yaşaltı çocuklarda % 14-20, gençlerde % 13, erişkin popülasyonun genelinde % 5-8 ve 60 yaş üstü bireylerde % 3 olarak bildirmişlerdir. bacak sendromu, sayıklama, altına kaçırma ve ritmik hareketler gibi uykuya bağlı problemlerin okul öncesi veya okul çağı çocuklarının % 25-40’ında
Çocuklarda6 yaşından sonra gece idrar kaçırmaya devam etme durumunda tedavi sürecine başlanması gerektiğinin altını çizen Uzm. Dr. Mustafa Armut, “Ebeveynlerin önemli bir bölümü idrar kaçırma sorununda tedavi amaçlı kullanılan ilaçların çocuklarda kısırlığa neden olduğunu düşünmekte, tedaviyi reddetmektedir.
TuvaletEğitiminde yaşanan sorunlar. denizkirbiyik 13Y soruyor: 4 11 yıl. Kızıma 2 aydan beri tuvalet eğitimi vermeye başladım.Belki bazı arkadaşlara erken gelebilir ama eğitim için belirtileri göstermeye başlamıştı. Kısa sürede öğrendi
YenidoğanBebekte Göbek Fıtığı ve Kasık Fıtığı. Betül Var Bebek Sağlığı. Yenidoğan Bebekte Göbek Fıtığı Bebeğin bağırsaklarının kese içinde göbek deliğine Read more. Yenidoğan Sarılığı. Betül Var Bebek Sağlığı. Yenidoğan bebeklerde sarılık, gözlerde ve
Yaşları5 ila 11 olan çocuk işçilerin yüzde 28’i, yaşları 12 ila 14 olanların ise yüzde 35’i okula gitmiyor. Çocuk işçilerin yüzde 72'si ailesiyle çalışıyor.
rvH4v. Haberler > İstanbul’da Çocuk Kaçırma Girişimi Flütü Sordu, Bakkalın Dikkati Önledi! - 0928 İstanbul Sultangazi’de yaşanan çocuk kaçırma girişimi, mahalle bakkalının dikkati sayesinde önlendi. Saldırgan, 7 yaşındaki çocuğa elindeki flütü nereden aldığını sorarak yaklaştı ve kendisine de almaları için çocuğu yanında götürmeye çalıştı. Bu sırada mahalle bakkalı olayı fark ederek, saldırganı uzaklaştırdı. Polis yaşanan olayla ilgili soruşturma başlattı. Flüt alma bahanesi ile yaklaştı İstanbul Sultangazi’de 15 Haziran günü meydana gelen olayda, yedi yaşındaki küçük çocuğun yanına gelen şüpheli, elindeki flütü nereden aldığını sordu. Küçük çocuğa, 'Gel bana da alalım' diyerek, çocukla beraber caddeden uzaklaşmaya başlayan şüpheliyi, mahalle marketi fark etti. Bakkalın müdahalesi önledi DHA’da yer alan habere göre; olayı fark eden mahalle bakkalı, şüpheliye kim olduğunu çocuğu para verdiğini de gören bakkal Binali Yıldız, tanıdığı küçük çocuğu koruması altına aldı. Bu sırada şüpheli olay yerinden hızla kamerasına da yansıyan olay sonrasında küçük çocuğun ailesi karakola giderek şikayetçi güçleri şüpheliyi yakalamak için çalışma başlattı. Bu içerik de ilginizi çekebilir
