Dede Korkut Kitabı, destansı Oğuz hikâyelerinin bir toplamasıdır. Çok önce teşekkül eden ve asırlarca Türklerin arasında yaşayıp gelişen bu destanlar nihayet 15. Asrın sonları ile 16. Asrın başlarında yazıya geçirilmiştir.1 Eserde nazım ve nesir bir arada verilmiştir. Kıpçakların ve Hristiyanların OğuzTürkleriyle
Buradaoğlunun kılıcını gördüğü an esir düştüğünü anlar ve düşmanla tek başına savaşa girer. Ancak savaşı kazanamaz ve diğer Oğuz Beylerinden yardım ister. Bu yardımla savaşı kazanırlar ve döndüklerinde 7 gün 7 gece boyunca ziyafet çekerler. En sonda Dede Korkut dua ederek hikaye sonlanır.
Bu yazımızda sizlere meb onaylı 100 temel eser içinde olan Dede Korkut Hikayelerinin kısa özetini paylaşacağız. Dede korkut hikayelerinin belli bir yazarı yoktur. Hikayeler nesilden nesile gelen anonim şeklindedir. Herkese iyi okumalar ve iyi dersler dileriz. Hikayelerin kısaca özetine aşağıdan ulaşabilirsiniz.
DestanlardaDede Korkut keramet sahibi biridir. Doğa üstü bir manevi güce sahiptir. Destanlarda şu gibi kerametleri görülmüştür; 1- Gelecekten Haber Verme:" Korkut Ata söyledi: Ahir zamanda hanlık tekrar Kayı'ya geçecek.
Dede Korkut’un hikayeleri yoğun ilgi görüyor. Vatandaşlar, “Dede Korkut kimdir?” sorusunun yanıtını öğrenmek istiyorlar. Dede Korkut; destan, hikâye ve masal anlatımlarında
SV23c. Yazımızın sonuna geldiğinizde, Dede Korkut kimdir? Dede Korkut Hikayeleri nelerdir? Dede Korkut Hikayeleri özellikleri nelerdir? Bu sorulara cevap verebilecek kadar fikir sahibi olacaksınız... Dede Korkut Kimdir? Dede Korkut yaşadığı dönemin toplumsal detaylarını açık bir şekilde sunan önemli bir bilgedir. Dede Korkut, destanların ilk anlatıcısıdır. Eserin çeşitli yerlerinde "Dede", giriş bölümünde dört defa "Ata" unvanıyla anılmıştır. Göçebe Türklerin yüceltip kutsallaştırdığı, bozkır hayatının geleneklerini ve törelerini çok iyi bilen bir kişidir. Dede Korkut'un Kısaca Hayat Hikayesi Dede Korkut; destan, hikaye ve masal anlatımlarında yüceltilen, köklerini göçebe bozkır hayatının geleneklerinden alan ve halen yerleşik hayatın gündelik pratiklerinde kendine yer bulan; doğum, evlenme ve ölüm geleneklerine yansımış özlü sözleri, anlatımları, müzik aletleri ve ezgileri ile toplum hayatında önemli bir yeri olan yarı efsanevi bir bilgedir. Yarı efsanevi denmesinin sebebi ise gerçekten meçhul bir kişi olmasından mıdır, yoksa toplumda dilden dile gezerken inanılmış bir olgu mu bilinmemesinden kaynaklanır. Elimizdeki mevcut kaynaklar ile Dede Korkut’un tam olarak hangi zaman aralığında yaşadığını bilemiyoruz; ancak Dede Korkut kitabından onun Hz. Muhammed zamanına yakın bir zamanda yaşadığını öğreniyoruz. Bunun haricinde onun kim olduğunu, nerede ve nasıl yaşadığını ve ne gibi işler ile meşgul biliyoruz. Dede Korkut, bilinen bütün ozanların atasıdır. Kopuz çalar. İçinde yiğitliğin, mertliğin, gerçek sevdanın, vatan sevgisinin, ana baba ve yar sevgisinin bulunduğu hikayeler anlatır. Çok uzun yıllar yaşadığı rivayet edilir. Aynı zamanda kopuzu ilk bulan ve Türklere öğreten kişidir. Bu kopuzu eşliğinde, kendi halkına ne güzel hikayeler anlatmıştır. Dede Korkut Özellikleri Günümüz Türkiye'sinde; ad verme, kız isteme, düğün, yas gibi toplumsal uygulamalar ile Hızır, belirli sayılar, ağaç kültü gibi pek çok motifin Dede Korkut kültürü ile ilgisi vardır. Bunlar Dede Korkut özellikleri ile günümüze kadar gelmiş alışkanlık veya geleneklerdendir. Dede Korkut kültürünün zengin içeriği ve çok çeşitli uygulamaları nedeniyle unsurun aktarımında toplumun her kesiminin aynı oranda katkısı bulunmaktadır. Dede Korkut Hikayeleri Dede Korkut'un özlü sözleri, düz şiirleri ve kendisinin yaşadığı olayların anlatıldığı Dede Korkut Kitabı, 15. yüzyıldan günümüze iki yazma nüsha ile ulaşmıştır. Dede Korkut kültürü bu kitaptan köken almış ancak yazılı kaynaklardan ve sözlü kültürden olmak üzere iki yoldan ilerleyerek günümüze taşınmıştır. Yani Dede Korkut Hikayeleri, Dede Korkut kültürü yazılı kaynaklar halinde olduğu gibi insanların dilinde ve gönlünde de günümüze ulaşmıştır. Destan döneminden halk hikâyeciliğine geçiş döneminin en önemli ürünü Dede Korkut Hikayeleridir. Bu hikâyeler, Orta Asya'da şekillenmeye başlamış; Türklerin Müslüman olmalarından ve Anadolu'ya gelmelerinden sonra din ve çevre motiflerine göre bazı değişikliklere uğramıştır. Dede Korkut'un hikâyeleri, parça parça ve değişik versiyonlarda Anadolu'nun çeşitli yerlerinde yaşamaktadır. Bugün Türkiye'de en yaygın olarak bilinen hikayeler, 15-16. yüzyıllarda meçhul biri tarafından yazıya geçirilmiştir. Eserin asıl adı "Kitab-ı Dede Korkut Ala Lisan-ı Taife-i Oğuzhan" Oğuzların Diliyle Dedem Korkut Kitabı'dır. Kitap, on iki destansı hikaye ve bir önsözden oluşur. Hikayeler Kuzeydoğu Anadolu dolaylarındaki