; az güven ise öfke, engellenme düşmanlık gibi duyguların gelişmesine neden olur. Bu dönemin gelişen duygusu umut; güven güvensizlik arasındaki çelişkinin sonucu olarak ortaya çıkar. Temel patoloji ise umudun tersi olarak “geri çekilme”dir. 2. Gelişim evresi İlk Çocukluk 1,5-3 yaş Psikososyal kriz Özerkliğe karşı utanç ve şüphe Ego güçlenmesi sonucu gelişen duygu İrade Erikson’a göre bu dönem Freud’un anal dönem diye adlandırdığı döneme denk gelmektedir. Bu aşamada çocuk, kendi davranışlarının kendine ait olduğunun farkına dediği gibi sadece dışkılarını tutmak ve bırakmaktan zevk almazlar. İşeme, yürüme gibi bedensel işlevlerini kullanmaktan da zevk alırlar. Bu dönemde çocuk kontrol etmeyi öğrenir. Buna bağlı olarak inatçılık çatışma gerçekleşebilir. Çocuk keşfettiği, kullanabildiği bedensel işlevlerini kullanmaktan haz duyar. Bu haz karşısında katı bir tutum sergilemek çocukta utanç ve kendinden şüpheye yol açar. Katı tutumun sorunlar yaratması gibi, aşırı gevşek tutum da çocukta patoloji gelişmesi yol açar. Sağlıklı bir özerklik sağlamak çocukta irade duygusunu kazanmasını sağlar. Çocuk irade duygusunu kazanmaz ise dönemin patolojisi olan “zorlantı” gelişecektir. 3. Gelişim evresi Oyun Çağı 3-5 yaş Psikososyal kriz Girişimciliğe karşı suçluluk duygusu Ego güçlenmesi sonucu gelişen duygu Amaç Erikson’a göre bu dönem Freud’un fallik dönem diye adlandırdığı döneme denk gelmektedir. Bu dönemde çocuk kendi başına girişimlerde bulunur. Cinsellik dışında çocuk kendi cinsiyetinden olan ebeveyn ile özdeşim kurma, hareket yeteneklerini, dil becerilerini, meraklarını, imgeleme güçlerini ve hedef oluşturma yeteneklerini de geliştirirler. Önceki dönemde gelişen iradelerini amaca yönelik kullanmaya başlarlar. Bu dönemde öğrenme merakı ve girişimcilik oldukça fazladır. Bu tür durumda çocuk cezalandırıcı bir tutumla karşılaşırsa suçluluk duyguları ortaya çıkacaktır. Süperego geliştiği bu dönemde temel patoloji “çekingenlik”tir. Yine cezalandırıcı tutumun yerine aşırı serbest bırakılması çocuğun, amaçlara ulaşırken başkalarının sınırlarını gasp etme, hakları çiğnemesine sebep olacaktır. Bu dönemde çatışma sağlıklı ilerlerse “amaç” duygusu ortaya çıkacak ve hedefler doğrultusunda ilerlemeyi öğrenecektir. 4. Gelişim evresi Okul Çağı 5-11 yaş Psikososyal kriz Çalışkanlığa karşı aşağılık duygusu. Egonun güçlenmesi sonucu gelişen duygu Yeterlilik. Erikson’a göre bu dönem Freud’un gizil dönem diye adlandırdığı döneme denk gelmektedir. Gizil dönemde çocuk cinsel arzularını bastırır. Okul çağına girmesi ile beraber sosyal dünyasına yaşıtları, öğretmenleri ve diğer yetişkinler girer. Çocuk oyun çağındaki arzularını bir kenara bırakıp toplumsal ve kültürel gerekliliklere göre bir şeyler yapmayı öğrenmesi gerekecektir. Bu dönemde çocuk çalışkan olmayı öğrenmektedir. Çocuğun kendi yetenekleri ölçüsünde görevlerin verilmesi, desteklenmesi ve çalışkanlığının taktir edilmesi yeterlilik duygusunu oluşturur. Diğer yandan başkaları ile kıyaslanması aşağılanması, başarısından çok başarısızlıklarının gündemde tutulması dönemin temel patolojisi olan “tembellik” ortaya çıkacaktır. 5. Gelişim evresi Ergenlik 11-20 yaş Psikososyal kriz Kimliğe karşı kimlik kargaşası. Egonun güçlenmesi sonucu gelişen duygu Bağlılık. Kimlik oluşturma Erikson’a göre ne ergenlikle başlar ne de ergenlikle biter. Kimlik oluşturma sürecinin tavan yaptığı yerdir. Kimlik oluştururken üç temel bileşen cinsiyet rolü, mesleki tercih ve toplumsal rollerdir. Kimlik karmaşası içinde olan ergen kendini diğerleri ile kıyaslama içinde toplumsal konumunu öğrenmeye, kendi ile ilgili fikir edinmeye çalışacaktır. Bu dönemde ergen toplumsal rollerin ve normların sınırlarını zorlayacaktır. Bu zorlama ile farklı inanç ve rolleri deneme fırsatı bulacaktır. Bu denemeler ergeni asi olarak tanımlanması sebep olacaktır. Ancak buradaki temel mesele kimlik karmaşasının devam ediyor oluşudur. Kimlik karmaşası kimlik arayışında önemli bir durum olsa da çok fazla kargaşa yaşanması regresyona, uyum bozukluklarına neden olur. Bu dönemin sağlıklı atlatılması sonucu “bağlılık” gelişirken; aksi halde dönemin temel patolojisi olan “rol yadsıması” ortaya çıkacaktır. 6. Gelişim evresi Genç yetişkinlik 20-30 yaş Psikososyal kriz Yakınlığa karşı yalıtılmışlık Egonun güçlenmesi sonucu gelişen duygu Sevgi. Ergenlik döneminden kimlik oluşturmuş şekilde çıkan birey, bu kimliği ile topluma karışmaya hazır hale gelmiştir. Ancak bu dönemde toplumun diğer üyeleri ile yakınlık kurarken kimliğini kaybedeceği korkusu ya da hiç kimlik oluşturamamış olması bireyi yalıtılmışlığa sürükleyebilir. Bu dönemde yakınlığa karşı yalıtılmışlık karmaşası başarı ile çözümlendiğinde “sevgi” aksi halde dönemin patolojisi “dışlama” gelişecektir. 7. Gelişim evresi Yetişkinlik 30-60 yaş Psikososyal kriz Üretkenliğe karşı durgunluk Egonun güçlenmesi sonucu gelişen duygu İlgi. Genç yetişkinliğin sona ermesi ile birlikte altmışlı yaşlara kadar süren yetişkinlik dönemi bireyin toplumdaki yeri ve sorumlulukları belirlenmiştir. Bu dönemin karmaşası olan üretkenliğe karşı durgunluktur. Erikson üretkenliği gelecek kuşakların oluşturulması, onlara rehberlik edilmesi üretim yapılabilmesi ve yaratıcılık anlamlarında kullanmıştır. Buradan da anlaşılacağı üzere üretkenlik cinsel üretkenlikten daha fazlasıdır. Bu dönemde yetişkinler, kendilerine gereksinim duyulmasını bekler. Buradaki üretkenlik kavramına ek olarak bilim ve sanatta da üretkenlik bu kapsama girer. Bu dönemde yaşanan karmaşanın başarılı bir şekilde çözülmesi “özenli ilgi”nin oluşmasını sağlar. Aksi durumda yani kişinin kendi içine aşırı dönmesi dönemin patolojisi olan “reddedicilik” gelişecektir. 