Mesane ve Bağırsak Eğitimi İdrar kaçırma, işeme disfonksiyonu, aşırı aktif mesane, az aktif mesane gibi mesane problemleri olan çocuklara ilk önce iyi bir tuvalet eğitimi sağlanmalıdır. Bunun için çocukla vakit geçirilmeli fakat çocuğa baskı yapılmamalıdır. Aile ve çocuk; pelvik taban kasları, işeme fizyolojisi ve anatomisi, mesane-bağırsak tavsiyeleri hakkında bilgilendirilmelidir ve anlatılan bütün kurallara uymalıdır. Okul öğretmeni tedavi sürecine dahil edilmeli, bilgilendirilmeli ve her tuvalete gitme istediğinde, çocuğa izin verilmesinin önemi anlatılmalıdır. Aileler ayrıca çocukları motive etmeli, zaman zaman ödüllendirme yöntemlerine gitmelidir Mesane-bağırsak problemleri için, bu eğitim tedavinin çok önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Bu eğitim sayesinde günlük hayatında yapılan alışkanlık değişimleriyle çocuğun mesanesi ve bağırsağı yeniden eğitilmektedir. Bu yüzden bu eğitimin tecrübeli ve devamlı takip halinde olan bir çocuk ürolojisi uzmanı ve pelvik taban fizyoterapisti tarafından verilmesinde fayda vardır. Biofeedback ürolojide ilk kez aşırı aktif mesane şikayeti olan hastalarda kullanılmıştır. Günümüzde ise disfonksiyonel işeme, mesane duvar kası – mesane boynu kasları uyumsuzluluğu bozuklukları, aşırı aktif mesane, az aktif mesane gibi bütün mesane problemlerinde kullanılabilmektedir. Amaç işeme kontrolünde önemli yer tutan pelvik taban kaslarının doğru ve etkin kullanılmasını sağlamaktır. Pelvik taban kasının gerginliği, yorgunluğu ve dayanma gücü tedavi öncesi ve sonrası mutlaka değerlendirilmeli ve buna göre tedavinin gidişatı belirlenmelidir. Biofeedback, özellikle çocuklarda kullanılan bilgisayarda animasyonlu bir eğitimdir. Oldukça eğlenceli bir şekilde uygulanır. Hastanın anüsünün çevresine EMG yüzeysel elektrotları sticker gibi yerleştirilerek hastaya pelvik taban kaslarını kasması ve gevşetmesi söylenir. Kastığı zaman bilgisayar animasyonunda balık, kuş vb. hayvan yukarı doğru hareket eder, gevşettiğinde ise aşağı doğru yönlenir. Bunu çişini tut veya yap komutları gibi komutlarla anlaması sağlanır. Tedavisi süresi olarak literatürde farklı zamanlar bulunmaktadır. Tedavinin süresi hastadan hastaya değişmektedir. Çalışmalar animasyonlu biofeedback tedavisinin animasyonsuz olanlara göre daha hızlı tedavi ettiğini göstermiştir. Pelvik taban kaslarını eğitmek için biofeedback tedavisi tek başına yeterli kalmamaktadır. Etkili bir pelvik taban rehabilitasyonu için biofeedback tedavisinin yanında; farklı egzersiz yaklaşımları, manuel terapi, solunum ve duruş eğitimi, gevşeme eğitimi gibi farklı fizik tedavi modaliteleri de tedaviye eklenmelidir. Bu rehabilitasyon, çocuk ürolojisi uzmanı kontrolünde pelvik taban fizyoterapisti tarafından yapılmalıdır. Yüzeyel Elektrotlarla Elektrik Stimülasyonu Sinir stimulasyonunun mekanizması halen tam olarak anlaşılmamakla birlikte, sakral sinir köklerinin stimülasyonunun pelvik taban, mesane ve mesane çıkışı arasındaki refleks yollarının modülasyonu sağladığı kabul edilmektedir. Klinikte sinir stimülasyonu tedavisi; sakral bölgeye ve ayak bileğinin çevresindeki mesaneyle alakalı sinirlerin geçtiği bölgeye uygulanır. TENS cihazı kullanılarak yapılır. Bu bir cerrahi işlem değildir. Sticker şeklinde