Müslüman Oğuzların hayatını anlatır. Fakat destanlar İslamiyet öncesi dönemden de izler taşımaktadır. Destan özellikli ve pek çok halk kahramanının mücadeleleri anlatılan Dede Korkut hikayelerinde; güzel ve hikmetli sözler, Türklerin tarihine ait rivayetler, han ve beyler hakkında methiyeler, Türk töresine ait pek çok konu işlenmiştir. Bugün elimizdeki iki nüshanın, Akkoyunlu Devleti'nin 1403-1508 çökmeye başladığı dönemlerde yazıya geçirildiği tahmin edilmektedir. Nüshalardan biri tamdır ve Almanya Dresden Kitaplığında bulunmaktadır. Altı hikâyenin bulunduğu eksik bir nüsha ise Vatikan'dadır. Hazır Dede Korkut Hikayelerine giriş yapmışken öncelikle Dede Korkut Kitabı olarak bahsettiğimiz Kitab-ı Dede Korkut Ala Lisan-ı Taife-i Oğuzhan Dede Korkut Kitabı veya Dedem Korkut Kitabı, ayrıca bazı kaynaklarda Korkut Ata Kitabı olarak da görebilirsiniz. içerisindeki 12 hikayenin isimlerini belirtelim DİRSE HAN OĞLU BOĞAÇ HAN SALUR KAZANIN EVİNİN YAĞMALANMASI KAM BÜRE BEG OĞLU BAMSİ BEYREK KAZAN BEYİN OĞLU URUZ BEYİN TUTSAK OLMASI HİKAYESİ KOCA DUHA OĞLU DELİ DUMRUL HİKAYESİ KANLI KOCA OĞLU KAN TURALI HİKAYESİ KAZICIK KOCA OĞLU YİĞENEK HİKAYESİ BASAT'IN TEPEGÖZÜ ÖLDÜRMESİ HİKAYESİ BEGİL OĞLU EMREN'İN HİKAYESİ UŞUN KOCA OĞLU SEĞREK HİKAYESİ SALUR KAZANIN TUTSAK OLUP OĞLU URUZUN ÇIKARDIĞI HİKAYESİ İÇ OĞUZ DIŞ OĞUZ ASİ OLUP BEYREK'İN ÖLDÜĞÜ HİKAYESİ Dede Korkut Hikayelerinin Özellikleri Eser, bir önsöz ile 12 hikayeden oluşur. Olağanüstü olaylarla gerçeğe uygun olaylar eserde iç içedir. Tıpkı Dede Korkut kimdir diye sorgularken karşılaşılmış yarı gerçek durum gibi hikayeler de olağanüstü kısımlar barındırır. Türklerin eski yaşam tarzları ile ilgili ayrıntılar yanında İslam dini ile ilgili özellikler de vardır. Eserde geçen "Dede Korkut" meçhul bir halk ozanıdır. Hikayelerin konuları; aşk, yiğitlik gösterisi, kahramanlık, boylar arasındaki savaştır. yy'da yazıya geçirilmiştir. Eserin yazarı belli değildir. Nazım ile nesir iç içedir. Azerî Türkçesi ile oluşturulmuştur.
Download Free PDFDownload Free PDFTurkbilig, 2018Kürşat ÖncülThis PaperA short summary of this paper37 Full PDFs related to this paper
ÖZET Bu makalenin amacı Dede Korkut Hikâyelerinde kadın ve aile kavramlarının, aile içi ilişkilerin, aileyle ilgili gelenek ve göreneklerin o dönem için ne ifade ettiğini belirtmektir. Kadın ve aileye verilen önemi belirtmek adına on üç hikâye tek tek incelendi. Kadın ve aile kavramları hemen her hikâyede geçmektedir. Kadın, eşiyle beraber düşmana karşı savaşan yiğit bir bireydir. Türk kültüründe kadın, ailede söz sahibidir ve ailenin temelidir. Tüm bu incelemeler sonunda görüldü ki hikâyelerde kadın ve aile çok önemli iki kavramdır. Hikâyelerde aile birliğine, eşlerin birbiriyle münasebetlerindeki saygıya, sevgiye verilen öneme, kadının yiğit davranışlar sergileyebildiğine, evlatların ailede ve Türk kültüründe ne kadar önemli olduğuna dair bulgular elde edildi. Bu çalışma ile Dede Korkut Hikâyelerinin sadece birer hikaye olmadığını, Türklerin sosyal ve kültürel hayatlarında hikayelerin önemli bir kültür taşıyıcısı olduğunu göstermek istedik. GİRİŞ Dede Korkut Hikâyeleri Oğuz Türklerinin 12-14. yüzyıllarda Anadolu’nun doğusundaki geleneksel yaşam tarzını, aile yapısını, dilini, dinini, dünyaya mitolojik açıdan bakışını, etnografyasını, mücadelelerini anlatmaktadır. Kesin olarak bilinmemekle birlikte 15. yüzyılın ortalarından itibaren yazıya geçirildiği tahmin edilmektedir Torun 2011; Ergin 1999. Dede Korkut Hikâyelerinin her birinde toplumun yaşayışı, âdetleri, gelenekleri ve çeşitli yönleri ile bütün bir Oğuz kavminin yaşamı yansıtılmaktadır. Hikâyelerde temelde ele alınan konular, Oğuz kavmi ve onların yaşamı olup, hikâye kahramanlarından bu amaçla yararlanılmaktadır Banarlı 2004; Özsoy 2006’dan aktaran Özbay ve Karakuş Tayşi 2011. 1 Dede Korkut Hikâyelerinin Nüshaları Dede Korkut hikâyelerinin iki nüshası mevcuttur. Hikâyelerin bir nüshası Almanya Dresten Kütüphanesinde, bir nüshası da Vatikan’daki kütüphanede bulunmaktadır. Bu iki nüshaya ilaveten Prof. Dr. Metin Ekici Türkistan’da üçüncü nüshaya ulaşmış ve on üçüncü hikâyeyi yayımlamıştır. Bu hikâyede “Salur Kazan’ın Yedi Başlı Ejderhayı Öldürmesi” adlı hikâye bulunmaktadır. Geçtiğimiz aylarda Dede Korkut hikâyelerinin Türkistan yazması Prof. Dr. Metin Ekici tarafından bulunarak ilim alemine tanıtılmıştır. “Salur Kazan’ın Yedi Başlı Ejderhayı Öldürmesi” adlı hikâye adını verdiğimiz bu destanî anlatma, Dede Korkut anlatmalarının sayısını on üçe çıkarmaktadır. Bu yeni Dede Korkut boyunun on üçüncü boy, destan olarak anılması gerekmektedir Ekici 2019. Üçüncü nüshanın, Ekici tarafından bulunup değerlendirilmesi, Dede Korkut Hikâyeleri üzerine araştırma yapanlar için önemli bir kaynak olmuştur. 