KıyâmetSuresi 22. Ayet - O gün (bazı) yüzler parıl parıldır. Suresi 15 Hicr Suresi 16 Nahl Suresi 17 İsrâ Suresi 18 Kehf Suresi 19 Meryem Suresi 20 Ayet- el kürsi okunan eve şeytan giremez. O evde büyü tutmaz. 7777 ayetel kürsi fazileti. Devamlı olarak ayet- el kürsi okumaya devam eden kişi hem dünyada hem ahirette büyük makamlara erişir. Ayet- el kürsi nimetler 313 defa okuyup ve her okuyuşta huuu diye üfürülürse o nimet bereketlenir. 313 ayet- el kürsinin hatim adedidir. CkWF. TEFSİR Allah Teâlâ, önce anlatılanlara ilâveten has kulları için hazırladığı nimetleri saymaya şöyle devam ediyor › İtina ile işlenmiş ve döşenmiş koltuklar üzerine oturup yaslanırlar. Cennette güneşin sıcağı gibi aşırı sıcak görmeyecekleri gibi, aşırı derecede soğuk da görmezler. Çünkü cennet kendine has bir nurla aydınlanacak ve orada mü’mine sıkıntı verecek hiçbir şey olmayacaktır. Onları cennet ağaçlarının gölgeleri bürür, meyveleri onlara doğru eğildikçe eğilir. Öyle ki ayakta olan da, oturan da, yatan da onları kolaylıkla alabilir. Uzaklıkları veya dikenli oluşları sebebiyle elleri geri boş dönmez. › Cennetliklerin önlerinde parlak gümüş kaplarla yemekler, berrak billûr testilerle içecek dolaştırılır. Kadehlerine istedikleri kadar içecek konulup kendilerine ikram edilir. bk. Zuhruf 43/71 › Onlara gümüş billûr kadehlerle, içine zencefîl karıştırılmış bir içecekten doldurulup ikram edilir. Zencefîl, güzel kokusuyla içeceğe lezzet veren çok hoş bir baharattır. Buradan anlaşıldığına göre, cennet ehline içirilen içeceğe yukarıda geçtiği gibi kâh kâfûr, kâh zencefîl karıştırılmaktadır. Yahut bu içecek, kâh kâfûr pınarından, kâh zencefîl pınarından doldurulmaktadır. Kâfûr serinlik, zencefîl ise sıcaklık verir. Cennetliklerin her iki zevki de tatmaları istenir. Zencefil karışımlı olan ve müslümana sadece neş’e üstüne neş’e veren bu içecek de tükenmeyecek kadar çoktur. Çünkü onun kaynağı Selsebîl denilen bir pınardır. Selsebîl, içilmesi gayet lezzetli, tatlı, boğazdan çok rahat geçen bir içecektir. › Altın ve gümüş kaplara konmuş leziz yemekleri, gümüşten yapılmış billûr kadehlerdeki nefis şarapları dolaştıranlar, etrafa saçılmış inci daneleri kadar güzel, parlak, ihtiyarlamaz, tazelikleri bozulmaz, ölümsüz civanlardır. Saçılmış inci daneleri, ışıkları birbirine değdiği için güzel ve parlak bir görünüm verir. Bu sebeple o gençler etrafa dağılmış incilere benzetilmişlerdir. Bunların ışığı çevreye vurmakta ve hizmet için dolaşmaktadırlar. Bu manzarayı görenler, bunun gerçekten büyük bir nimet, muazzam bir servet, ihtişam ve devlet olduğunu anlarlar. › Cennetlikler altlık olarak سُنْدُسٌ sündüs denen ince ipekten, üstlük olarak da اِسْتَبْرَقٌ istebrak denilen kalın ipekten elbiseler giyerler. Bu elbiselerin renkleri yeşildir. Parıl parıl parlayan bu giysilere ilaveten bileklerine gümüş bilezikler takarlar. bk. Kehf 18/30-31 › Rableri onlara tertemiz bir içecek içirir. Bu içecek hem temizdir, hem temizleyicidir. Onda dünya içeceklerinde bulunan lekelerden eser yoktur. Onu içtiklerinde cennetliklerde de hiçbir leke ve keder bırakmaz. Çünkü شَرَابًا طَهُورًا şerâben