yapışkanlı elektrotlarla çok rahat uygulanabilir. Hiçbir yan etkisi bulunmamaktadır. Biz de sakral sinir stimülasyonunu 2013 yılında Türkiye’de ilaç tedavisine dirençli hastalarımıza uygulayarak, % 85 başarı elde ettik. Başarılı olduğumuz hastaları da 2 yıl takip ederek, kalıcı başarı sağladığımızı kanıtladık. Türkiye’de tek bizim kullandığımız bu tedavi yöntemi, giderek yaygınlaşmaya başlamıştır. Biofeedback gibi nöromodülasyon da tek başına bir tedavi yöntemi değildir. Diğer tedavi modalitelerinin yanında ek olarak kullanılmalıdır. Tedavisi İlaç tedavisine doktorunuz karar vermelidir. İlaçların veriliş miktarı ve dozu doktorlarınız tarafından ayarlanması gerekmektedir. İdrar kaçıran her çocuk ilaç kullanacak diye bir şart yoktur. Biz kliniğimizde hastalarımızı olabildiğince az ilaçla veya ilaçsız olarak tedavi etmeye çalışmaktayız. Mesane duvar kasını gevşeten ilaçlar Bu sınıftaki ilaçların tümü, etkili bir şekilde mesane kasının kasılmasını engelleyerek, mesanenin gevşemesine neden olurlar. Genelde aşırı aktif mesanede kullanılırlar. Yan etki olarak kabızlık, ağız kuruluğu ve yüzde sıcak basması görülebilir. Halk arasında bu ilaçların kısırlık yaptığına yönelik yanlış bir inanış vardır. Fakat bu ilaçların böyle bir yan etkisi bulunmamaktadır. Mesane boynu kaslarını gevşeten ilaçlar Bu ilaçların amacı disfonksiyonel işeme sıkıntısı olan hastalarda mesane boşaltılmasını iyileştirmektedir. Tansiyon ilacı olarak kullanılan bu ilaçlar verilmeden önce kardiyoloji konsültasyonu yapılması gerekmektedir. Koruyucu antibiyotikler Profilaktik antibiyotikler işeme sorunlarının tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonlarına yol açtığı durumlarda kullanılır. Mesane duvar kasına Botoks uygulanmas Botilinum toksin A’nın Botoks ürolojik kullanımı son on yılda artmıştır. Sinir terminallerinde bazı maddelerin salınımını engelleyerek kasların gevşemesine yol açar. Çocuklarda, dirençlı detrüsör aşırı aktivitesi ve nörojen tip mesane hastalıklarında kullanılabilir. Çoğu çalışma kas gevşekliği etkisinin 6-9 ay sürdüğünü bildirilmektedir. Yan etki olarak doza bağımlı işeme sonrası mesanede idrar miktarının kalması ve temiz aralıklı kateterizasyon kullanımının arttığı bildirilmiştir. aralıklı kateterizasyon TAK Öncelikli olarak nörojen mesanenin tedavisi için kullanılsa da, TAK; mesanesinde işeme sonrası idrar kalan çocuklarda da kullanılabilir. TAK çocukları oldukça rahatsız edebilir. Yapılan tedavilerdeki amaç çocuklarda TAK sayısını azaltmak ve mesanesinde idrar kalmasını önleyerek TAK’ı ortadan kaldırmak olmalıdır. yöntemler Tedavi edilmeyip ciddi şekilde mesane yapısı bozulmuş olan hastalarda; TAK, antikolinerjik ve/veya Botoks’a rağmen kötüleşme devam ediyorsa, mesane augmentasyonu mesaneye barsak yaması gerekebilir. Daha da nadir olarak bu hastalarda böbrek nakli de gerekebilir.