2 Eski Türklerde Kadın Türk toplumunda geçmişten günümüze baktığımızda her zaman kadına çok önem verilmiştir. Türk kültür ve medeniyetinde kadına her zaman saygı esas alınmıştır. Tarihi seyri içinde Türk medeniyetine baktığımızda kadının erkeğin yanında onunla birlikte karar veren sözü geçen biri olduğunu görüyoruz Altındal 1994, 9. Talas Abidelerinde “Hatun” kelimesi “eş” manasında kullanılmıştır. Eski Türklerde evin sahibi kadındır. Bundan dolayı ev kadını için söylenen en yaygın söz “evci” idi. Göktürkler bu anlamda kadın için “eş” sözcüğünü kullanırken, Osmanlılar “evdeş”, Çağatay Türkleri de “evlik” diyorlardı. Bu sözlerden başka Türkler zevce içineskiden “Eşi, İşler, Yotuz, Egmiş” gibi daha çok unvan olan kelimeleri kullanıyorlardı. Anadolu’da ise kadın “Başa, Baş Yoldaşı, Bike, Ev Şenliği” gibi kelimelerle anılmaktadır. Kırgızlarda ise evin gerçek sahibesi baş kadın için kullandıkları “Bay Biçe, Bay Beçe” sözü kullanılmıştır. Ögel 1984, 76. Türk devletlerinde kadınlara önemli görevler ve yetkiler verilmiştir. Kadınlar bir asker gibi savaşırlar ve erkeklere yardımcı olurlardı. Destanlarda da her zaman karşımıza yiğit kadın modeli çıkmıştır. Ok atan, kılıç kullanan, eşiyle ve çocuklarıyla ilgilenen anne tipi tüm destanlarda göze çarpmaktadır. Kadınlar savaşta düşmanlarla yiğitçe mücadele ederler. Aile içinde de kadın yüksek bir mevkiye sahiptir. Ev içerisinde kocasının naibi idi Erkul 2002, 61. Türk devletlerinde kadınların çeşitli hak ve yetkilere sahip olması Türklerin diğer milletlere göre kadına verilen değer açısından ne kadar ileride olduğunu bize göstermektedir. Türk kadını deyince yiğitlik, aileye bağlılık, fedakârlık akla gelmektedir. Türk tarihi boyunca kadınlar, gerek yiğit birisi, gerekse kocasının yardımcısı, dostu, sırdaşı olsun her zaman ailenin en önemli parçası olmuştur. 3 Eski Türklerde Aile Eski Türklerde aile çok önemli bir olgudur. Eskiden aileye oguş denirdi. Eski Türklerde aile devletin ve milletin temel kaynağı idi. Bu dönemde aile yani oguş devletin üzerine temellendirildiği sosyal birlikti. İşte bu sebepten eski Türklerde ailenin devlet için önemi büyüktür. Toplumları ayakta tutan aileye gereken önemi veren Türklerde devlet, baba olarak telakki ediliyordu. Çünkü baba kelimesi adaleti, sevgiyi, hoşgörüyü temsil ediyordu. Türklerde daha çok pederi aile yapısı vardı. Pederî aile, babaya biçilen koruyup kollayıcı sosyal rolden dolayı önem arz etmekteydi. Evin reisi babadır, fakat baba tek otoriter güç değildir. Bir de pederşâhî aile tipi vardır. Pederî ailede babanın sözü geçerlidir, fakat annenin fikirlerine de önem verilir, ona saygı duyulur. Pederşâhî ailede ise baba otoriterdir. Annenin fikirleri alınmaz. Pederî ailede miras ve akrabalık ilişkileri de farklıdır, hem anne soyundan hem de baba soyundan miras ve akrabalık devam eder. Kadın ve erkek mirasa ortak olur. Diğer topluluklarda ise pederşâhî aile tipi vardı. Eldeki bulgulara göre eski Türk aile yapısı hakkında şu genellemeler yapılabilir Göçebe Türk ailesi; çekirdek aile yapısındaydı ve kadın erkek eşit haklara sahipti Kuran 1986. Tüm bu bilgilerin ışığında aile Türklerde toplumun çekirdeğini oluşturan en önemli unsurdur. Aile hem milletin hem de devletin devamlılığını sağlayan sosyal bir bağdır. Bu sebeple devletleri ve milletleri ayakta tutan aile hem eskiden hem de günümüzde Türkler için temel güçtür. 2. MATERYAL VE METOT Araştırmamız Muharrem Ergin’in 1999 Dede Korkut Hikayeleri adlı eserinden yola çıkılarak yapılmıştır. Kadın ve aileye verilen önemin belirtildiği yerler, sayfa numarası verilerek üzerinde önemle durulmuştur. Ayrıca konuyla ilgili tez araştırmaları yapılmıştır. Dede Korkut Hikâyelerinde yer alan kadın ve aile kavramlarının önemini belirtmeyi amaçlayan bu araştırmada tarama modeli kullanılmıştır. Ayrıca araştırmada nitel araştırma yapılmış ve doküman incelemesi tekniği kullanılmıştır. 3. Dirse Han Oğlu Boğaç Han Hikâyesi Çocuğa verilen önem Ziyafet düzenleniyor, oğlu olan ak otağa, kızı olan kızıl otağa oğlu kızı olmayan kara otağa oturtuluyor, altına kara keçe seriliyor, kara koyun yahnisi yediriliyor, oğlu kızı olmayana ise beddua ediliyor. Dirse Han’ın çocuğunun olmaması ve karısına sitemleri, han kızının Dirse Han’a dua tavsiyesinde bulunması mısralar şeklinde han kızına kızgınlığı ifade ediliyor. “Han kızı yerinden kalkayım mı/Yakan ile boğazından tutayım mı / Kaba ökçemin altına alayım mı” Dirse Han’ın çocuğunun olması ve sonra bu çocuğun dadılara verilerek baktırılması. Çocuğun büyümesi ve boğayla güreş etmesi anlatılmıştır. Boğayı yenmesi ve Dede Korkut’un çocuğun babasına öğütler vermesi mısralarla anlatılıyor. “Hey Dirse Han beylik ver bu oğlana/taht ver erdemlidir / boynu uzun büyük cins at ver bu oğlana / biner