8. Gelişim evresi Yaşlılık 60+ yaş Psikososyal kriz Bütünlüğe karşı umutsuzluk Egonun güçlenmesi sonucu gelişen duygu Akıl. Yaşlılık dönemi Erikson’un psikososyal gelişim kuramının sekizinci ve son dönemidir. Artık insan kendi biricik tüm yaşamını gözden geçirdiğinde, yaşam sürecini kabullenmesi ve istese de değiştiremeyeceğini kabullenmesi durumunda benlik bütünlüğü oluşacaktır. Yaşamından memnun olmayan, başka yaşamlara özlem duyan, pişmanlık yaşayan, başka türlü yaşamak için yeterli zamanının olmadığını bilen insanda umutsuzluk ortaya çıkar. Benlik bütünlüğü ile umutsuzluk karmaşasının başarılı çözülmesi sonucunda “akıl” yani bilgelik ortaya çıkar. Bu dönemin temel patolojisi ise “hor görme”dir. Son söz Erik Erikson’un psikososyal gelişim kuramı sekiz evreden oluşmakta ve birbiri ile bağlantı içinde ilerlemektedir. Kuramın bilimsel veriler yerine etik ilkeleri baz alması, psikanalize bağlılığını yinelemesine rağmen id psikolojisini yok sayması, toplumsal süreçlere fazla önem vermesi kurama yöneltilen eleştirilerdir. Kuramın iç tutarlılığının yüksek olması, terimlerin özenli seçilmesi ve kuramın temel teşkil ettiği deneysel araştırmaların kuramı verimli göstermesi güçlü yanlarını temsil ettiği söylenmektedir. Psikolog Özgür KOÇAK Kaynak Yazgan-İnanç, B., & Yerlikaya, E. E. 2012. Kişilik kuramları.6. baskı. Ankara Pegem Akademi. İlginizi çekebilecek diğer yazılarımız Depresyondan Çıkış Yolu – Hakan TÜRKÇAPAR SOKRATİK SORGULAMA TEKNİĞİ NEDİR? SOSYAL MEDYANIN BENLİĞİ YOK EDİŞİ TERS PSİKOLOJİ NEDİR? TOKSİK ANNE-BABALAR KİMLERDİR? SERBEST ÇAĞRIŞIM TEKNİĞİ NEDİR?
Başlıklar1 Psikososyal Gelişim Kuramı2 Psikososyal Gelişim 1Temel Güvene Karşı Güvensizlik yaş 2Özerkliğe Karşı Kuşku ve Utanç yaş 3Girişimciliğe Karşı Suçluluk 3-6 yaş 4Başarıya Karşı Aşağılık/Yetersizlik 6-12 yaş 5Kimlik Kazanmaya Karşı Rol Karmaşası 12-18 yaş 6Yakınlığa Karşı Yalnızlık/Yalıtılmışlık 18-30 yaş 7Üretkenliğe Karşı Durgunluk/Verimsizlik 30-60 yaş 8Benlik Bütünlüğüne Karşı Umutsuzluk 60+ yaş Psikososyal Gelişim Kuramı Erikson’un bu kuramı modern psikanalizm akımı içinde yer alır. Erikson’a göre insan kişiliğini etkileyen temel faktör sosyal çevredir. Erikson epigenetik anlayışı olgunlaşma+çevre savunur. Freud’la karşılaştıracak olursak Freud’a göre her dönemde bir saplantı vardır. Erikson’a göre ise her dönemde aşılması gereken krizler vardır. Freud’a göre telafi yokken Erikson telafi edilebileceğinden bahseder. Freud deterministtir. Erikson esnektir. Freud’a göre kişiliği etkileyen temel faktör; cinsellik ve salgırganlıktır. Erikson’a göre kişiliği etkileyen temel faktör; sosyal çevredir. Kuramında insan gelişimini 8 evrede ele almıştır. Psikososyal Gelişim Dönemleri 1Temel Güvene Karşı Güvensizlik yaş Dönemin ana teması çocuğa sunulan bakım ve tutarlılıktır. Anne-bakıcı Bu dönem olumlu bir şekilde atlatılırsa; birey hayata ve insanlara güven duyar, iyimser olur, pozitif bakar, optimist olur. Eğer olumsuz bir şekilde atlatılırsa; kimseye güvenemez, geleceğe karamsar bakar, pesimist olur. 2Özerkliğe Karşı Kuşku ve Utanç yaş Dönemin ana teması bağımsızlıktır. Yetişkin yardımı reddedilir. Bu dönem olumlu bir şekilde atlatılırsa; bağımsızlık, içsel denetim kazanma, kendi davranışlarını kontrol etme yeteneği, öz denetim kazanılır. Eğer olumsuz bir şekilde atlatılırsa; başkalarına bağımlılık, dış denetim kazanma, kendi kararlarını alamama, yeteneklerinden şüphe etme gibi durumlarla karşılaşılır. 3Girişimciliğe Karşı Suçluluk 3-6 yaş Dönemin ana teması etkinlik, oyundur. Yetişkin yardımı kabul edilir. Bu dönem olumlu bir şekilde atlatılırsa; liderlik, organizasyon yeteneği, girişimci-sosyal bireyler, iletişimi güçlü, dışa dönük bireyler olumsuz bir şekilde atlatılırsa; kendini suçlama, içe kapanık olma, pasif olma gibi durumlarla karşılaşılır. 4Başarıya Karşı Aşağılık/Yetersizlik 6-12 yaş Dönemin ana teması öğretmen, okuldur. Başarma duygusu, okul başarısı ön plandadır. Bu dönem olumlu bir şekilde atlatılırsa; çalışkanlık, takdir duygusu kazanma, başardığını hissetme, kendini değerli hissetme, olumlu benlik algısı oluşturma gibi durumlar söz konusudur. Eğer olumsuz bir şekilde atlatılırsa; başarısızlık, kendini değersiz ve yetersiz görme, olumsuz benlik algısı oluşturma gibi durumlar söz konusudur. 5Kimlik Kazanmaya Karşı Rol Karmaşası 12-18 yaş Dönemin ana teması arkadaşlar, çevredir. Kişinin kendini sorguladığı dönemdir. “Ben kimim?” sorusuna yanıt aranır. Bu dönem olumlu bir şekilde atlatılırsa; kendine has ve diğerlerinden farklı, orijinal bir kimlik edinme, doğru meslek seçimi, duygusal bağımsızlık, kimlik bunalımı yaşamak, aileyle çatışma, inanç-ideoloji geliştirme durumları yaşanır. Eğer olumsuz bir şekilde atlatılırsa; orijinal kimlik edinememe, kimlik ve roller arasında karmaşa yaşanır. 6Yakınlığa Karşı Yalnızlık/Yalıtılmışlık 18-30 yaş Dönemin ana teması eş, arkadaşlar, iş çevresidir. Dostluk kazanma söz konusudur. Bu dönem olumlu bir şekilde atlatılırsa; eş seçimi, meslekte kararlılık, ekonomik bağımsızlık, hayat planı yapmak, olgun-sağlıklı iletişim kurmak esastır. Eğer olumsuz bir şekilde atlatılırsa; kendini herkesten ve her şeyden soyutlama söz konusudur. 7Üretkenliğe Karşı Durgunluk/Verimsizlik 30-60 yaş Dönemin ana teması üretmektir. Bu dönem olumlu bir şekilde atlatılırsa; insan yetiştirmek, yeni kuşaklara rehberlik etmek, meslekte kariyer, hobi edinmek esastır. Eğer olumsuz bir şekilde atlatılırsa; kendini işe yaramaz hissetme, üretken olmama söz konusudur. 8Benlik Bütünlüğüne Karşı Umutsuzluk 60+ yaş Dönemin ana teması ego bütünlüğü kazanmak, kendiyle barışık olmaktır. Bu dönem olumlu bir şekilde atlatılırsa; hayat muhasebesini sağlıkla atlatmış olmak, yaşam kayıplarına uyum sağlama söz konusudur. Eğer olumsuz bir şekilde atlatılırsa; keşkeler, pişmanlıklar hakimdir.
Erikson’un psikososyal gelişim aşamaları, Erik Erikson tarafından Joan Erikson ile birlikte 20. yüzyılın ikinci yarısında dile getirildiği gibi psikososyal gelişim aşamaları, [1] sağlıklı gelişen bir bireyin bebeklikten, geç yetişkinliğe geçerken gereken sekiz aşamalı bir dizi tanımlayan kapsamlı bir psikanalitik teoridir. Erikson’un sahne teorisi, sekiz yaşam evresinde ilerleyen bireyi biyolojik ve sosyokültürel güçlerini müzakere etme işlevi olarak nitelendirir. Her aşama, bu iki çelişkili gücün psikososyal krizi ile karakterizedir. Eğer bir kişi gerçekten de bu güçleri başarılı bir şekilde uzlaştırırsa krizde ilk bahsedilen özelliği tercih eder, sahneden karşılık gelen erdemle ortaya çıkar. Örneğin, bir bebek yürümeye başlayan aşamaya özerkliğe karşı utanç ve şüphe giriyorsa, güvensizlikten daha fazla güven duyuyorsa, umut erdemi kalan yaşam aşamalarına taşır. [2] Başarıyla tamamlanmayan aşamaların zorluklarının gelecekte sorun olarak ortaya çıkması beklenebilir. Ancak, bir