Bütün çocuklar altını ıslatabilir, 5 yaş üstü çocuklarda sık görülen gece alt ıslatma sorunu çoğunlukla genetik nedenlidir. Ama 3 ayda haftada 2 kereden fazla alt ıslatma varsa, bir günde 7’den fazla sayıda idrara çıkıyorsa, tuvalete koşarak ya da son dakika gidiyorsa çocuğun tedavi olması gerekebilir. Gece altını ıslatan çocukların yüzde 3’ü civarındakilerde böbrek ve idrar yollarına ait doğuştan bozukluklar, böbrek hastalıkları, gizli bel kemikleri açıklıkları spina bifida, şeker hastalığı, sara hastalığı, parazitler, besin alerjileri gibi bu duruma neden olan başka hastalıklar saptanır. Gece Alt Islatma Problemi Gece altını ıslatan çocukların bir kısmı kendiliğinden düzelecektir ancak çocuğa ve aileye sıkıntı vermesi, çocuğun kendine güvenini azaltabilmesi, birlikte başka davranış ve duygulanım sorunlarının olabilmesi nedeniyle tedavi önerilir. Liv Hospital Çocuk Cerrahisi ve Ürolojisi Kliniği’nde tedaviye başlamadan önce uzman ve gece altını ıslatma konusunda tecrübeli bir hekim tarafından çocuğun detaylı fiziksel muayenesi yapılır, idrar kaçırmaya yol açabilecek diğer tüm nedenler gözden geçirilir. 5 yaşın üzerindeki çocukların haftada en az iki kez olmak üzere gece uykusu sırasında farkında olmadan idrar yapmasına gece alt ıslatması denir. Sağlıklı çocuklar da uyku öncesi aşırı sıvı aldıklarında gece idrar kaçırabilirler. Ancak, bu olayın bir rahatsızlık olarak düşünülüp tedavi etme kararının verilebilmesi için 3 ayda haftada 2 kereden fazla olması gerekir. Gece altını ıslatma iki çeşittir. Baştan beri varsa birincil primer altını ıslatma, rahatsızlık sonradan ortaya çıkmışsa buna da ikincil sekonder altını ıslatma Neden Gece Altını Islatırlar? Gece altını ıslatma çoğu zaman mesane idrar torbası gelişimindeki gecikmenin bir sonucudur. Bu nedenle de yaş ilerledikçe sıklığı azalır ve erkek çocuklarda kız çocuklara oranla daha sık görülür. 3 yaşındaki çocukların yüzde 40’ı altını ıslatırken bu oran 5 yaşında yüzde 20’ye ve 6 yaşında yüzde 10’a düşer. Gece altını ıslatma büyük oranda genetik yatkınlığa dayanır. Anne ve babadan birisinde altını ıslatma öyküsü varsa çocukta yüzde 44, ikisinde birden varsa yüzde 77 oranında altını ıslatma sorunu yaşanır. Genel olarak psikolojik olayların sık görülen birincil gece altını ıslatma sorununa yol açmadığı gerçeği bu çocukların büyük çoğunluğunda bir ruhsal sorun aramaya gerek olmadığını ortaya koymuştur. Gece altını ıslatan çocukların yüzde 3’ü civarındakilerde böbrek ve idrar yollarına ait doğuştan bozukluklar, böbrek hastalıkları, gizli bel kemikleri açıklıkları spina bifida, şeker hastalığı, sara hastalığı, parazitler, besin alerjileri gibi bu duruma neden olan başka hastalıklar Islatma Sorunu Nasıl Tedavi Edilir? Altını ıslatan çocuğa bez bağlamak çocuğun bu durumdan rahatsız olma durumunu ortadan kaldırır ve hiçbir zaman alt ıslatma bez bağlayarak ortadan kalkmaz. Gece altını ıslatan çocukların bir kısmı kendiliğinden düzelecektir ancak çocuğa ve aileye sıkıntı vermesi, çocuğun kendine güvenini azaltabilmesi, birlikte başka davranış ve duygulanım sorunlarının olabilmesi nedeniyle tedavi önerilir. Tedaviye başlamadan önce uzman ve gece altını ıslatma konusunda tecrübeli bir hekim tarafından çocuğun detaylı fiziksel muayenesi yapılmalı, idrar kaçırmaya yol açabilecek diğer tüm nedenler gözden Gece Altını Islatan Çocuğa Ne