olsun hünerlidir” Aile içi fitne Boğaç’ın babasına karşı isyan edeceği fitnesi yanındakiler Dirse Han’ın oğlunu öldürmesini isterler. Eşe duyulan saygı Oğlunu öldürmek isteyen Dirse Han’a hatunu bu fikrinden vazgeçmesi için güzel sözler söyler. “Beri gel başımın bahtı evimin tahtıHan babamın güveyisiKadın anamın sevgisiBabamın anamın verdiğiGöz açıp da gördüğümGönül verip sevdiğim…” Evlat sevgisi Hatun kocasına sitem eder, bağrının yandığını, sütünün kesilmesini, adaklar adadığını söylüyor. Tek evladı olduğunu ve ona değer verdiğini anlatıyor. Dirse Han oğlunu av esnasında yaralıyor ve oğlunu öldü sanıyor. Boğaç’ın annesi durumu öğrenince çok üzülüyor feryat ediyor. “Kara başım kurban olsun sana” diyerek üzülüyor, oğluna ağıt yakıyor yaranın üzerine sütünden döküyor ve sütü yaraya merhem oluyor, sonrasında oğul gözlerini açıyor. Anne merhameti Boğaç babasını öldürmek ister ama annesi oğluna, “Baban sana kıydı ise sen babana kıyma” diyerek öğüt verir. Anne sevgisi Boğaç babasını, annesinin isteği üzerine öldürmez. Hikâyenin verdiği mesaj Bu hikâyede, doğru olup olmadığı belli olmayan yanlış bilgilerle bir insan hakkında hüküm verilmemesi gerektiği vurgulanmıştır. Fitnecilere hiçbir zaman fırsat verilmemelidir, yoksa aile dağılır’ tezi savunulmuştur. Salur Kazan’ın Evinin Yağmalanması Hikâyesi Namusa verilen önem Düşman Uruz’u öldürüp etinden kavurma yaptırıp kırk bey kızına yedirin, kim yerse annesi değil, kim ki yemezse anasıdır’ diye plan yapar. Esir düşen Uruz’un annesine düşmanlar kötü muameleler yapmak isterler. Uruz annesine namusunu, iffetini korumasını söyler. Evlat sevgisi Uruz Bey düşmana esir düşer, annesi de esir düşer ve anne, oğlu için şöyle der “Oğul, oğul ay oğul Biliyor musun neler oldu Söyleştiler fısıl fısıl Kâfirin fiilini duydum Penceresi altın otağımın kabzası oğul Kaza benzer kızımın gelinimin çiçeği oğul Oğul, oğul, ay oğul Dokuz ay dar karnımda taşıdığım oğul On ay deyince dünyaya getirdiğim oğul Dolaması altın beşikte belediğim oğul” Anne sevgisi Uruz, annesinin düşmanlarateslim olmaması, namusunu kirletmemesi için şöyle söyler “Hey ana Arap atlar olan yerde Bir tayı olmaz mı olur Kızıl develer olan yerde Bir deve yavrusu olmaz mı olur Akça koyunlar olan yerde Bir kuzucağızı olmaz mı olur Sen sağol kadın ana, babam sağ olsun Bir benim gibi oğul bulunmaz mı olur” Annesi ve babasına olan sevgisini Uruz bu şekilde belirtmiştir. Kadınların özellikleri İnce belli, kaza benzeyen kızlar, boyu uzun Burla Hatun, ihtiyar ana. Bu hikâyede yabancı kadınlar ise şöyle anlatılır “Kara gözlü, saçı örgülü, göğsü kızıl düğmeli, elleri bileğinden kınalı, süslü dilber kâfir kızları.” Bu kızlar kudretli Oğuz beylerine kadeh sunuyorlar. Aile bireylerinin önemi Kazan Han annesi, eşi ve oğlunun esir alındığını öğrenince düşman kâfire bu üç sevdiğinin geri verilmesi için hazinesinden, katar katar develerinden vazgeçtiğini söyler. Hikâyenin verdiği mesaj Bu hikâyede Kazan Bey’in düşmana esir düşen eşi, ihtiyar anası ve evladı için yaptığı mücadeleler anlatılmıştır. Aile için her şey göze alınmalıdır’ tezi üzerinde durulmuştur. Kam Büre Beg Oğlu Bamsı Beyrek Hikâyesi Evlat sevgisi Pay Püre’nin oğlu kızı olmamaktadır. Böyle olunca Allah’ın kendisine beddua ettiğini düşünür. Büyük bir özlemle oğul istemektedir. Oğuz beyleri dua ederler. Bununla birlikte Pay Piçen de kızı olması için oradaki beylerin dua etmesini ister. Pay Püre erkek evlat; Pay Piçen de kız evlat sahibi olur. Beşik kertmesi Bu çocukları babaları beşik kertmesi eder. Ad koyma Pay Püre Oğuz beylerini çağırır ve ziyafet verir. Dede Korkut gelir ve çocuğa Bamsı Beyrek adını verir. “Ünümü anla sözümü dinle Pay Püre Bey Allah Teala sana bir oğul vermiş tutuversin” … “Allah Teala senin oğluna fırsat versin Sen oğlunu Bamsam diye okşarsın Bunun adı boz aygırlı Bamsı Beyrek olsun Adını ben verdim yaşını Allah versin.” Bamsı’nın istediği kadın özellikleri ise şöyledir “Sabah Bamsı kalkmadan önce kadın erkenden kalkacak, ata binecek, düşmanla savaşacak, güçlü, yiğit bir kadın.” Kardeşe bağlılık Banu Çiçek’in kardeşi Deli Karçar kız isteyeni öldürmek isteyen birisi. Kız isteme Dede Korkut kız istemeye gider. Kızı ister fakat kızın kardeşi ona kötü davranır. Dede Korkut atıyla kaçar ancak Deli Karçar yetişir, Dede Korkut’a kılıç vuracakken Dede Korkut dua eder, elin kurusun der ve Karçar ’ın eli yukarıda asılı kalır. Sonra Deli Karçar ondan medet dilenir. Olmadık istekler Dişi görmemiş bin erkek deve, kısrakla çiftleşmemiş bin aygır, bin koyun görmemiş koç, bin kuyruksuz, kulaksız köpek, bin pire. Evlilik adetleri Bir yiğit ok atar ve ok nereye düşerse orası gelin odası olur. Ayrıca kız tarafı erkeğe kırmızı kaftan getirir. Eş sevgisi Bamsı ile Banu Çiçek evlenir fakat o gece