sonraki aşamaya geçmek için bir aşamaya hakim olmak gerekli değildir. Bir aşamanın sonucu kalıcı değildir ve daha sonraki deneyimlerle değiştirilebilir. AŞAMALAR Yaklaşık Yaş erdemler Psikososyal kriz [3] Anlamlı ilişki Varoluşçu soru [4] Örnekler [4] bebeklik2 yaş altı Umut Güven ve Güvensizlik anne Dünyaya güvenebilir miyim? Beslenme, terk etme Toddlerhood2-4 yaş Niyet Otonomi ve Utanç / Şüphe Ebeveynler Ben olmak uygun mu? Tuvalet eğitimi, giysilerin kendileri Erken çocukluk5-8 yaş [5] amaç Girişim ve Suçluluk Aile Yapmam, hareket etmem ve harekete geçmem uygun mu? Keşfetme, araç kullanma veya sanat yapma Orta Çocukluk9-12 yaş [6] yetenek Endüstri ve Aşağılık Komşular, Okul İnsanların ve şeylerin dünyasında yapabilir miyim? Okul, spor Gençlik13–19 yaş [7] doğruluk Kimlik ve Rol Karışıklığı Akranlar, Rol Modeli Ben kimim? Kim olabilirim? Sosyal ilişkiler Erken yetişkinlik20-39 yaş [8] Aşk Samimiyet ve İzolasyon Arkadaşlar, Ortaklar Sevebilir miyim? Romantik ilişkiler Orta Yetişkinlik40-59 yaş [9] Bakım Üretkenlik ve Durgunluk Ev, İş Arkadaşı Hayatımı sayabilir miyim? İş, ebeveynlik Geç Yetişkinlik60 ve üstü [10] bilgelik Ego Bütünlüğü ve Umutsuzluk İnsanlık, benim türüm Ben olmak uygun mudur? Hayata yansıma Umut güvensizliğe karşı güven sözlü-duyusal, bebeklik, 2 yaş altı Varoluşsal Soru Dünyaya Güvenebilir miyim? Erik Erikson teorisinin ilk aşaması, bebeğin temel ihtiyaçlarının ebeveynler tarafından karşılanması ve bu etkileşimin nasıl güvene veya güvensizliğe yol açtığı üzerine odaklanır. Erikson tarafından tanımlanan güven “başkalarının temel güvenirliği ve aynı zamanda kendi güvenilirliğinin temel duygusu” dur. [11]Bebek, beslenme ve rahatlık için ebeveynlere, özellikle anneye bağlıdır. Çocuğun dünyayı ve toplumu göreceli anlayışı ebeveynlerden ve çocukla etkileşimlerinden gelir. Bir çocuğun ilk güveni daima ebeveyn veya bakıcıya aittir; Bununla birlikte, her kim olabilirse, bakıcı ikincil iken, ebeveynler çocuğun gözünde birincildir. Ebeveynler çocuğu sıcaklığa, düzenliliğe ve güvenilir sevgiye maruz bırakırsa, bebeğin dünya görüşü bir güven olacaktır. Ebeveynler güvenli bir ortam sağlamada ve çocuğun temel ihtiyaçlarını karşılayamazsa; güvensizlik duygusu ortaya çıkacaktır. [12] güvensizlik Geliştirme hayal kırıklığı, kuşku, çekilme ve güven eksikliği duygularına yol açabilir. [11] Erik Erikson’a göre, bebeklik dönemindeki temel gelişimsel görev, başta birincil bakıcılar olmak üzere diğer insanların düzenli olarak temel ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığını öğrenmektir. Eğer bakıcılar tutarlı gıda, konfor ve sevgi kaynaklarıysa, bir bebek güveni öğrenir – diğerlerinin güvenilir ve güvenilir olduğunu. Eğer ihmal ederse, hatta belki de küfür ederse, bebek bunun yerine güvensizliği öğrenir – dünyanın dayanılmaz, öngörülemez ve muhtemelen tehlikeli bir yer olduğunu. Olumsuz olsa da, güvensizlikle ilgili biraz deneyime sahip olmak, bebeğin yaşamın ilerleyen dönemlerinde tehlikeli durumları neyin oluşturduğunu anlamalarını sağlar; ancak bebek veya yeni yürümeye başlayan çocuk aşamasında olmak, onları uzun süreli güvensizlik durumlarına sokmamak iyi bir fikirdir çocuğun bir numaralı ihtiyacı güvende, rahat ve iyi bakılmış hissetmektir. [12] Will özerklik karşısında utanç / şüphe kaslı anal, yürümeye başlayan çocuk, 2-4 yaş Varoluşsal Soru Ben Olmak Uygun mu? Çocuk yok edici fonksiyonlar ve motor yetenekler üzerinde kontrol kazandıkça, çevresini keşfetmeye başlar. Ebeveynler hala çocuğun iradesini iddia etmek için dışarı çıkabileceği güçlü bir güvenlik tabanı sağlar. Ebeveynlerin sabrı ve cesareti, çocukta özerkliğin geliştirilmesine yardımcı olur. Bu yaştaki çocuklar çevrelerindeki dünyayı keşfetmeyi severler ve sürekli olarak çevrelerini öğrenirler. Çocuklar sağlık ve güvenlikleri açısından tehlikeli olan şeyleri keşfederken bu yaşta dikkatli olunmalıdır. Bu yaşta çocuklar ilk çıkarlarını geliştirirler. Örneğin, müzikten hoşlanan bir çocuk radyo ile çalmak isteyebilir. Açık alanlardan hoşlanan çocuklar hayvanlar ve bitkilerle ilgilenebilir. Bununla birlikte, son derece kısıtlayıcı ebeveynlerin çocuğa şüphe duygusu ve yeni zorlukları denemek konusunda isteksizlik göstermesi daha olasıdır. Artmış kas koordinasyonu ve hareketliliği kazandıkça, çocuklar kendi ihtiyaçlarını karşılayabilirler. Kendilerini beslemeye, yıkanmaya ve giyinmeye ve banyoyu kullanmaya başlarlar. Eğer bakıcılar kendi kendine yeterli davranışı teşvik ederse, yeni yürümeye başlayan çocuklar özerklik duygusu geliştirir – birçok sorunu kendi başlarına halledebilme duygusu. Ancak eğer bakıcılar çok erken talep eder veya çocukların yeteneklerini yerine getirmelerine izin vermeyi reddederse veya kendi kendine yeterlilikle ilgili erken teşebbüslerle alay ederse, çocuklar bunun yerine utanç geliştirebilir ve problemleri ele alma yeteneklerinden şüphe edebilirler. Amaç İnisiyatif ve suçluluk lokomotor-genital, erken çocukluk, 5-8 yaş Varoluşsal Soru Benim Yapmam, Hareket Etmem ve Hareket Etmem Uygun mu? Girişim, sadece aktif olma ve hareket halinde olma uğruna bir görevi planlama, üstlenme ve ona saldırma kalitesinin özerkliğine katkıda bulunur. Çocuk çevrelerindeki dünyaya hakim olmayı, fiziğin temel becerilerini ve ilkelerini öğreniyor. İşler düşüyor, yukarı değil. Yuvarlak şeyler yuvarlanıyor. Kolayca zip ve kravat yapmayı, saymayı ve konuşmayı öğrenirler. Bu aşamada, çocuk bir amaç için kendi eylemlerini başlatmak ve tamamlamak istiyor. Suçluluk kafa karıştırıcı yeni bir duygu. Mantıksal olarak suçluluk yaratmaması gereken şeylerden dolayı kendilerini suçlu hissedebilirler. Bu girişim istenen sonuçları vermediğinde suçluluk hissedebilirler. Cesaret ve bağımsızlığın gelişimi, diğer yaş gruplarının yanı sıra üç ila altı yaş arasındaki okul öncesi çocukları belirleyen şeydir. Bu kategorideki küçük çocuklar girişime karşı suçluluk mücadelesiyle karşı karşıyadır. Bee ve Boyd 2004 te tarif edildiği gibi, [12] bu aşamada çocuk bir yargı duygusu planlama ve geliştirme güçlükleriyle karşı karşıyadır. Bu aşamada çocuk inisiyatif almayı öğrenir ve liderlik ve hedefe ulaşma rollerine hazırlanır. Bu aşamada bir çocuk tarafından aranan faaliyetler arasında, tek başına bir caddeden karşıya geçmek