Yapmalı? Tedavinin başarılı olmasının ilk şartı aile, çocuk ve hekim arasında tam bir iş birliğinin olmasıdır. Ana prensip çocuğa güven vererek suçluluk hissini ortadan kaldırma ve mümkünse olayı çocuğun sahiplenmesini sağlamaktır. Öncelikle denenmesi gereken çocuğun kendisinin veya ailesinin gece uyanmasına dönük programlardır. Önce çocukların kendiliğinden uyanması denenir, bu mümkün olmuyorsa ailenin çocuğu gece uyandırıp tuvalete gitmesini sağlayan program uygulanır. Ailenin desteği ile beraber motivasyon tedavisi ve ilaç tedavisi beraber uygulanırsa bu çocuklarda tedavide başarı oranı yüzde 70–80’leri bulur. İlaç tedavisinin en önemli dezavantajı ise tedavi kesildikten sonra rahatsızlığın yüksek oranda tekrar riski bulunmasıdır. Bu nedenle son yıllarda alarm ve ilaç tedavisinin birlikte kullanılması önerilir. Alarm cihazları çocuk idrar kaçırmaya başlar başlamaz çocuğu uyandırarak, mesanesini kontrol etmesine yardımcı olan araçlardır. Alarm tedavisine de en az 3 ay devam etmek gerekir ve bu tedavi ile çocuklarda yüzde 85’lere varan iyileşme sağlanır. Alarm tedavisi sonunda tekrarlama riski ise oldukça Islatma Belirtileri Nelerdir? • Gece altını ıslatma hiç altını ıslatmamış bir dönemden sonra ani olarak başladıysa, • Gündüz de altını ıslatıyorsa, • Kabızlık ya altının kirlenmesi de mevcutsa, • İdrar yaparken ağrı duyuyorsa, • Bir günde 7’den fazla sayıda idrara çıkıyorsa • Tuvalete koşarak ya da son dakikada gidiyorsa, • İşeme sayıları haftada 2 den fazla ve gecede 1 den fazla ise, • Gece içinde işemesi az miktarda ancak fazla sayıda ise
Gece altını ıslatma nedir? Sıklığı ne kadardır? Çocukların çoğu 2-4 yaş arasında idrarlarını hem gece hem de gündüz tutmayı becerirler. Çoğu zaman mesane gelişimindeki gecikmenin bir sonucudur, bu nedenle de yaşla sıklığı azalır. Üç yaşındaki çocukların %40'ı altını ıslattığı halde bu oran 5 yaşında %20'ye, 6 yaşında %10'a düşmektedir. Erkek çocuklar kızlara göre daha sık altını ıslatma sorunu yaşamaktadır. Gece altını ıslatmanın kaç tipi vardır, nedenleri nelerdir? Gece altını ıslatmanın iki tipi vardır. Doğumundan itibaren hiç kuru kalmamışsa primer birincil tip, en az 6 ay kuru kaldıktan sonra altını ıslatmaya yeniden başlamışsa sekonder ikincil tip altını ıslatmadan söz edilir. Altını ıslatan çocukların büyük çoğunluğu birincil altını ıslatma grubunda yer alır. Bazen altını ıslatmaya sık ve acil idrar yapma ihtiyacı duyma gibi bulgular eşlik edebilir. Gece altını ıslatma, nedenlerine göre fizyolojik ve organik olmak üzere iki gruba ayrılarak incelenmektedir. Gece altını ıslatan çocukların büyük bir grubu %90-95'i fizyolojik altını ıslatma grubunda toplanmaktadır. Bu çocukların gece uykuda mesane doluluğunu hissetmelerinin yetersiz, mesane kapasitelerinin küçük ve uyku derinliklerinin fazla olduğu bildirilmektedir. Önemlisi altını ıslatmanın büyük oranda genetik yatkınlığa dayanmasıdır. Anne ve babadan birisinde altını ıslatma öyküsü varsa çocukta % 45, ikisinde birden varsa %77 oranında altını ıslatma sorunu yaşanmaktadır. Aile öyküsü olan olgular iyileşme zamanı bakımından ailelerine benzer bir seyir göstermektedirler. Hangi hastalıklara eşlik eder Altını ıslatan çocukların %2-3'ünden şeker hastalığı, böbrek hastalıkları, mesane hastalıkları gibi sorunlar saptanmaktadır. Olguların %5-10'unda ise altını ıslatmaya sık ve acil idrar yapma