düşmanlar Bamsı’yı kaçırır. Banu Çiçek eşi için şu mısraları söyler ve ağlar “Vay al duvağımın sahibi Vay alnımın başımın umudu Vay şâh yiğidim vay şâhbâz yiğidim Doyuncaya kadar yüzüne balmadığım hanım Nereye gittin beni yalnız koyup canım yiğit Göz açıp da gördüğüm Gönül ile sevdiğim Bir yastıkta baş koyduğum Yolunda öldüğüm kurban olduğum Vay Kazan Bey’in inançlısı Vay kudretli Oğuz’un imrenileni Han Beyrek” Aileye ve eşe verilen önem Kaçırılan Beyrek’ten uzun müddet haber alınamaz. Pay Püre Bey oğlunun bulunması için bezirgânlara emir verir, onlar da aramaya Hisarı’na gelirler ve orada Bamsı’yı bulurlar. Bamsı ailesi ve hanımını sorar. Onlar da Banu Çiçek’in Yaltacuk’la evleneceğini haber verirler. Bamsı çok üzülür. Kardeş sevgisi Beyrek yurduna gelir, kardeşi çeşme başındadır. Kız, ağabeyi için ağlar buna üzülen Beyrek kız kardeşine şunları söyler “Bre kız ne ağlıyorsun ne bağırıyorsun ağabey diye Yandı bağrım yakıldı içim Yüreğine kaynar yağlar mı dökülmüştür Kara bağrın mı sarsılmıştır” … Kız ise şöyle der “Karşı yatan kara dağım yıkılmıştır Ozan senin haberin yok Gölgeli koca ağacım kesilmiştir Ozan senin haberin yok” Beyrek daha sonra büyük kız kardeşlerinin yanına gider, kardeşleri onun Beyrek olduğunu anlamaz ancak bir tanesi ozanı ağabeyine benzetir. Hikâyenin verdiği mesaj Bu hikayede eşlerin ve ailenin çok kıymetli varlıklar olduğu belirtilmiştir. 3. 4 Kazan Bey’in Oğlu Uruz Beyin Tutsak Olması Hikâyesi Baba sevgisi Uruz’un babasının haline üzülür ve şöyle der “Sağına baktın kah kah güldün Soluna baktın çok sevindin Karşına baktın beni gördün ağladın Sebep nedir söyle bana Kara başım kurban olsun babam sana” Uruz babası değil kendisinin düşmanla savaşması gerektiğini belirtir. “Oğul da kılıç kuşanır baba gayreti için Benim de başım kurban olsun senin için” Kazan Han oğlunu kurtarmak için esir olan oğlunun yanına gelir. Oğul babasını görür ve babasına geri dönmesi için şöyle söyler “Çekilerek baba geri dön İhtiyarcık olmuş anama ümit ol Kara gözlü kız kardeşimi ağlatma Yaradan hakkı için baba Geriye dön eve var” Ayrıca diğer sayfalarda da baba sevgisini belirten manzumeler bulunmaktadır. Kadınların özellikleri Kara süzme gözlü Türk kızları. Boyu uzun Burla Hatun. Dokuz kara gözlü, örme saçlı, elleri bileğinden kınalı, parmakları süslü, boyunları birer karış kafir kızları. Evlat sevgisi Düşmanla savaşmak isteyen oğluna han kıyamaz. Onun yerine kendisinin savaşmasını ister. Burla Hatun kaybolan oğlunu Kazan Han’a şöyle bir deyişle sorar “Oğul oğul ay oğul Mürüvvetim oğul Karşı yatan kara dağımın yükseği oğul Karanlıklı gözlerimin aydınlığı oğul Sam yelleri esmeden Kazan kulağım çınlıyor Sarımsak otunu yemeden Kazan içim yanıyor Sarı yılan sokmadan akça tenim kalkıp şişiyor Kurumuşça göğsümde sütüm oynuyor Yalnız oğul haberini Kazan söyle bana Söylemez olursan yana yakıla beddua ederim Kazan sana” Burla Hatun bu bölümde evlat sevgisini belirten beş deyiş söyler. Hikâyenin verdiği mesaj Bu hikayede evlat için her şeyden hatta canından bile vazgeçebilmek gerektiği anlatılmıştır. Koca Duha Oğlu Deli Dumrul Hikâyesi Baba sevgisi Deli Dumrul babasının yanına gelir ve ondan can diler ve şöyle söyler “Ak sakallı aziz izzetli canım baba Biliyor musun neler oldu Küfür söz söyledim Hak Teala’ya hoş gelmedi Gök üzerinde al kanatlı Azrail’e emreyledi Uçup geldi Benim akça göğsümü bastırıp kondu Hırıldatıp tatlı canımı alır oldu Baba senden can dilerim verir misin Yoksa oğul Deli Dumrul diye ağlar mısın” Anne sevgisi Dumrul anasının yanına can istemeye gelir ve anasına şöyle der “Senden can dilerim ana Canını bana verir misin Yoksa oğul Deli Dumrul diye ağlar mısın” Anası da oğluna can veremeyeceğini söyler. Eş sevgisi Eşi Dumrul’a canını vereceğini şöyle anlatır “Koç yiğidim şah yiğidim Karşı yatan kara dağları ben neyleyim Soğuk soğuk sularını İçer olsam benim kanım olsun” Kadir Tanrı şahit olsun Benim canım senin canına kurban olsun” Can için Dumrul eşine gelir ve ona şöyle der “Babama ver dedim can vermedi Anama vardım can vermedi … Katar katar develerim sana yük taşıyıcı olsun Ağıllarda beyaz koyunum sana şölen olsun Gözün kimi tutarsa Gönlün kimi severse Sen ona var İki oğlancığı öksüz koyma” Kadınların özellikleri Dumrul’un anası için “ak bürçekli” ifadesi kullanılmış. Hikâyenin verdiği mesaj Bu hikâyede kadınların eşi için fedakârlıklarda bulunması gerektiği anlatılmıştır. Kanlı Koca Oğlu Kan Turalı Hikâyesi İdeal kadın tipi Kan Turalı, “Baba, ben yerimden kalkmadan o kalkmış olmalı, ben kara koç atıma binmeden o binmiş olmalı, ben kanlı kâfir eline varmadan o varmış ban baş getirmiş olmalı.” der. Eş sevgisi Kan Turalı kızı almak için canavarlarla savaşır. Kadınlar eşi için çok fedakârlık gösterirler. Selcen Hatun eşinin başına