veya kasksız bisiklet sürmek; her iki örnek de kendi sınırlarını içerir. İnisiyatif gerektiren durumlarda, çocuk olumsuz davranışlar da geliştirebilir. Bu olumsuz davranışlar, çocuğun planlandığı gibi bir hedefe ulaşamayacağı için hayal kırıklığı hissi geliştirmesinin bir sonucudur ve saldırgan, acımasız ve ebeveynlere aşırı iddialı görünen olumsuz davranışlarda bulunabilir. Nesneleri fırlatma, vurma veya bağırma gibi agresif davranışlar bu aşamada gözlemlenebilir davranışlara örnektir. Okul öncesi çocuklar giderek kendi başlarına görevlerini yerine getirebiliyor ve yeni alanları keşfedebiliyorlar. Artan bu bağımsızlıkla birlikte gerçekleştirilecek faaliyetler hakkında birçok seçenek ortaya çıkıyor. Bazen çocuklar kolayca başarabilecekleri projeleri üstlenirler, ancak diğer zamanlarda yeteneklerinin ötesinde veya başkalarının plan ve faaliyetlerine müdahale eden projeler üstlenirler. Ebeveynler ve okul öncesi öğretmenleri çocukların çabalarını teşvik edip desteklerken, aynı zamanda gerçekçi ve uygun seçimler yapmalarına yardımcı olurlarsa, çocuklar inisiyatif geliştirir – planlama ve taahhüt faaliyetlerinde bağımsızlık. Ancak, bunun yerine, yetişkinler bağımsız faaliyetlerin peşinde koşmaktan vazgeçerse veya onları aptalca ve rahatsız edici olarak reddederse, çocuklar ihtiyaçları ve arzuları hakkında suçluluk geliştirirler. [13] Yetkinlik endüstri vs. aşağılık gecikme, orta çocukluk, 9-12 yaş Varoluşsal Soru İnsan ve Nesneler Dünyasında Başarabilir miyim? Üretken bir durumu tamamlamaya getirmek, oyunun istek ve isteklerini aşamalı olarak geçersiz kılar . Teknolojinin temelleri geliştirildi. Güven, özerklik ve çalışkan becerilere hakim olmama, çocuğun geleceğinden şüphe duymasına, utanç, suçluluk ve yenilgi ve aşağılık deneyimine yol açabilir. [14] Çocuk, yeni beceriler öğrenme veya aşağılık, başarısızlık ve yetersizlik duygusu riskiyle karşı karşıya kalmalıdır. Diyerek şöyle devam etti “Bu yaştaki çocuklar kendilerini birey olarak daha fazla fark ediyorlar.” “Sorumlu olmak, iyi olmak ve doğru yapmak” için çok çalışıyorlar. Artık paylaşmak ve işbirliği yapmak daha makul. Allen ve Marotz 2003 [15] bu yaş grubuna özgü bazı algısal bilişsel gelişim özelliklerini de listelemektedir. Çocuklar mekan ve zaman kavramlarını daha mantıklı ve pratik bir şekilde kavrarlar. Sebep, sonuç ve takvim zamanını daha iyi anlarlar. Bu aşamada, çocuklar daha karmaşık becerileri öğrenmek ve başarmak için isteklidir okuma, yazma, zaman söylemek. Ayrıca ahlaki değerler oluşturuyorlar, kültürel ve bireysel farklılıkları tanımakta ve kişisel ihtiyaçlarının çoğunu ve bakımını asgari yardımla yönetebilmektedir. [15] Bu aşamada, çocuklar bağımsızlıklarını geri konuşup itaatsiz ve asi olarak ifade edebilirler. Erikson, ilkokul yıllarını özgüven gelişimi için kritik olarak gördü . İdeal olarak, ilköğretim okulu, resim çizerek, ilave problemleri çözerek, cümleler yazarak vb. Eğer çocuklar bir şeyler yapmaya ve yapmaya teşvik edilirlerse ve daha sonra başarılarından ötürü övülürlerse, çalışkanlık göstererek, tamamlanıncaya kadar görevlere devam ederek ve zevkten önce iş yaparak endüstri göstermeye başlarlar. Çocuklar bunun yerine çabalarıyla alay edilir veya cezalandırılırsa veya öğretmenlerinin ve ebeveynlerinin beklentilerini karşılayamayacaklarını fark ederse , yetenekleri hakkında aşağılık hissi geliştirirler . [2] Bu yaşta çocuklar özel yeteneklerini tanımaya başlarlar ve eğitimleri geliştikçe ilgi alanlarını keşfetmeye devam ederler. Bu ilgiyi sürdürmek için, atletik yetenekleri olduğunu biliyorlarsa bir spora katılmak veya müzikte iyiyse gruba katılmak gibi daha fazla etkinlik yapmaya başlayabilirler. Kendi yeteneklerini kendi zamanlarında keşfetmelerine izin verilmezse, motivasyon eksikliği, düşük benlik saygısı ve uyuşukluk hissi geliştireceklerdir. İlgi alanı geliştirmelerine izin verilmezlerse “kanepe patates” olabilirler. Sadakat kimlik ve rol karışıklığı ergenlik, 12–19 yaş Varoluşsal Soru Ben Kimim ve Ne Olabilirim? Ergen yeni başkalarına nasıl göründükleri ile ilgilenmektedir. Superego kimliği, gelecekte hazırlanan dış benzerlik ve sürekliliğin, bir kariyer vaadinde kanıtlandığı gibi, kişinin anlamının benzerliği ve sürekliliği ile eşleştiği güvenidir. Bir okula veya mesleki kimliğe yerleşme yeteneği hoştur. Ergenliğin sonraki aşamalarında, çocuk cinsel kimlik duygusu geliştirir. Çocukluktan yetişkinliğe geçiş yaparken, ergenler yetişkin dünyasında oynayacakları rolleri düşünürler. Başlangıçta, rol karmaşası yaşamaya eğilimlidirler – topluma uyacakları belirli yollar hakkında karışık fikirler ve duygular – ve çeşitli davranış ve faaliyetlerle örneğin arabalarla uğraşmak, komşular için bebek bakıcılığı, bağlılık deney yapabilirler. belirli siyasi veya dini gruplarla birlikte. Sonunda, Erikson önerdi, ergenlerin çoğu kim oldukları ve hayatlarının nereye gittiğine dair bir kimlik duygusu elde ediyorlar. Ergenlik mesleği, cinsiyet rolleri, politika ve bazı kültürlerde dinde kimlik kazanmalıdır. Erikson, ” kimlik krizi ” terimini kullanmasıyla tanınmaktadır . [16] 29 Daha önce gelen ve onu takip eden her aşamanın kendi krizi’ vardır, ama şimdi daha da fazlası, bu çocukluktan yetişkinliğe geçişi işaret eder. Bu pasaj gereklidir çünkü “Bebeklik ve çocukluk boyunca bir kişi birçok kimlik oluşturur. Ancak gençlikte kimlik ihtiyacı bunlar tarafından karşılanmaz.” [17]İnsani gelişmedeki bu dönüm noktası, biri olan kişi’ ile toplumun birinin olmasını beklediği kişi’ arasındaki uzlaşmadır. Ortaya çıkan bu benlik duygusu, geçmiş deneyimleri geleceğin beklentileri ile şekillendirerek’ kurulacaktır. Bir bütün olarak sekiz yaşam aşaması ile ilgili olarak, beşinci aşama kavşaklara karşılık gelir Kimlik aşamasıyla ilgili benzersiz olan şey, daha önceki aşamaların özel bir sentezi ve daha sonraki aşamaların özel bir beklentisi olmasıdır. Gençlik bir kişinin hayatında kendine özgü bir niteliğe sahiptir; çocukluk ve yetişkinlik arasında bir köprüdür. Gençlik radikal bir değişim zamanıdır – ergenliğe eşlik eden büyük beden değişiklikleri, zihnin kişinin kendi niyetlerini ve başkalarının niyetlerini arama yeteneği, toplumun daha sonraki yaşam için sunduğu rollerin aniden keskinleşmesi. [16] Ergenler ” kendileri