ihtiyacı gibi yakınmalar eşlik etmektedir. Bunlar "polisemptomatik altını ıslatma" olarak tanımlanmaktadır. Bu çocuklarda idrar yolu enfeksiyonu, idrarda bakteri olması, kabızlık ve bazen besin alerjisi saptanmaktadır. Ayrıca son yıllarda halk arasında "geniz eti" olarak bilinen adenoid vegatasyonlu çocuklarda yüksek oranda altını ıslatma görüldüğü ve ameliyat sonrası yakınmalarının geçtiği üzerinde durulmaktadır. Psikolojik sorunlar Genel olarak psikolojik olaylar daha önce söz edilen primer altını ıslatma sorununa yol açmazlar. Bu nedenle de altını ıslatan çocukların büyük çoğunluğunda bir ruhsal sorun aramaya gerek yoktur. Ayrıca kötü çocukların altını ıslattığı gibi ön yargıların geçersiz olduğu akıldan çıkarılmamalıdır. Bir ruhsal sorundan sonra altını ıslatma yaşanıyorsa bu genellikle fizyolojik altını ıslatmanın yeniden ortaya çıkmasıdır. Davranışsal gerilemesi olan çocuklarda gece altını ıslatma yanında okul başarısızlığı, korku gibi ek bulgular vardır ve bunların mutlaka çocuk psikiyatristleri tarafından görülmesi gereklidir. Nasıl yaklaşılmalı Hemen ve önemle belirtmeliyiz ki altını ıslatmanın kendisinden çok, bu çocuklara ailelerin ve toplumun yanlış tutumları zarar vermektedir. Bunların içinde en tehlikelisi "Altına yapan kızını sobaya oturttu" gibi haber başlıklarına konu olan cinsel bölgelere yönelik cezalandırma girişimleridir. Bu tür tutumlar, çocuklar üzerinde etkisi ömür boyu sürecek izler bırakmaktadır. Altını ıslatan çocukların fizyolojik bir gelişme gecikmesi yaşadığı bir tür diş çıkarmanın, konuşmanın gecikmesi gibi ve ailenin temel görevinin çocuğun benlik saygısı zedelenmeden bu sorunu atlatmasını sağlamak olduğu unutulmamalıdır. Bu nedenle altını ıslatan çocukların en geç 6 yaşında konuyla ilgilenen bir çocuk hekimi tarafından değerlendirilmesi ve gerekli incelemeler yapıldıktan sonra bir tedavi planı yapılması gereklidir. Altını ıslatan çocuklarda ne gibi tetkikler yapılmalı Altını ıslatma yakınması ile hekime getirilen çocuklar daha önce söz edilen organik faktörlerin varlığı bakımından incelenmelidir. Bunun için gündüz altına kaçırma, zor idrar yapma, kabızlık, zor ve acil idrar yapma, çok idrar yapma, kafa travması geçirme, idrarla birlikte kaka kaçırma, horlama ve gece ağızdan nefes alma gibi yakınmaların olup olmadığı soruşturulmalıdır. Elde edilen bilgiler ve genel muayene sonuçlarına göre idrar incelemesinden, mesane filmlerine uzanan bir dizi tetkik yapılmalıdır. Altını ıslatan çocukların %97'sinde fiziksel bir neden yoktur. Bu nedenle ayrıntılı bir öykü çoğu zaman fizyolojik altını ıslatmanın olup olmadığı konusunda bilgi verir. Bu noktada altını ıslatan çocukta " küçük mesane" ya da uykudan uyanamama sorunu mu olduğunun aydınlatılması önemlidir. Tedavide kullanılan yöntemler Altını ıslatan çocuklara genel olarak 7-8 yaşına geldiğinde tedavi için girişimlerde bulunulması önerilmektedir. Bu girişimlerin başında çocuğun kendisinin ya da ailesinin gece uyanmasına dönük programlar gelmektedir. Ailenin çocuğu gece uyandırıp tuvalete gitmesini sağlayan program uygulanır. Bu program %90 oranında başarı sağlamıştır. Tedavide alarm kullanımı ve ilaç tedavisi Alarm cihazları çocuk idrar kaçırmaya başlar başlamaz hareket geçen ve böylece çocuğun uyanıp, mesanesini kontrol etmesi konusunda yardımcı olan araçlardır. Bu tedavi ile çocuklarda %70-84 oranında iyileşme sağlanmaktadır. Altını ıslatma tedavisinde uzun yıllardır çeşitli ilaçlar kullanılmıştır .