kötü bir iş gelmemesi için telaşlanıyor. Evlat sevgisi Kan Turalı’nın canavarla savaşmasını babası asla istemez. “Ak sakallı babanı ihtiyarcık olmuş ananı ağlatma” Selcen Hatun’u almak için kırk arkadaşıyla üç canavarı öldürmek için savaşır. Hikâyede Kanturalı’nın babası oğlu ve gelini sağ salim yanlarına gelince attan aygır, deveden erkek deve, koyundan koç kestirdi ve ziyafet verdi. Kadınların özellikleri Sarı elbiseli Selcen Hatun Ela gözlü kızlar Tırabuzan tekfurunun çok güzel dilber kızı var. Bu kız sağına soluna iki çift yay çeker, attığı yere düşmezmiş, bu kızın üç canavar kalınlığı kaftanlığı yani çeyizi var. Kadın erkek yiğitliği ve işbirliği Selcen hatun eşi Kanturalı ile birlikte düşmanla savaşır. Selcen hatunla Kanturalı ok atışına tutuşurlar, Kanturalı Selcen’e oku önce kendisinin atmasını söyler. Hikâyenin verdiği mesaj Bu hikâyede Türk kadınlarının güçlü ve yiğit olması anlatılmıştır. Türkler, kadını erkeğiyle birlikte düşmanlara karşı savaşır. Türk erkeği sevdiği için ölümü dahi göze alır görüşü belirtilmiştir. Kazılık Koca Oğlu Yiğenek Hikâyesi Baba sevgisi Yiğenek’in babası düşmana on altı yıldır esir düşmüştür. Ancak Yiğenek babasının bu durumundan haberi yoktu. Babasının esir olduğunu arkadaşlarından öğrenince çok üzülür ve Bayındır Han’ın yanına varıp babasını kurtarmaya gitmesi için handan asker ister. Dayısının yeğenini korumak istemesi Yiğenek babasını kurtarmaya giderken bir rüya görür. Rüyasında dayısını görür. Dayısı Düzmürd kalesinin çok tehlikeli olduğunu ve bu işten vazgeçmesini yiğenine söyler. Fakat o dayısını dinlemez ve babasını düşman elinden kurtarır. Kadınların özellikleri Ela gözlü kadın Hikâyenin verdiği mesaj Aile çok önemlidir. Baba ailede çok önemlidir. Basat’ın Tepegözü Öldürmesi Hikâyesi Çocuğun özellikleri Arslan, at vuran, sallana sallana yürüyen, at basan, kan sömüren. Evlat sevgisi Tepegöz her gün insan yer. Dört oğlu olan birini ona veriyordu. Analar feryad ediyordu. Hatun kişiye bir esir verilir ve oğlunu kurtarması istenir. Basat’a babası canavarla savaşmaya gidince şunları söyler “Oğul ocağımı sahipsiz koyma, kerem eyle, varma.” Bu sözlerden evin, ocağın Türk kültüründe ne kadar önemli olduğu anlaşılmaktadır. Kardeş sevgisi Basat kardeşinin Tepegöz’e gönderileceğini öğrenince şöyle feryad u figan eder “Ak sakallı babamı oğul diye ağlattın demek kardeş Akçe yüzlü anamı sızlattın demek kardeş Karşı yatan kara dağımın yükseği kardeş Akıntılı güzel suyumun taşkını kardeş Güçlü belimin kuvvetli kardeş Karanlıklı gözlerimin aydını kardeş” Hikâyenin verdiği mesaj Bu hikâyede kardeşe verilen önem ve aile için zorluklarla mücadele anlatılmıştır. Begil Oğlu Emren’in Hikâyesi Kadına verilen önem Begil hanın ondan yüz çevirdiğini düşünüp üzülür. Begil’in hanımı ona gönlünün kederden arınması için ava çıkmasını söyler. Begil kabul eder. Baba sevgisi Begil avda yaralanır. Boğayla savaşır. Oğlu Emren babasının durumunu görünce üzülür, babasını eve getirir. Babasının ayağı kırıktır. Begil’in oğlu düşman tekfurla savaşmak ister. Şöyle der “Ak tüylü delici okunu bana ver erden ere geçeyim senin için ela gözlü üç yüz yiğidini bana ver arkadaşlığa Muhammed dini yoluna savaşayım senin için” Eş sevgisi Begil’in eşi kocasının yatakta acıdan inlediğini görünce ona ne olduğunu sorar, Begil de attan düşüp ayağını kırdığını söyler. Hatun telaşlanır. Evlat sevgisi Begil, Şökli Melik ile vuruşmaya gider. Anne ve babasının elini öper. Babası Begil’e “Bre giyimimi getirin oğlum giysin, al aygırımı getirin oğlum binsin, memleket ürkmeden oğlum meydana varsın, girsin.” Der. Kadınların özellikleri Begil’in babası oğluna al duvaklı gelin alır. Ak yüzlü hatun Hikâyenin verdiği mesaj Aileye çok önemlidir mesajı verilmiştir. Uşun Koca Oğlu Segrek Hikâyesi Kardeş sevgisi Egrek’i düşmanlar esir alırlar. Kardeşi Segrek bu haberi öğrenince kardeşini kurtarmaya gider. Segrek evlenir; fakat düğün gecesi hatunundan ağabeyini kurtarmak için gider. Segrek ağabeyini kurtarınca büyük kardeş Egrek şöyle der “Ağzın için öleyim kardeşDilin için öleyim kardeşBeşikte koyup gittiğim kardeşçiğim sen misinKara başım kurban olsun bugün sana” kardeş sevgisi Seyrek’in eşi ona şöyle der“Bir yılda gelmezsen iki yıl bekleyeyimİki yılda gelmezsen üç dört yıl bekleyeyim” Segrek kardeşini kurtarmak için annesine gelir ve ondan izin ister, annesi de ona şöyle der “Ağzın için öleyim oğulDilin için öleyim oğul…Ne duruyorsun oğul koştur” Böyle der ama bir yandan da Seyrek’in başına kötü bir şey gelmesini istemez. “Yanlış haberdir, o senin ağabeyin değildir. Gitme oğul.” Der. Segrek, ağabeyi Egrek’i kurtarır eve getirir. Baba çok sevinir. Davullar çalınır, otağlar dikilir, ziyafet verilir. Kadınların özellikleri Kaza benzer kız, gelin, akça yüzlü