için sınırları yeniden oluşturma ve bunu sıklıkla potansiyel olarak düşmanca bir dünya karşısında yapma ihtiyacı ile karşı karşıyadır “. [18] Bu genellikle zorlayıcıdır çünkü belirli kimlik rolleri oluşmadan taahhütler istenmektedir. Bu noktada, kişi kimlik karmaşası’ durumundadır, ancak toplum normalde gençlerin “kendilerini bulmalarına” izin verir ve bu duruma moratoryum’ denir Ergenlik sorunu rol karmaşasından biridir – bir kişiyi olgun yaşlarına sokabilecek bir isteksizlik. Doğru koşullar göz önüne alındığında – ve Erikson, bunların bir kişinin özgürce deney yapabileceği ve keşfedebileceği bir psikososyal moratoryumun aslında yeterli alana ve zamana sahip olduğuna inanıyor – ortaya çıkabilecek şey kesin bir kimlik duygusu, kim olduğunun duygusal ve derin bir farkındalığı. [18] Diğer aşamalarda olduğu gibi, biyo-psiko-sosyal güçler iş başında. Kişinin nasıl yetiştirildiği önemli değil, kişinin kişisel ideolojileri artık kendisi için seçiliyor. Genellikle bu, yetişkinlerle dini ve politik yönelimler konusunda çatışmaya yol açar. Gençlerin kendileri için karar verdikleri bir başka alan kariyer seçimleridir ve çoğu zaman ebeveynler bu rolde belirleyici bir söz sahibi olmak ister. Toplum çok ısrarlıysa, genç dış isteklere kavuşacak, onu etkin bir şekilde deney ve dolayısıyla kendini keşfetme konusunda öngörmeye’ zorlayacaktır. Birisi bir dünya görüşü ve mesleğe yerleştiğinde, kendini tanımlamanın bu yönünü farklı bir topluma entegre edebilecekler mi? Erikson’a göre, bir ergen “Ne var?” ve “Onunla ne yapacağım?”[16] Bu aşamaya bağlı olarak, ego sadakat kalitesi – değer sistemlerinin kaçınılmaz çelişkileri ve kafa karışıklıklarına rağmen, sadakatleri özgürce vaat etme yeteneği . Orijinalinde italik [18] Bir sonraki aşamanın Samimiyet genellikle evlilikle karakterize edildiği göz önüne alındığında, birçoğu 20 yaşında beşinci aşamayı kapatmak için caziptir. Bununla birlikte, bu yaş aralıkları, özellikle kimliğin başarılması için aslında oldukça akıcıdır, çünkü topraklanmak, kişinin sadakatinin nesnesini tanımlamak, kişinin “yaşlandığını” hissetmek yıllar alabilir. Genç Adam Luther ve Gandhi’nin Gerçeği biyografilerinde Erikson, krizlerinin sırasıyla 25 ve 30 yaşlarında sona erdiğini belirledi Erikson, dahi insanlar için Kimlik krizinin süresinin sıklıkla uzadığını belirtiyor. Ayrıca endüstriyel toplumumuzda kimlik oluşumunun uzun olma eğiliminde olduğunu, çünkü teknolojik dünyadaki yetişkinliğin görevleri için gereken becerileri kazanmamızın çok uzun sürdüğünü kaydediyor. Yani… kendimizi bulabileceğimiz kesin bir zaman aralığımız yok. On sekizde veya yirmibirde otomatik olarak gerçekleşmez. Bir çok bizim toplum için başparmak yaklaşık kural kişinin yirmili uç bir yere koyardı. [16] Aşk samimiyet ve tecrit erken yetişkinlik, 20-39 yaş Varoluşsal Soru Sevebilir miyim? Samimiyet ve Tecrit çatışması 30 yaş civarında vurgulanmaktadır. Bu aşamanın başlangıcında, kimlik ve rol karışıklığı sona ermekle birlikte, yine de sahnenin temelinde devam etmektedir Erikson, 1950. Genç yetişkinler hala kimliklerini arkadaşlarıyla karıştırmaya heveslidir. Uyum sağlamak istiyorlar. Erikson bazen samimiyetten dolayı izole olduğumuza inanıyor. Reddedilmek ya da ortaklarımız bizimle ayrılmak gibi reddetmelerden korkuyoruz. Acıya aşinayız ve bazılarımız için reddetme o kadar acı vericidir ki egolarımız buna dayanamaz. Erikson ayrıca, “Samimiyetin bir karşılığı vardır Uzaklık izole etmeye ve gerekirse, özü bizim için tehlikeli görünen ve toprakları samimi ilişkilerinin kapsamına girmiş gibi görünen güçleri ve insanları yok etmeye hazır” 1950 . İnsanlar kimliklerini belirledikten sonra, başkalarına uzun vadeli taahhütler vermeye hazırdırlar. Samimi, karşılıklı ilişkiler kurabilirler örneğin yakın dostluklar veya evlilik yoluyla ve bu tür ilişkilerin gerektirdiği fedakarlık ve ödünleri isteyerek yaparlar. İnsanlar bu samimi ilişkileri belki de kendi ihtiyaçları nedeniyle oluşturamazlarsa, bir tecrit duygusu ortaya çıkabilir; karanlık ve öfke duygularını uyandırmak. Bakım üretkenlik ve durgunluk orta yetişkinlik, 40-59 yaş Varoluşsal Soru Hayatımı Önemlendirebilir Miyim? Üretkenlik nesil yol gösterici husustur. Sosyal olarak değerli çalışmalar ve disiplinler, üretkenlik ifadeleridir. Yetişkinlerin üretkenlik aşaması aileye, ilişkilere, işe ve topluma geniş bir uygulama alanına sahiptir. “O halde üretkenlik, öncelikle yeni neslin kurulması ve yönlendirilmesinde endişe kaynağıdır … kavramın … üretkenliği ve yaratıcılığı içermesi amaçlanmaktadır.” [19] Orta yaşta birincil gelişim görevi topluma katkı sağlamak ve gelecek nesillere rehberlik etmektir. Bir kişi bu süre zarfında, belki de bir aile kurarak veya toplumun iyileşmesine yönelik olarak katkıda bulunduğunda, bir üretkenlik duygusu – bir üretkenlik ve başarı duygusu – sonuçlanır. Buna karşın, ben merkezli ve toplumun ilerlemesine yardımcı olamayan veya isteksiz olan bir kişi, durgunluk hissi geliştirir – göreceli verimlilik eksikliğinden memnuniyetsizlik. Orta yetişkinlikte merkezi görevler Sevgiyi cinsel temaslardan daha fazla ifade edin. Sağlıklı yaşam kalıplarını koruyun. Dostumla birlik duygusu geliştirin. Büyüyen ve yetişkin çocukların sorumlu yetişkinler olmalarına yardımcı olun. Yetişkin çocukların yaşamındaki merkezi rolü bırak. Çocukların arkadaşlarını ve arkadaşlarını kabul et. Rahat bir ev yaratın. Öz ve eş / eş başarılarından gurur duyun. Yaşlanan ebeveynlerle rolleri ters çevirin. Olgun, sivil ve sosyal sorumluluk kazanın. Orta yaşın fiziksel değişikliklerine ayarlayın. Boş zamanlarınızı yaratıcı bir şekilde kullanın. Bilgelik umutsuzluğa karşı ego bütünlüğü geç yetişkinlik, 60 yaş ve üstü Varoluşsal Soru Ben Olmuş Olmam mı? Yaşlandıkça ve yaşlılar olduktan sonra üretkenliğimizi yavaşlatma ve emekli bir insan olarak hayatı keşfetme eğilimindeyiz. Bu süre zarfında başarımızı düşünüyor ve kendimizi başarılı bir yaşam sürdüğünü görürsek dürüstlük geliştirebiliyoruz . Hayatımızı verimsiz görürsek veya yaşam hedeflerimize ulaşmadığımızı hissedersek, yaşamdan memnun olmaz ve genellikle depresyon ve umutsuzluğa yol açan umutsuzluk geliştiririz . Son gelişimsel görev geriye dönüktür insanlar hayatlarına ve başarılarına bakarlar. Mutlu, üretken bir