tahûren diye isimlendirilen bu içecek daha önce sözü edilen biri kâfur katkılı, diğeri zencefil katkılı iki çeşit içeceğin ikisinden de üstün ve doğrudan doğruya âlemlerin Rabbi tarafından içirilen, içine hiçbir katkı katılmamış, saf ve tertemiz bir içecektir. Bunu içenlerde Hakk’ın cemâline kavuşma neşesi doğar. Rivayete göre cennetliklere yiyecek ve içecekler verilir. En sonunda da tertemiz bir içecek sunulur ki, bununla kalpleri ve bütün içleri tertemiz olur; dışlarından misk kokusu gibi bir ter halinde taşar. Yine rivayete göre bu, cennet kapısında bir kaynaktır ki her kim ondan içerse yüce Allah onun kalbinde kin, hile ve hasetten veya içinde kirden lekeden eser bırakmaz, hepsini çekip çıkarır. Fahreddin er-Râzî, Mefâtîhu’l-gayb, XXX, 225 Nitekim bu mânaya işaret etmek üzere “Biz onların kalplerinde kin ve nefret adına ne varsa hepsini söküp atarız. Dost ve kardeş olarak tahtlar üzerinde karşılıklı otururlar” Hicr 15/47 buyrulur. Bundan maksadın sırf ruhanî olan bir içecek olup, insanı Allah’ın dışında her şeyden uzaklaştıran ilâhî bir tecelli olduğu da söylenmiştir. Hikâye olunduğuna göre, Bâyezid-i Bistâmî’ye bu âyeti sormuşlar. Şöyle demiş “Allah onlara tertemiz bir içecek sundu. Onlardan kendi zatından başka her şeyin sevgisini temizledi.” Sonra da şöyle demiş “Yüce Allah’ın ikram edeceği bir içecek vardır ki, onu kullarının en faziletlileri için saklamıştır. Bu içeceği onlara doğrudan doğruya kendisi içirir. İçtiler mi coşarlar, coştular mı uçarlar, uçtular mı ererler, erdiler mi ayrılmazlar. Onlar “Gücü her şeye yeten ve hükmü her şeye geçen Hükümdar’ın huzurunda, hoşnut olacakları çok şerefli bir hak ve dürüstlük meclisindedirler” Kamer 54/55 sırrına ermişlerdir. bk. Elmalılı, Hak Dini, VII, 5510-5511 Nihâyetinde Allah Teâlâ onlara hitap ederek, eriştikleri bu nimetlerin dünyada yaptıkları güzel amellerin karşılığı olduğunu, çünkü o amellerinin kabule şayan görüldüğünü haber verir. Bunun melekler tarafından söylenmesi de mümkündür. bk. Hâkka 69/24; Rad 13/23-24; Zümer 39/73 Şimdi de Resûlullah hitap edilerek, onun muazzez şahsında tüm inananlara bu güzel ve ebedi nimetlere ulaşmanın yolu beyân buyrulurKaynak Ömer Çelik Tefsiri Oluşturulma Tarihi Nisan 16, 2020 1546İnsan Suresi Medine döneminde inmiştir. 31 âyettir. Sûre, adını birinci âyetteki “insan” kelimesinden almıştır. Aynı âyette geçen “ed-Dehr” kelimesinden dolayı Dehr sûresi diye de anılır. Dehr, zaman demektir. Sûrede başlıca, ahiret hayatıyla ilgili meseleler ve özellikle takva sahiplerinin cennette kavuşacakları çeşitli nimetler konu edilmektedir. İşte, okumak isteyen Müslümanlar için İnsân Suresi Anlamı, Tefsiri, Türkçe ve Arapça Okunuşu Diyanet Mealiİnsan Suresi adını, insanın yaratılmadan önceki hiçliğini ifade eden 1. âyetteki “insân” kelimesinden alır. Ayrıca Dehr, Emşâc, Ebrâr ve Hel etâ adlarıyla da anılmaktadır. Otuz bir âyetten oluşan sûrenin fâsılası elif harfidir. Mücâhid b. Cebr ve Katâde b. Diâme’nin de içinde bulunduğu âlimlerin çoğunluğuna göre sûre Medine’de nâzil olmuştur Şevkânî, V, 397. Buna göre Rahmân sûresinden sonra, Talâk sûresinden önce