ana ak bürçekli ana Hikâyenin verdiği mesaj Kardeş için diğer kardeşin yaptığı fedakarlıklar ve kardeşin düşman elinden kurtarılması anlatılmıştır. Hikâyede, aile bireyleri birbirine çok önem verir, tezi işlenmiştir. Salur Kazan’ın Tutsak Olup Oğlu Uruz’un Çıkardığı Hikâyesi Baba sevgisi Kazan’ın bir oğlu vardır. Büyür ve yiğit olur. Toman’ın kalesinde Kazan esirdir. Babasının esir olduğunu öğrenen Uruz ağlar. Uruz amcasına babasını kurtarmaya gittiğini söyler. Uruz, babasını kâfirin elinden kurtarır. Evlat sevgisi Uruz’un annesi Uruz üzülmesin, kâfirle savaşmasın diye babasının Kazan olduğunu söylemez. Kadınların özellikleri Kaza benzer kız, gelin. Hikâyenin verdiği mesaj Bu hikâyede baba için yapılan mücadeleler ve babanın düşman elinden kurtarılması anlatılmıştır. Baba aile için çok önemlidir tezi bir kez daha yinelenmiştir. İç Oğuz’un Dış Oğuz’a Âsi Olup Beyrek’in Öldüğü Hikâyesi Kadınların özellikleri Akça yüzlü kız, gelin. Kaza benzer kız, gelin. Hikâyenin verdiği mesaj Beyler birbirine âsi olmamalı, bir ve beraber olmalı fikriyle birlik, beraberlik anlatılmıştır. Salur Kazan’ın Yedi Başlı Ejderhayı Öldürmesi Hikâyesi Bu destan Salur Kazan’ın ejderhaya karşı yiğitliğini anlatır. Destanda kadın ve aileye dair bulgular elde edemedik. Hikâyenin verdiği mesaj Türk erkeklerinin cesur ve yiğit olduğu önemle belirtilir. 4. SONUÇ VE TARTIŞMA Kadınlar Türk kültüründe çok önemlidir. Dede Korkut Hikâyelerinde kadınlar genellikle biri yiğit, alp tipi biri de evine, eşine ve çocuklarına sadık ideal anne-kadın tipi ön plandadır. Hikayelerde kadınlar, hem yiğit hem de eşi ve çocuklarına karşı son derece merhametlilerdir. Ayrıca hikayelerin çoğunda kadınlar, akça yüzlü, ak bürçekli, kaza benzer, temiz, saf, ela ve kara süzme gözlü, ince belli, eşlerini seven ve sayan, eşleri ve evlatları için canından bile vazgeçebilen kişiler olarak anlatılır. Kadınların fikrine her zaman önem verilir. Kadınlar, ailenin en önemli varlığıdır. Onların fikirlerine her zaman başvurulur. Kadın, kocasının her zaman destekçisidir. Türk kadınları eşlerine ve ailesine çok bağlıdır. Dede Korkut Hikâyelerinde Türk kadınlarının her zaman eşlerine ölene dek sâdık olmaları, her ne durumda olurlarsa olsunlar iffetlerini korumaları ve çocuklarına bağlılıkları vurgulanmıştır. Evlat Türklerde çok önemlidir. Dede Korkut hikayelerinde, aileye önem verilmiştir. Hikâyelerde çocuk sahibi olmanın önemi her zaman vurgulanmıştır. Çocuğu olmayanların Allah tarafından lanetlendiğine inanılır. Çocuklara çok önem verilmiştir. Hikayelerde genellikle erkek çocuklar anlatılmış ve onların yiğitlikleri üzerinde durulmuştur. Ayrıca her ne kadar hikayelerde daha çok erkek evlatlar anlatılmışsa da bazı hikâyelerde kız ve erkek çocuklara eşit davranılması da belirtilmiştir. Aile bireylerine özellikle anne ve babaya çok önem verilir. Ana, baba ve evlatlar daima birbirlerine yardım ederler. Dayanışma esastır. Hikâyelerde çocuklar için anne hakkının önemi her zaman belirtilmiştir. Anne ve babanın, hayır duasını almak Türklerde bir gelenektir. Anne ve babanın sözü önemlidir ve onlar her zaman dinlenilir. Dede Korkut’un “O zamanda oğul baba sözünü iki eylemezdi. İki eylese o oğlanı kabul eylemezlerdi” sözleri babanın önemini belirtir. Türkler örf ve âdetlerine çok önem verir. Hemen her hikâyede eski adetlere rastlamak mümkündür. Anaya babaya, büyüklere saygı her zaman hikâyelerde işlenmiştir. Türklerde ad koyma geleneği vardır. Eski Türklerde her zaman olmasa da çocuklara yaptığı işlere, yiğitliklere göre isim verilirdi. Boğaç Han isminin verilme şekli buna örnek teşkil eder. KAYNAKLAR Altındal, A. 1991. Türkiye’de Kadın Anahtar Kitaplar. İstanbul-Türkiye. Altındal, M. 1994. Osmanlıda Kadın Altın Kitaplar Yayınevi. İnsan ve Toplum Dizisi. İstanbul-Türkiye. Ekici, M. 2019. Dede Korkut Destanı. Milli Kültür Dergisi. Erişim adresi https//muzipmasalcini. com/dede-korkut-destani-salur-kazanin-yedibasli-ejderhayi-oldurmesi-boyunu-beyan-ederhanim-hey/. Son erişim tarihi Ergin, M. 1999. Dede Korkut Kitabı Boğaziçi Yay. İstanbul-Türkiye. Erkul, A. 2002. Eski Türklerde Evlenme Gelenekleri, Türkler Yeni Türkiye Yay. 3, 61. Ankara-Türkiye. Kuran, E. 1986. Türk Ailesinin Mahiyeti ve Tarihi Gelişimi Milli Kültür. Ankara-Türkiye. Özbay, M. Karakuş Tayşi, E. 2011. “Dede Korkut Hikâyelerinin Türkçe Öğretimi ve Değer Aktarımı Açısından Önemi”. Pegem Eğitim ve Öğretim Dergisi, 1 1, 21-31. Ögel, B. 1984. Türk Ailesinde Kadın Tercüman Kadın Ansiklopedisi. I, 76. İstanbul-Türkiye. Torun, Y. 2011. “Dede Korkut Hikâyelerinde Barınma İle İlgili Sözler ve Bu Sözlerin Birliktelik Kullanımları Üzerine” Turkish Studies. International Periodical for the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic, 6 3, 1251-1263.