yaşam sürdüklerine inanırlarsa, memnuniyet ve dürüstlük duyguları geliştirirler. Bunun yerine, hayal kırıklıklarına ve ulaşılamayan hedeflere bakarlarsa umutsuzluk duygusu geliştirebilirler. Bu aşama, bir kişi yaşamının sonuna yaklaştığını hissettiğinde terminal hastalık tanısı alırken olduğu gibi diziden çıkabilir. Dokuzuncu aşama Psikososyal Krizler İlk sekiz aşamanın tamamı ters sıra sırasıyla Erik Erikson ile evlenen ve işbirliği yapan Joan M. Erikson , The Life Cycle Completed Extended Version Yaşam Döngüsü Tamamlandı Genişletilmiş Sürüm e dokuzuncu bir aşama ekledi . [20] Yaşayan dokuzuncu aşamada, o yazdı “Kişinin Seksenli ve doksanlı yaşlılık onunla yeni talepler, değerlemelerde ve günlük zorlukları getiriyor”. Bu yeni zorlukların üstesinden gelmek için “yeni bir dokuzuncu aşama belirlemek” gerekir. Erikson, dokuzuncu aşama hakkında yazdığı zaman doksan üç yaşındaydı. [21] Joan Erikson, sekiz aşamanın hepsinin “dokuzuncu aşamada alakalı ve yinelenen” olduğunu gösterdi. [22] Dokuzuncu aşamada, sekiz aşamanın psikososyal krizleri yeniden karşı karşıya gelir, fakat bölüm sırası tersine çevrilir. Örneğin, ilk aşamada bebeklik, psikososyal kriz “Güven’e karşı Güvensizlik”, Güven “sintonik bölüm” ve Mistrust “distonik” olmuştur. [23] Joan Erikson önceki psikososyal krizleri dokuzuncu aşamaya aşağıdaki gibi uygular “Temel Güvensizliğe Karşı Güven Umut” Dokuzuncu aşamada, “yaşlılar kendi yeteneklerine güvensizlik yapmaya zorlanır” çünkü kişinin “bedeni kaçınılmaz olarak zayıflar”. Yine de, Joan Erikson “ışık varken,” parlak ışık ve vahiy “için umut olduğunu iddia ediyor. [24] “Utanç ve Şüphe ve Özerkliğe Karşı mı” Dokuzuncu aşamadaki yaşlılar “kayıp kontrolün utancı” ile yüzleşiyor ve kendi bedenleri üzerindeki özerkliklerinden şüphe ediyorlar “. Yani “utanç ve şüphe aziz özerkliğe meydan okuyor”. [25] “Aşağılık ve Endüstri Yeterlilik” Yaşlıların bir zamanlar sahip olduğu bir “itici güç” olarak sanayi dokuzuncu aşamada geçmiştir. “Yaşlanma yüzünden beceriksiz olmak” küçümser ve büyükleri “büyük yaştaki mutsuz küçük çocuklar gibi” yapar. [26] “Kimlik karmaşası ve Kimlik Sadakat” Yaşlılar, dokuzuncu aşamadaki “varoluşsal kimlikleri” ve “statü ve rol hakkında gerçek bir belirsizlik” konusunda kafa karışıklığı yaşarlar. [27] “Tecrit ve Samimiyet Sevgi” Dokuzuncu aşamada, “samimiyet ve sevgi yılları” genellikle “tecrit ve yoksunluk” ile değiştirilir. İlişkiler “yeni yetersizlikler ve bağımlılıklar tarafından gölgede kalıyor”. [28] “Durgunluğa Karşı Üretkenlik Bakım” Tatmin ve aile ilişkilerinin “yedinci aşamasındaki üretkenlik, tatmin edici bir şekilde giderse” hayatta kalmak için harika bir zamandır “. Seksenli ve doksanlı yıllarda, üretkenlik veya bakım için daha az enerji vardır. Böylece, “bir durgunluk hissi iyi geçebilir”. [29] “Umutsuzluk ve Tiksinme ve Dürüstlük Bilgelik” Dürüstlük “yaşlıların duyularına ciddi bir talep getirir”. Bilgelik, dokuzuncu etap büyüklerinin “genellikle sahip olmadığı” kapasiteleri gerektirir. Sekizinci aşama, bir “tiksinme ve umutsuzluk derecesi” uyandırabilen retrospeksiyonu içerir. Dokuzuncu aşamada, içgözlemin yerini kişinin “kapasite kaybı ve parçalanması” ndan talep edilen dikkat alır. [30] Dokuzuncu aşamada yaşayan Joan Erikson, dokuzuncu aşamadaki psikososyal krizin ilk aşamadaki gibi “kutsanmış olduğumuz” temel güven ile karşılanabileceğine olan güvenini ifade etti. [31] FREUD SONRASI TEORİNİN GELİŞİMİ Erikson , [32] Sigmund Freud kızı Anna Freud’un öğrencisiydi ve psikanalitik kuram ve psikoseksüel aşamalar sekiz aşamadan temel hatlarıyla, çocukluk ile ilgili en az olanlara katkıda bulunmuştur. Yani, Erikson’un yaşam evrelerinin ilk dördü Freud’un sırasıyla oral, anal, fallik ve gecikme evrelerine karşılık gelir. Ayrıca, ergenliğin beşinci aşamasının psikoseksüel gelişimdeki genital aşamaya paralel olduğu söylenir İlk üç aşama Freud teorisiyle bağlantılı olsa da, bunların çok farklı hatlarda tasarlandıkları görülebilir. Vurgu, cinsel modlar ve bunların sonuçları, her aşamadan ortaya çıkan ego nitelikleri kadar değildir. Bireysel gelişim sekansını toplumun daha geniş bağlamıyla ilişkilendirme girişimi de vardır. [18] Erikson, ergenlik döneminde durmayan bir yaşam boyunca bir dinamik gördü. Ayrıca yaşam evrelerini bir döngü olarak görüyordu bir neslin sonu diğerinin başlangıcıydı. Sosyal bağlamında bakıldığında, yaşam evreleri bir birey için doğrusal fakat toplumsal gelişim için daireseldi [33] Freud’un görüşüne göre, kalkınma büyük ölçüde ergenlik tarafından tamamlanmaktadır. Bunun aksine, Freud’un öğrencilerinden biri olan Erik Erikson 1902-1994, gelişimin yaşam boyunca devam ettiğine inanıyordu. Erikson, Freud tarafından atılan vakfı aldı ve yetişkinlik ve geç yaşama kadar genişletti. [34] ELEŞTİRİ Erikson’un psikososyal gelişim teorisinin önemli bir eleştirisi, öncelikle Avrupalı veya Amerikalı erkeklerin gelişimini tanımlamasıdır. [35] Erikson’un kuramı onun aşamaları sıralı olarak kabul ve sadece o anlaşılacağı yaş aralıkları içinde oluşan olmalıdır olup olmadığı sorgulanabilir. İnsanların ergenlik yıllarında sadece kimlik arayışında olup olmadıkları veya diğer aşamaların tamamlanabilmesi için bir aşamanın gerçekleşmesi gerekip gerekmediği konusunda bir tartışma [ atıf yapılması gerekmektedir ] . Ancak Erikson, bu süreçlerin her birinin yaşam boyunca bir şekilde veya başka bir şekilde gerçekleştiğini ve bu “aşamaları” yalnızca bu zamanlarda çatışmaların en belirgin hale geldiği için vurgular. [36] Erikson ile ilgili ampirik araştırmaların çoğu ergenlik ve kimlik oluşturma girişimleriyle ilgili. Teorik yaklaşımı, özellikle ergenlik çağında James E. Marcia tarafından incelenmiş ve desteklenmiştir . [37] Marcia’nın iş kimliğinin farklı şekillerde ayırt etmiştir ve ergenlik döneminde en tutarlı kendini kavramını oluşturan bu insanlar erken erişkinlikte samimi ekleri yapmak en yetenekli olanlar olduğu bazı ampirik kanıtlar vardır. Bu, Eriksonian teorisinin erken yetişkinlik krizini çözmek için en iyi donanımlı olanların ergenlik krizini en başarılı şekilde çözenler olduğunu öne süren kısmını desteklemektedir. KAYNAKÇA Robert Mcg. Thomas Jr., “Joan Erikson 95’te Öldü; Yaşam Döngülerinde Şekilli Düşünce,”New York Times ölüm ilanı, 8 Ağustos 