doksanıncı sûre olarak indiğine dair rivayetler doğru kabul edilebilir. İşte, İnsân Suresi Anlamı, Tefsiri, Türkçe ve Arapça Okunuşu hakkında detaylı bilgilerBir rivayete göre İkrime de 24. âyetin dışında sûrenin Medine’de nâzil olduğunu belirtmiştir. Tamamının Mekke döneminde 30 veya 31. sûre olarak indiğini kabul edenlerin yanında İbn Âşûr, XXIX, 370 1-24. âyetlerin Medenî, diğerlerinin Mekkî olduğunu ileri sürenler de vardır İbnü’l-Cevzî, Zâdü’l-mesîr, VIII, 427. Bununla birlikte üslûbu, âyetlerinin nisbeten kısa oluşu, en geniş yer verilen konunun âhiret nimetleri olması gibi özellikleri sûrenin Mekkî olduğu kanaatini SURESİ ANLAMIGenel olarak insanın yaratılışının ve nimetlere mazhar olmasının hikmetini kavramaya, Allah’ı tanıyıp O’nun verdiklerine şükretmeye, azabından sakınmaya ve âhiretteki değerli nimetleri elde etmenin şartlarını gerçekleştirmeye bir çağrı niteliğindeki sûre, muhtevası bakımından yeniden dirilmenin kesinliğini vurgulayan ve âhiret hallerini özetleyen bir önceki Kıyâme sûresinin tamamlayıcısı giriş mahiyetindeki ilk bölümünün âyet 1-3 konusu insandır. Burada insanın anılmaya değer bir şey olmadığı, çok uzun bir zaman sürecinin ardından katışık bir sperm damlasından yaratıldığı, yaratılış amacının ise imtihan olduğu bildirilmektedir. İmtihan bilgi ve özgürlüğü gerektirdiği için insan işitme, görme gibi bilgi vasıtalarıyla donatılmıştır. İşitme ve görme sıfatları insana nisbet edilirken bununla genellikle insanın duyu vasıtaları yanında aklî ve zihnî donanımları da kastedilmiştir Fahreddin er-Râzî, XXX, 237, 256; Elmalılı, VIII, 5497-5499. 3. âyette gerek zihnî ve psikolojik kabiliyetler sayesinde gerekse vahyin aydınlatmasıyla insanın doğru yolu bulma imkânına kavuşturulduğu bildirilerek artık şükredici veya nankör olmasının kendisine kaldığı belirtilmiş, bu suretle hem insanın sorumluluğu hem de bunun için gerekli olan irade özgürlüğü açıklığa bölümde âyet 4-21, iradesini kötülük yönünde kullanan inkârcıların âhirette karşılaşacakları ceza şekillerinden bir kesit verildikten sonra iradelerini iyilik yönünde kullanan ve bu sebeple “ebrâr” diye nitelenen müminler için hazırlanan âhiret nimetleri sıralanmaktadır. Burada iyilerin üzerinde durulan nitelikleri şunlardır Sözünde durmak, uhrevî sorumluluk şuuru, muhtaçları doyurmak ve onlardan maddî ve mânevî bir karşılık beklemeden yaptıklarını sırf Allah rızâsı için yapmak âyet 7-10. Bu âyetler, İslâm’da ahlâkî emirlerin şartsız olduğunu göstermesi bakımından önemlidir. Bununla birlikte sûrede Allah’ın erdemli insanları âhiretin şerrinden koruyacağı, mutlu ve sevinçli bir âkıbetle karşılaştıracağı belirtilmekte ve uhrevî nimetlerden örnekler verilmekte, bu bölümün son âyetinde, “İşte bu nimetler sizin ödüllerinizdir ve artık yaptığınız işler karşılığını bulmuştur” denilmektedir. 9. âyet, ahlâk felsefesindeki deyimiyle kategorik buyruğa 22. âyet ise erdemli insanın mutlaka âhirette hak ettiği mutluluğa erişeceğine işaret Peygamber’e hitap eden 23-24. âyetler onun metanetini güçlendirmeyi, peygamber olarak dinî duyarlılığını geliştirmeyi amaçlamaktadır. 