%90'a varan oranda yineleme riski bulunmaktadır. Alt ıslatma çocukluk çağında sık görülen bir sorundur ve ailelerin yanlış tutumlarının sürdüğü bir konudur. Öncelikle altını ıslatan çocukların konuyla ilgilenen çocuk hekimleri tarafından değerlendirilmesi ve ailenin katılımı ile uzun dönemli bir tedavi yaklaşımının denenmesi gereklidir. Temel prensipler Gece kalkıp tuvalete gitme bir hedef olarak kesinleştirilmeli Tuvalete ulaşmak kolaylaştırılmalı Çocuğun kuru kalma sorumluluğunu üstüne almasına yardım edilmeli Yatmadan önceki 2 saat boyunca fazla sıvı alımından kaçınılmalı Kafein içeren içecekler kesinlikle verilmemeli Yatağa girmeden tuvalete gidilmeli Gece kuru kalması için bez bağlanmamalı gece kalkma motivasyonunu olumsuz etkilemektedir Sabah temizliğine çocuğun katılımı sağlanmalı Çocukların benlik saygıları desteklenmeli Ailelere nasıl davranacaklarını anlatan kılavuzlar hazırlanmalı Çocukların hangi günler kuru kaldıkları bir kart üzerine işlenmeli Çocuklar en az ayda bir kez kontrol edilmelidir. Güncelleme Tarihi09/08/2022 Yayınlama Tarihi27/09/2009 Okunma Sayısı204839
- 1706 Güncelleme - 1711 Altına kaçırma problemini 14 yıldır yaşayan 19 yaşındaki Necmettin Erbakan Üniversitesi NEÜ Meram Tıp Fakültesi Hastanesinde yapılan operasyonun ardından sağlığına kavuştu Altına kaçırma problemini 14 yıldır yaşayan 19 yaşındaki Necmettin Erbakan Üniversitesi NEÜ Meram Tıp Fakültesi Hastanesinde yapılan operasyonun ardından sağlığına kaçırma sorunu şikayetiyle Meram Tıp Fakültesi Hastanesine başvuran 19 yaşına kadar birçok hastaneye gittiğini ancak tedavi olamadığını söyledi. Zor bir okul dönemi geçirdiğini anlatan şöyle devam etti "İdrar kaçırma sorunu, toplumda az görülen bir rahatsızlık olduğu için utanıyorsunuz ve kimseye sorununuzu anlatamıyorsunuz. Psikolojik olarak büyük sıkıntılar çektim. Meram Tıp Fakültesinde konulan teşhisin ardından ameliyat oldum ve sorunlarım ortadan kalktı. Şimdi ben de diğer insanlar gibi normal bir hayat yaşayabiliyorum. Doktoruma çok teşekkür ediyorum." HASTALIĞIN ADI EKTOPİK ÜRETERNEÜ Meram Tıp Fakültesi Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Müslim Yurtçu, idrar tahlili, ultrason ve emar ürografi yapılan "ektopik üreter" teşhisi konulduğunu ifade insanlarda her iki böbrekten idrar torbasına giden iki ayrı yol olduğunu fakat böbreklerinden idrar torbasına giden üçüncü bir kanalı tespit ettiklerini aktaran Yurtçu, şöyle konuştu "Biz, bunlara 'üreter' diyoruz ama bizim hastamızda sağ böbrekten 2 adet 'üreter' yol olduğu ortaya çıktı. Bunlardan bir tanesi, normal olarak idrar torbasına açılırken diğeri ise direk genital bölgeye açılıyordu. Bu idrar kaçırma da saat başı bir pet şişeyi dolduracak kadar fazlaydı. Bu nedenle hastamız, gündelik hayatında toplum içerisine çıkmakta sıkıntı çekiyordu." 20 BİNDE 1 KİŞİDE RASTLANIYORYurtçu, tanıyı koyduktan sonra ameliyatla genital bölgeye açılan ektopit üreteri mesaneye bağladıklarını belirterek şunları kaydetti "Bu ameliyatın sonucunda hastamızın şikayeti, tamamen ortadan kalktı. Şu anda hastamız, idrarını tutabiliyor ve kaçırma olmuyor. Bu rahatsızlık, 20 binde 1 görülen bir vakadır. Tanısı ise ancak ciddi bir tetkik ve araştırmayla ortaya konulabilir." AA
14 yaşında çocuğun altına kaçırma