1997. Online adresinde -erikson-95-şeklinde-ü . Crain, William 2011. Gelişim Kuramları Kavramlar ve Uygulamalar6. baskı. Yukarı Eyer Nehri, NJ Pearson Education, 978-0-205-81046-8. “Erikson Eğitimi Ana Sayfası” . . Macnow, Alexander Stone, ed. 2014. MCAT Davranış Bilimi Dergisi. New York Kaplan Yayınları. s. 978-1-61865-485-4. İnsani gelişme yaşam süresine psikolojik, biyolojik ve sosyolojik bir yaklaşım “III 5–8 Oyun Yaşı Girişimi ve Suçlu Ailesi Amacı”. İnsani gelişme yaşam süresine psikolojik, biyolojik ve sosyolojik bir yaklaşım “IV 9–12 Okul Çağı Sanayi ve Aşağılık Mahallesi, Okul Yeterliliği”. İnsani gelişme yaşam süresine psikolojik, biyolojik ve sosyolojik bir yaklaşım “V 13–19 Ergenlik Kimlik ve Kimlik Karışıklık Grupları Liderlik Modelleri Sadakat”. Kuşaklararası Programlar Zorunluluklar, Stratejiler, Etkiler, Eğilimler “Birincisi,” intamacy vs isolation “mücadelesi olarak tanımladığı genç yetişkinliği 20-39 yaş olarak görüyor. Kuşaklararası Programlar Zorunluluklar, Stratejiler, Etkiler, Eğilimler “Orta yetişkinlikte 40-59 yaş,” üretkenliğe karşı durgunluk “çatışması ortaya çıkar. Kuşaklararası Programlar Zorunluluklar, Stratejiler, Etkiler, Eğilimler “Arşivlenmiş kopya”. Arşivlenmişorijinal2012-11-27 tarihinde. Erişim tarihi2012-04-16 . Arı, Helen; Boyd, Denise Mart 2009. Gelişmekte Olan Çocuk12. baskı. Boston, MA Pearson. ISBN 978-0-205-68593-6. Axia Üniversite Materyalleri 2010 “Sosyal-Duygusal Gelişim Aşamaları – Erik Erikson” . . Çocuk Gelişimi Enstitüsü . Erişim tarihi 8 Mayıs 2015 . Allen, Eileen; Marotz, Lynn 2003. Oniki Yıldan Önce Doğum Öncesi Gelişim Profilleri4. baskı. Albany, NY Thomson Delmar Öğrenme. ISBN 978-0-7668-3765-2. Gross, Francis L. 1987. Erik Erikson ile tanışın Düşüncesine Davet . Lanham, MD Amerika Üniversite Yayınları. s. 47. ISBN 0-8191-5788-0. Wright, Jr, J. Eugene 1982. Erikson Kimlik ve Din . New York, NY Seabury Press. s. 73 . ISBN 0-8164-2362-8. Stevens, Richard 1983. Erik Erikson Giriş . New York, NY St. Martin Yayınları. ss. 48–50. ISBN 978-0-312-25812-2. Slater, Charles L. 2003, “Durgunluğa karşı üretkenlik erikson’un insan gelişiminin yetişkin aşamasının detaylandırılması”, Journal of Adult Development , 10 1 53–65, doi / a 1020790820868 Erik H. Erikson, Joan M. Erikson, Yaşam Döngüsü Tamamlandı Genişletilmiş VersiyonWW Norton, 1998. Erik H. Erikson, Joan M. Erikson, Yaşam Döngüsü Tamamlandı Genişletilmiş VersiyonWW Norton, 1998, 4, 105. James Mooney, Joe L. Kincheloe, “Erik Erikson”, Raymond A. Horn, editörler, Praeger Eğitim ve Psikoloji El Kitabı, Cilt 1 Praeger, 2007, 78. Erik H. Erikson, Joan M. Erikson, Yaşam Döngüsü Tamamlandı Genişletilmiş VersiyonWW Norton, 1998, 106. Erik H. Erikson, Joan M. Erikson, Yaşam Döngüsü Tamamlandı Genişletilmiş VersiyonWW Norton, 1998, 106-107. Erik H. Erikson, Joan M. Erikson, Yaşam Döngüsü Tamamlandı Genişletilmiş VersiyonWW Norton, 1998, 107-108. Erik H. Erikson, Joan M. Erikson, Yaşam Döngüsü Tamamlandı Genişletilmiş VersiyonWW Norton, 1998, 109. Erik H. Erikson, Joan M. Erikson, Yaşam Döngüsü Tamamlandı Genişletilmiş VersiyonWW Norton, 1998, 109-110. Erik H. Erikson, Joan M. Erikson, Yaşam Döngüsü Tamamlandı Genişletilmiş VersiyonWW Norton, 1998, 110–111. Erik H. Erikson, Joan M. Erikson, Yaşam Döngüsü Tamamlandı Genişletilmiş VersiyonWW Norton, 1998, 111–112. Erik H. Erikson, Joan M. Erikson, Yaşam Döngüsü Tamamlandı Genişletilmiş VersiyonWW Norton, 1998, 112–113. Erik H. Erikson, Joan M. Erikson, Yaşam Döngüsü Tamamlandı Genişletilmiş VersiyonWW Norton, 1998, 112–113. Wrightsman, Lawrence S. 1994. Yetişkin Kişilik Gelişimi . Thousand Oaks, CA Sage Publications, Inc. s. 61 . ISBN 0-8039-4400-4. Erikson, Erik H. 1993 [1950]. Çocukluk ve Toplum . New York, NY WW Norton ve Şirketi. s. 242 . ISBN 978-0-393-31068-9. Kail, Robert V. ve Cavanaugh, John C. 2004. İnsani gelişme Yaşam boyu bir görüş 3. baskı. Belmont, CA Thomson / Wadsworth . s. 16. ISBN 978-0-534-59751-1. Gilligan, C. 1982. Farklı bir sesle Psikolojik teori ve kadınların psikolojik gelişimi . Harvard Üniversitesi Yayınları. Erikson, Erik 1956. “Ego kimliği sorunu” pdf . Amerikan Psikanaliz Derneği Dergisi . 4 56–121. doi / 000306515600400104 . Erişim tarihi 2012-01-28 . Marcia, James E. 1966. “Ego kimlik durumunun geliştirilmesi ve doğrulanması” PDF. Kişilik ve Sosyal Psikoloji Dergisi . 3 551-558. doi / h0023281 . PMID 5939604 . Erişim tarihi 2012-01-28 .
303 E. Ericson, yaşam boyu gelişim ilkesini ortaya atan ilk psikologlardan biridir. Yaşam boyu gelişim kavramı, Erikson’un psikoloji bilimine en önemli katkılarından biridir. Erikson, psikososyal gelişim kuramını sekiz kritik döneme ayırarak ve her dönemde atlatılması gereken karmaşa ve problemleri ele alarak incelemiştir. 0-1 yaş – Temel güvene karşı güvensizlik1-3 yaş – Özerkliğe karşı kuşku ve utanç3-6 yaş Oyun Dönemi – Girişimciliğe karşı suçluluk6-11 yaş Okul Çağı Dönemi – Çalışma ve başarılı olmaya karşı aşağılık duygusu11-20 yaş Ergenlik Dönemi – Kimliğe karşı kimlik bocalaması20- 40 yaş İlk Yetişkinlik Dönemi – Yakınlığa karşı uzaklık40- 65 yaş Yetişkinlik Dönemi – Üreticiliğe karşı durgunluk65 yaş Olgunluk – Benlik bütünlüğüne karşı umutsuzluk Sağlıklı bir kişilik kazanmak için bir evrenin başarılı olarak atlatılması, kendinden sonraki evre için olumlu temel oluşturur. Bir evredeki kriz tam olarak çözümlenemezse birey, o döneme takılıp kalır. Yaşamının daha sonraki dönemlerinde de bu kriz çözümleninceye kadar sorun yaratır. Örneğin; bebeklik çağı krizi olan güvensizlik, ergenlik çağı krizi olan kimlik karmaşası, yetişkinlik dönemlerinde gözlenebilir. Temel Güvene Karşı Güvensizlik 0-1 Yaş Bu dönem 0-1 yaşı kapsar. Bebekler, çevrelerindeki dünyaya güvenebilecekleri ya da güvenemeyeceklerine ilişkin temel duygular edinir. Bir yaşına kadar çocuğun ihtiyaçlarının doyurulması, büyük ölçüde anneye bağlıdır. Annenin çocuğun ihtiyaçlarını giderirken onu sevmesi, okşaması, sıcaklığını hissettirmesi, ilgilenmesi, çocukta güven duygusunun temellerini oluşturmaktadır. Annesinin kendisini sevdiğinden emin olan çocuk, annesine ve çevresindeki dünyaya güvenir, kendini sevilmeye değer bulur. Anne tarafından reddedilen, soğuk davranılan, ihtiyaçları yerinde ve zamanında