27. âyet, âkıbetlerini düşünmeden kendilerini aşırı dünya tutkularına kaptıranları eleştirmekte, sûre bütün bu açıklamaların bir uyarı olduğunu, isteyenin Allah’a giden yolu bulabileceğini, Allah’ın dilediğine rahmetiyle muamele edeceğini, zâlimler için de şiddetli bir azap hazırladığını bildiren açıklamalarla sona ermektedir. Bir hadiste Hz. Peygamber’in, zaman zaman cuma günleri sabah namazlarında Secde ve İnsân sûrelerini Buhârî, “CumǾa”, 10; Müslim, “CumǾa”, 64, 65, diğer bir hadiste de bir rekatta Kıyâme ve İnsân sûrelerini Ebû Dâvûd, “Ramażân”, 9 okuduğu rivayet edilmektedir. Bazı tefsirlerde, “Kim Hel etâ sûresini okursa Allah onu cennet ve ipek elbiselerle ödüllendirir” Zemahşerî, IV, 172 şeklinde rivayet edilen hadisin sahih olmadığı anlaşılmaktadır Muhammed et-Trablusî, I, 1030.İNSAN SURESİ ARAPÇA OKUNUŞUHel eta alel'insani hıynüm mined dehri lem yekun şey'en halaknel'insane min nutfetin emşacin nebteliyhi fece'alnahu semiy'an hedeynahussebiyle imma şakirav ve imma a'tedna lilkafiriyne selasile ve ağlalen ve se' yeşrebune min ke'sin kane mizacuha kafuraAynen yeşrebu biha 'ıbadullahi yufecciruneha binnezri ve yehafune yevmen kane şerruhu yut'ımunetta'ame 'ala hubbihi miskiynen ve yetiymen ve nut'ımukum livechillahi la nuriydu minkum cezaen ve la nehafu min rabbina yevmen 'abusen şerre zalikelyevmi ve lakkahum nadreten ve cezahum bima saberu cenneten ve fiyha 'alel'eraiki la yerevne fiyha şemsen ve la daniyeten 'aleyhim zılaluha ve zullilet kutufuha yutafu 'aleyhim bianiyetin min fıddatin ve ekvabin kanet min fıddatin kadderuha yuskavne fiyha ke'sen kane mizacuha zencebiylen.'Aynen fiyha tusemma yetufu 'aleyhim vildanun muhalledune iza reeytehum hasibtehum lu'luen iza reeyte semme reeyte ne'ıymen ve mulken kebiyren.'Aliyehum siyabu sundusin hudrun ve istebrakun ve hullu esavire min fıddatin ve sekahum rabbuhum şeraben haza kane lekum cezaen ve kane sa'yukum nahnu nezzelna 'aleykelkur'ane lihukmi rabbike ve la tutı' minhum asimen ev rabbike bukreten ve minelleyli fescud lehu ve sebbıhhu leylen haulai yuhıbbunel'acilete ve yezerune veraehum yevmen halaknahum ve şededna esrehum ve iza şi'na beddelna emsalehum hazihi tezkiretun femen şaettehaze ila rabbihi ma teşaune illa en yeşaallahu innallahe kane 'aliymen men yeşau fiv rahmetihi vezzalimiyne e'adde lehum 'azaben OKUNUŞUNUN DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZİNSAN SURESİ TÜRKÇE OKUNUŞUİnsan henüz anılır bir şey değilken yaratılmamışken üzerinden uzunca bir zaman biz insanı, karışım halindeki az bir sudan meniden yarattık ve onu imtihan edeceğiz. Bu sebeple onu işitir ve görür biz onu ömür boyu yürüyeceği yola koyduk. O bu yolu ya şükrederek ya da nankörlük ederek biz, kâfirler için zincirler, demir halkalar ve alevli bir ateş ise, katkısı kâfur olan içecekler dolu bir kadehten pınar ki Allah'ın kulları ondan içer, onu istedikleri şekilde fışkırtıp kullar adaklarını yerine getirirler. Kötülüğü her yanı kuşatmış bir günden seve seve yiyeceği yoksula, yetime ve esire yedirirler.Yedirdikleri kimselere şöyle derler "Biz size sırf Allah rızası için yediriyoruz. Sizden bir karşılık ve bir teşekkür beklemiyoruz.""