Dede Korkut destanlar, hikayeler ve masal anlatımlarıyla göçebe kültürün unsurlarını yansıtmaktadır. Bu özelliği nedeniyle Dede Korkut, geçmişten günümüze süregelen hikayeleri ile her dönem ayrı bir öneme sahiptir. Vatandaşlar şimdilerde Dede Korkut kimdir sorusuna yanıt aramaya başladı. Peki, Dede Korkut kimdir? İşte Dede Korkut'un kısaca hayat hikayesi... DEDE KORKUT KİMDİR? Dede Korkut yaşadığı dönemin toplumsal detaylarını açık bir şekilde sunan önemli bir bilgedir. Dede Korkut destanların ilk anlatıcısıdır. Eserin çeşitli yerlerinde "dede", giriş bölümünde dört defa "ata" unvanıyla anılmıştır. Göçebe Türkler'in yüceltip kutsallaştırdığı, bozkır hayatının geleneklerini ve törelerini çok iyi bilen biridir. DEDE KORKUT'UN KISACA HAYAT HİKAYESİ Dede Korkut; destan, hikâye ve masal anlatımlarında yüceltilen, köklerini göçebe bozkır hayatının geleneklerinden alan ve hâlen yerleşik hayatın gündelik pratiklerinde kendine yer bulan; doğum, evlenme ve ölüm geleneklerine yansımış özlü sözleri, anlatımları, müzik aletleri ve ezgileri ile toplum hayatında önemli bir yeri olan yarı efsanevi bir bilgedir. Dede Korkut'un özlü sözleri, epik ve lirik düz şiirleri ve kendisinin yaşadığı olayların anlatıldığı Dede Korkut Kitabı, 15. yüzyıldan günümüze iki yazma nüsha ile ulaşmıştır. Dede Korkut kültürü bu kitaptan köken almış ancak yazılı kaynaklardan ve sözlü kültürden olmak üzere iki yoldan ilerleyerek günümüze taşınmıştır. Dede Korkut kültürü günümüz Türkiye'sinde; özlü sözler, sözlü anlatımlar, ezgisel müzik geleneği ile çeşitli inanç ve uygulamalarda yaygın bir şekilde yaşatılmaktadır. Ad verme, kız isteme, düğün, yas gibi toplumsal uygulamalar ile Hızır, belirli sayılar, ağaç kültü gibi pek çok motifin Dede Korkut kültürü ile ilgisi vardır. Dede Korkut hikâyelerinde yer aldığı biçimde cömertlik, misafirperverlik, cesaret, merhamet gibi değerler günümüzde de yaşatılmakta ve bunlar toplumun tüm kesimleri arasındaki diyaloğun, toplumsal barışın inşasında önemli bir rol oynamaktadır. DEDE KORKUT HİKAYELERİ Dede Korkut kültürünün zengin içeriği ve çok çeşitli uygulamaları nedeniyle unsurun aktarımında toplumun her kesiminin aynı oranda katkısı bulunmaktadır. Sözlü kültürün aktarımında âşıklar, ozanlar ile meddahların önemli bir rolü olmasına karşın toplumsal uygulamaların yerine getirilmesinde kadınlar, çocuklar, gençler olmak üzere bütün halk etkin olmaktadır. Unsurun yazılı olarak aktarımı ise 15. yüzyılda yazılmış, günümüze sadece iki kopyası ulaşabilmiş, Kitâb-ı Dedem Ḳorḳud Alâ Lisân-ı Tâife-i Oğuzhân ve Hikâyet-i Oğuznâme, Kazan Beğ ve Gayrı adlarıyla bilinen, kitapların varlığı sayesinde Korkut Kitabı olarak adlandırılan bu eserler, günümüz Türkçesine çevrilerek basılması ile yazılı aktarım, modern edebiyat ve kitabın eğitim müfredatında yer alması ile formal eğitim yoluyla gerçekleştirilmektedir. Dede Korkut kültürü Türkiye'nin her bölgesinde yaşamasına rağmen Bayburt'un ve unsurun envantere kaydedilmesi için başvuru yapan Malatya'nın unsur için ayrı bir önemi bulunmaktadır. Dede Korkut hikâyelerinde yer alan masallar, efsaneler, hikâyeler, ağıtlar ve bunlarda bahsedilen toplumsal ve dinî değerler, Malatya sözlü geleneğinde ve kültürel belleğinde canlı bir biçimde yer almaktadır. Bayburt'ta ise şehir merkezi yakınındaki Masat köyünde Dede Korkut'a; Bayburt Kalesi'nin karşısındaki tepede Dede Korkut anlatmalarında adı geçen Bamsı Beyrek'e ait olduğu söylenen birer türbe bulunmaktadır. İlde her yıl düzenlenen Dede Korkut Şenlikleri'nde bu türbeler halk tarafından ziyaret edilmektedir. Ayrıca Bayburt'ta kurulan Baksı Müzesi'nde de Dede Korkut kültürüne özgü müzik aletleri sergilenmekte, dinletiler gerçekleştirilmektedir. Haberler Yaşam Dede Korkut kimdir? Hikayeleri neler? İşte kısaca hayat hikayesi...
Deli Dumrul Destanları Türk mitolojisi içerisinde Aylanu motifinin en belirgin bir şekilde işlendiği en güzel hikayeler arasında yer almaktadır. İyi okumalar. Deli Dumrul Destanı Babasının adının Duha Koca olduğu Deli Dumrul, kuru bir çayın üzerine bir köprü inşa etmişti. O köprüden geçenlerden otuz üç akçe, geçmeyenlerden ise gerekirse zorla döverek de olsa kırk akçe almaya başlamıştı. Bu yaptıklarına gerekçe olarak da kendi erliğinin ve yiğitliğini öne sürüyordu. Günlerden bir gün köprünün üzerinden geçerken kendiliğinden dünyasını değiştirmiş, bu duruma epey kızan Deli Dumrul, Azrail’e meydan okumaya başlamış. – Ey Azrail, sen bu yiğidin canını aldın cesaretin var ise gelip benimle savaş, Israrlı bir şekilde talep etmesi üzerine Azrail Deli Dumrul`un karşısına çıkmış fakat onu yakalamak isteyen Deli Dumrul, bir türlü Azrail’i yakalayamamış ve en sonunda kovalamaktan pes etmiş. -Tamam, aman diliyorum ne olur beni bağışla demiş Azrail – Eğer bir can getirirsen senin canını bağışlarım demiş. Deli Dumrul -Tamam, sana getireceğim demiş. Annesi ile babasının yaşadığı eve gitmiş ve onlara olup bitenleri anlatmış, Anası ve babası can tatlı olduğundan onun yerine kendi canlarını vermeyi kabul etmemişler. Çaresiz kalan Deli Dumrul artık yapabileceği bir şey olmadığından, karısıyla helalleşmek için eve gitmiş. Karısına durumu anlatıp ondan helallik isteyince Karısı – Ben senin yerine fedakarlık yaparak kendi canımı vermek istiyorum demiş. Bunun üzerine Allah’a yalvaran deli Dumrul ve eşi. – Ya rabbi biliyoruz ki bu güne kadar emirlerine uymadık ama bu saatten sonra uyacağız, ya ikimizin canını beraber al, ya ikimizi de yaşat, diye saatlerce yalvarmışlar. Duaları kabul olmuş ve Allahcc Deli Dumrul ve onun fedakar karısına yüz kırk yıl ömür vermiş, Azrail ise Deli Dumrul’un canını almaktan vazgeçmiş, ona karşılık anne ve babasınınkini almış. Aylanu ne olduğunu merak edenler için; Aylanu, Türk mitolojisinde ve halk inanışında can değişikliği yani can değiştirme, olarak tanımlanmaktadır. Demek oluyor ki kendi canı yerine bir başkasının kendi canını verme anlayışına Aylanı denilir. Yani bir kişinin başkasının yerine ölümü kabul etmesi olarak ifade edilir. Kişinin gerektiği zaman ailesi ve vatanı uğruna kendi canından vazgeçip geçemeyeceğinin sınanması olarak da görülür. Deli Dumrul Hikayesi’ni beğendiğinizi umarız dilerseniz Hacivat Ve Karagöz Oyunu, Karpuz diyaloğunu okuyabilirsiniz.
dede korkut isim verme hikayesi