karşılanmayan çocuk, kendisine ve çevresine karşı güvensiz olur. Bu güvensizlik, ileride olumlu bir şekilde çözümleninceye kadar tüm gelişim dönemleri boyunca devam eder. Özerkliğe Karşı Kuşku ve Utanç 1-3 Yaş Bu dönem on ikinci aydan itibaren üç yaşına kadar sürer. Genellikle çocuklar bu dönemde yürürler, başkalarıyla iletişim kurabilecek kadar konuşurlar. Çocuklar kendi çevrelerini kontrol etmek, güçlerini göstermek isterler. Yapabilecekleri ve yapamayacakları konusunda ana-baba ve çevrelerindeki kişileri test ederler. Önceki dönemde temel güvenduygusunu kazanmış çocuklar için bu dönemde esnek ve çevresini özgürce keĢfedebileceği ortamlar sağlanmalıdır. Çocuğun kendi kendine yemek yemesi, eşyalarını toplaması, giyinmesi, soyunması, giysilerini seçmesi, karşılaştığı bazı problemleri çözmesi desteklenmelidir. Bu yönde desteklenen çocukların bağımsızlık duygularının temelleri atılmış olur. Buna karşılık sürekli olarak sınırlandırılan, aşırı derecede korunan, çok sıkı kontrol edilen çocuklarda kendi yeteneklerinden şüphelenme, kendinden utanma duyguları oluĢabilir. Girişimciliğe Karşı Suçluluk 3-6 Yaş Bu dönem üç yaşından altı yaşına kadar sürer. Çocuğun motor ve dil gelişimi düzeyi, onun çevresini daha fazla araştırmasına, daha fazla girişken olmasına olanak verir. Çocukta hareketliliğin artmasıyla problem oluşturan davranışları da artar. Çocukta girişkenlik duygusunun gelişebilmesi için değişik yaşantılarla çocuğun kendisini keşfetmesine imkân sağlanmalıdır. Çok sık azarlanan ve engellenen çocukta suçluluk duygusu geliĢmektedir. Girişkenliği cezalandırılan çocuk gerek bu dönemde gerekse yaşamın gelecek dönemlerinde yaptıklarının yanlış olduğunu düĢünüp suçluluk duyabilir. Çocuğun yapması ve yapmaması gerekenler konusunda bir denge kurularak girişkenlikleri çabaları desteklendiğinde çalışma ve baĢarılı olma davranıĢları geliĢir. Aksi takdirde sürekli olarak yaptıkları eleĢtirilen, desteklenmeyen, beğenilmeyen çocuklar, yaptıklarının değersizliğine inanarak aşağılık duygusu geliştirilebilir. Çalışma ve Başarılı Olmaya Karşı AĢağılık Duygusu 6-11 Yaş Bu dönemde çocuk okula baĢlar ve sosyal hayatında geniĢleme olur. O güne kadar çocuk için anne-baba ile olan etkileĢimi sosyal hayatının merkezindedir. Okula başladığında akranları ve öğretmenleri ile sosyal etkileşimi daha merkezde bir yere gelir. Anne ve babaların çocuk üzerindeki etkisinin azaldığı, arkadaş ve öğretmenlerin etkisinin artığı gözlemlenir. Bu dönemde çocuk için akran ve öğretmenlerinin kendisiyle ilgili görüşleri çok önemlidir. Bu nedenle çocuğun okulda başarılı olması için öğretmen ve arkadaşlarından takdir görmesi önemlidir. Bazen çocuk, anne-babasında göremediği sosyal desteği akranları ve arkadaşlarından görebilir. Bazen de öğretmenlerinden alamadığı desteği ailesi karşılar. Bu dönemi sağlıklı bir şekilde tamamlayan çocuk bir şeyleri başarabileceğini kavramıştır. Bu da çocukta çalışmaktan zevk alma ve başarmaktan gurur duyma duygusunu geliĢtirir. Çocuk bu dönemde kendini başarısız ya da yetersiz hissederse aşağılık ve yetersizlik duygusu gelişir. Örneğin; ilkokul çağlarında bir çocuğa öğretmeni “Sen sakın matematikle ilgili bir alan seçme, başarılı olamazsın.” der. Daha sonra tüm derslerden baĢarılı olan bu çocuk matematikte bir türlü baĢarılı olamaz, ilkokul öğretmeninin söyledikleri onu engeller. Lisede matematik dersinin öğretmeni, öğrencileri yüreklendirir ve herkesin matematiği öğrenebileceğini, matematikte baĢarılı olabileceğini söyler. Bu çocuk, cesaretlenir ve matematikte başarılı olur. Bugün bu çocuk, iyi bir üniversitenin mühendislik fakültesinden mezundur. Ergenlik Dönemi Kimliğe KarĢı Kimlik Bocalaması 11-20 Yaş Ericson’a göre bu dönem, kişilik gelişiminde çocukluktan yetişkinliğe geçiş yılları olarak tanımlanan gençlik adolesan dönemidir. Bu dönem, Erikson’un kimlik karmaşası kavramı ile karakterize edilmiştir. Bu dönemde “Ben kimim?” sorusu çok önemli bir hâle gelir. Ergen, ana-babasından çok akran gruplarından etkilenir. Öğretmen ve ana-babalar, ergene bir yetişkin gibi davranmalı, onunla sevgi ve saygı temeline dayalı bir dostluk kurmalıdır. Ericson’a göre bu dönemde ergen, başarılı bir Ģekilde kimlik çözerse kendisine güvenen bir kişi olarak yaşamını sürdürebilir ve başarılı olur. Aksi takdirde yaşamın gelecek dönemlerinde de bu karmaşayı çözmek için uğraşmaya devam eder. Örneğin; ne yapmak istediğine karar veremeyen, bir işten diğerine atlayıp bocalayan, çocuk gibi davranan yetişkinler, henüz kimlik kazanma karmaşasını çözümleyememiĢ kiĢilerdir. İlk YetiĢkinlik Dönemi Yakınlığa KarĢı Uzaklık 20-40 Yaş Bu dönem, ortalama 20- 40 yaşı kapsar. Ergenlik döneminde kimliğine kavuşan kişi, artık kimliğini kaybetme korkusuna kapılmaksızın başkalarıyla dostluklar kurabilir, karşı cinsten ilişkilerde arkadaşlık ve sevgi ağırlık taşır. Bu dönemi sağlıklı atlatan kişi, güvenli bir şekilde sevgiyi verme ve alma gücüne sahip olur. Başkalarıyla dostluk ilişkisi kurmada güçlük çeken genç, psikolojik bir yalnızlığa sürüklenebilir. Üreticiliğe Karşı Durgunluk 40-65 Yaş Bu dönem, orta yetişkinlik yıllarını kapsar. Yetişkin hayatlarının sonlarına doğru insanlar, kendi hayatları ile ilgili bir değerlendirme yapma eğilimine girer. Kişi, geçmişteki dönemleri olumlu bir şekilde geçirmiĢse bu dönemde üretken, verimli ve yaratıcı olur. Orta yaşı kapsayan bu dönemde, benliğin en önemli işlevi üretme, yaratma ve yaratılan ürünlere sevgiyle bağlanmaktır. Daha önceki dönemlerini başarılı olarak atlatmışsa birey üretken, verimli ve yaratıcıdır. Bunlardan yoksun olan bireyler, bir işe yaramama duygusuna kapılabilir ve durgunluk dönemine girebilir. Çevreye kayıtsız kalıp mutsuz olabilirler. Olgunluk Dönem Benlik Bütünlüğüne Karşı Umutsuzluk 65 Yaş ve Sonrası Bu dönem, bireyin yaşlılık ya da ileri yetişkinlik dönemini kapsamaktadır. Daha önceki dönemlerde kazanılmış benlik özelliklerinin iyice olgunlaĢması ve birbirleri ile bütünleşmesi bu dönemde gerçekleşir. Birey, bu dönemde ya önceki yedi evrenin birikimi sonucu benliğini tam olarak bulmuş, güvenli, mutlu, topluma etkin uyum sağlayabilen, aranan, sevilen ve sayılan kimsedir ya da umutsuz, uyumsuz, hırçın, aksi bir insan görünümündedir.
erikson ve psikososyal gelişim kuramı