Çünkü biz, asık suratlı, çetin bir günden o günün azabından dolayı Rabbimizden korkarız."Allah da onları o günün kötülüğünden korur ve yüzlerine bir aydınlık ve içlerine bir sevinç karşılık da onları cennet ve ipekten giysiler ile koltuklar üzerine kurulmuş olarak bulunurlar. Orada ne güneş yakıcı sıcak görürler, ne de dondurucu cennetin gölgeleri sarkmış, cennetin meyveleri kolayca alınacak şekilde yakınlaştırılarak gümüş kaplar, şeffaf kadehler billur kaplar ki, onları ihtiyaca göre ölçüp kendilerine, katkısı zencefil olan içecekle dolu bir kâseden bir pınar ki ona "selsebil" adı gördüğünde saçılmış inciler sanacağın, hep aynı gençlik ve güzellikte kalacak hizmetçiler görünce sonsuznimetler ve büyük bir mülk hükümranlık ince ve kalın ipekten yeşil elbiseler vardır. Gümüş bileziklerle süsleneceklerdir. Rableri onlara tertemiz bir içecek şöyle denecektir "Şüphesiz bu sizin için bir mükâfattır. Çalışma ve çabanız makbul görülmüştür."Şüphe yok ki, Kur'an'ı sana elbette biz indirdik halde, Rabbinin hükmüne sabret. Onlardan hiçbir günahkâra ve hiçbir nanköre itaat akşam Rabbinin adını bir kısmında ona secde et; geceleyin de onu uzun uzadıya tespih inanmayanlar dünyayı tercih ediyorlar ve çetin bir günü arkalarına biz yarattık ve eklemlerini birbirine biz bağladık. Dilediğimizde onları yok eder yerlerine benzerlerini bu bir öğüttür. Dileyen, Rabbine ulaştıran bir yol dilemesi olmadıkça siz dileyemezsiniz. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet dilediği kimseyi rahmetine sokar. Zalimlere ise elem dolu bir azap hazırlamıştır. İNSAN SURESİ TEFSİRİİnsan henüz anılır bir şey değilken yaratılmamışken üzerinden uzunca bir zaman geçti. ﴾1﴿ Şüphesiz biz insanı, karışım halindeki az bir sudan meniden yarattık ve onu imtihan edeceğiz. Bu sebeple onu işitir ve görür kıldık. ﴾2﴿İnsan kelimesi, “beşer, insan topluluğu” anlamına gelen ins kökünden türetilmiş olup akıl ve fikir sahibi, konuşarak anlaşan sosyal bir varlık türünü ifade eder Râgıb el-İsfahânî, Müfredâtü’l-Kur’ân, “ins” md.. Kur’an’da altmış beş yerde insan, on sekiz yerde ins, bir yerde de insî insanın her bir ferdi geçmekte, bir âyette “enâsî”, 230 yerde nâs şeklinde çoğul olarak yer almaktadır. İlgili âyetlerin çokluğundan da anlaşıldığı üzere Kur’an’da insan çeşitli yönleriyle ele alınmış; onun nasıl yaratıldığı, mahiyeti ve yaratılış amacı bir bütünlük içinde anlatılmıştır meselâ bk. Nisâ 4/1; Hac 22/5; Mü’minûn 23/12-15; Kıyâmet 75/37; ayrıca bk. İlhan Kutluer, “İnsan”, DİA, XXII, 320-323.Kıyâmet sûresinin son âyetlerinin devamı mahiyetindeki bu âyetlerde öldükten sonra dirilmeyi inkâr eden insana, onun varlık alanına çıkmazdan önceki hiçliği, aslı ve yaratılış aşamaları hatırlatılarak bundan ibret alması ve ders çıkarması istenmiştir. İlk âyetteki hîn kelimesi “sınırlı bir zaman, bir süre” anlamına gelir; dehr ise “bir vakitle sınırlanmamış mutlak zaman” demektir Râgıb el-İsfahânî, “hyn” ve “dhr” md.. Elmalılı âyetin bu kısmını şöyle açıklar “Hîn”, mutlak ve bütün zamanı değil, zamandan, az veya çok bir müddeti, vakit gibi az veya çok bir cüzü ifade eder. Burada “dehr”in başlangıcı olan âlemin yaratılışı ile insanın yaratılışı noktalarıyla sınırlıdır. Hîn kelimesinin nekre belirsiz olması ise haddi zatında sınırlı olmakla beraber, insana nazaran miktarının meçhul olduğuna işarettir. Yani, şu muhakkak ki, insan cinsi âlemin yaratılışından hayli müddet sonra yaratılmıştır. Âlemin yaratılışı ile başlayan “dehr”den, insan cinsinin yaratılmasına kadar sizin için meçhul, ama yine de bu iki nokta ile sınırlı bir müddet cereyan etmiş, insana doğru gelmiştir. Öyle ki, o müddet zarfında insan, anılır, bu nam ile tanınır bir şey olmamıştır IX, 5492-5493. Diğer yönden her bir insan, var olmazdan önce bir hiç, sonra babasının sulbünde bir sperm ve anasında bir yumurtadır. Daha sonra ana rahminde bir embriyo haline gelmektedir. Nitekim 2. âyette insanın “katışık bir nutfe”den yani ana rahminde döllenmiş bir yumurtadan yaratıldığı ifade buyurulmuştur. Kendisine görme, işitme gibi organlar da lutfedilen bu varlık artık yükümlülüklere muhatap ve imtihana tâbi tutulabilecek bir kıvama gelmiş olmaktadır insanın yaratılış aşamaları hakkında bilgi için bk. Hac 22/5; Mü’minûn 23/12-15; Kıyâmet 75/37. 3. “Doğru yolu gösterdik” ifadesinden ne kastedildiği müfessirlerce farklı şekillerde açıklanmıştır a Biz insana hidâyet ve dalâlet, hayır ve şer yollarını açıklayarak tanıttık. Nitekim Beled sûresinin 10. âyetinde, “Biz ona iki yolu göstermedik mi?” buyurulmuştur; b Mutluluk ve mutsuzluk yollarını açıkladık; c Kâr ve zararını anlayacak yetenekte yarattık. Allah Teâlâ insanı akıllı, iradeli ve iyiyi kötüden ayırma kabiliyetine sahip değerli bir varlık olarak yaratmış; görevlendirdiği peygamberler ve indirdiği vahiyle ona doğru yolu göstermiş, aynı zamanda kendisine irade ve seçme hürriyeti vermiştir. Artık Allah’ın gösterdiği doğru yola girip şükredici olmak veya şeytana ve nefse uyarak Allah’ın verdiği imkân ve kabiliyetleri baskı altına alıp nankör olmak insanın kendi elindedir krş. İsrâ 17/18-19; Kehf 18/29.TEFSİRİN DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ- Hakkında Kâf sûresi Mekke’de nâzil olmuştur. 45 âyettir. İsmini 1. âyette geçen ق Kāf harfinden alır. Resmî tertîbe göre 50, iniş sırasına göre 34. sûredir. Nuzül Mürselât sûresinden sonra ve Beled’den önce Mekke’de nâzil olmuştur. Allah’ın gökleri ve yeri altı günde yarattığı, yorulduğu için de yedinci gün dinlendiği şeklindeki yahudi inancını reddeden 38. âyetin Medine’de indiğine dair bir rivayet vardır. Bu rivayet, Mekke döneminde halkın böyle bir bilgiye sahip bulunmadıkları için onu reddeden bir âyetin gelmesinin de uzak ihtimal olduğu düşüncesine dayanmaktadır. İbn Âşûr’un da haklı olarak ifade ettiği gibi, bu gerekçe 38. âyetin Medine’de geldiğini göstermez; çünkü Mekkeliler’in çevreyle kültürel ilişkileri vardı, bu bilgiyi Medine civarındaki yahudilerden öğrenmiş olabilirlerdi; ayrıca Allah Teâlâ her şeyi biliyordu ve gerekli gördüğü için bu inancı reddeden bir âyet gönderebilirdi XVI, 274. Konusu Kudretinin delilleri serdedilerek Allah Teâlâ’nın ölüleri diriltmeye kadir olduğu vurgulanır. Buna rağmen gerçeği inkâr edenlerin hem dünyadaki şaşkın ve perişan halleri, hem de mahşer yerindeki hazin durumları gözler önüne serilir. Cennete girebilecek takvâ sahiplerinin mühim vasıfları ve orada onlara ikram edilecek nimetlerden bahsedilir. Zira insana şah damarından daha yakın olan, onun bütün gizliliklerini bilen, bununla birlikte vazifelendirdiği meleklerle de insanların bütün yapıp ettiklerini kayıt altına alan Allah, o gün herkese hak ettiği karşılığı verecek, kimseye en küçük bir haksızlık yapılmayacaktır. O halde kıyametin, mahşerin ve cehennemin dehşetli manzaralarını tefekkürle uyanarak Cenâb-ı Hakk’a samimi kulluk, hamd ve tesbihin şimdi tam zamanıdır. Bu fırsatı iyi değerlendirmek gerekir. Fazileti Sahâbe döneminden beri Kur’an’ı düzenli ve devamlı okuyan müslümanlar, günlük okunacak bölümleri, sûrelerin uzunluklarını göz önüne alarak ayırmışlar, bu ayırmaya tahzîb, her bölüme de hizb demişlerdir. İlk bölüm üç sûredir Bakara, Âl-i İmrân ve Nisâ. İkinci bölüm beş sûredir Mâide, Enâm, Arâf, Enfâl, Tevbe Berâe. Üçüncü bölüm yedi sûredir Yûnus, Hûd, Yûsuf, Rad, İbrâhim, Hicr, Nahl. Dördüncü bölüm dokuz sûredir İsrâ, Kehf, Meryem, Tâhâ, Enbiyâ, Hac, Mü’minûn, Nûr, Furkån. Beşinci bölüm on bir sûredir Şuarâ, Neml, Kasas, Ankebût, Rûm, Lokmân, Secde, Ahzâb, Sebe’, Fâtır, Yâsîn. Altıncı bölüm 13 sûredir Sâffât, Sâd, Zümer, Mü’min Gåfir, Fussılet, Şûrâ, Zuhruf, Duhân, Câsiye, Ahkåf, Muhammed, Fetih, Hucurât. Bundan sonraki bölümlerin genel adı “mufassal”dır; bunların uzun olanları Kåf, vasat orta uzunlukta olanları Abese, kısa kısâr olanları ise Duhâ sûreleri ile başlamaktadır. Mufassal genel bölümünün başında Hucurât mı yoksa Kåf mı bulunduğu konusunda görüş ayrılığı bulunmakla beraber çoğunluk Kåf sûresini mufassal bölümünün ilk sûresi olarak kabul etmişlerdir İbn Kesîr, VII, 370-371; İbn Âşûr, XXVI, 214. Kåf sûresini, Hz. Peygamber’in cuma hutbesinde, kurban ve ramazan bayramlarında, sabah namazının farzında sık sık okuduğuna dair sağlam rivayetler vardır Müslim, “Salât”, 165-171. Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır. İnne hâżâ kâne lekum cezâen ve kâne sa’yukum meşkûrânŞüphe yok ki bu, size bir mükafattır ve çalışmanız, ve Huseyn hastalanmışlar, Hz. Ali, üç gün oruç tutmayı adamış, anneleriyle hizmetçileri Fıdda da bu adağa katılmıştı. Çocukları iyileşince... Devamı.. “Şüphesiz bu, sizin için bir mükâfattır. Sizin hayır ve hizmet yolunda çaba-harcamanız şükre değer meşkur ve makbul görülmüştür” denilerek mü’minler sevindirilecektir.Ve onlara “Bunlar sizin ödüllerinizdir. Çünkü hayatta iken yaptığınız işlerle Allah'ın rızasını kazandınız” denilecek.“İşte bu, size bir mükâfattır. Ameliniz, gayretiniz, hâlis niyetiniz devamlı karşılığını bulur.” denir."Bu ancak sizin için bir mükafattır; gayretiniz kabul görmüştür."Şüphesiz, bu, sizin için bir mükafaattır. Çaba-harcamanız şükre değer meşkurmakbul görülmüştür.Cennetliklere şöyle denir İşte bu, sizin mükâfatınızdır. Ameliniz makbul olmuştur.Onlara “İşte bunlar, mükâfatınızdır. Ve çalışmanıza iyi bir karşılık verilmiştir.” denilir.Şüphesiz bu, sizin ödülünüzdür, çalışmalarınızın karşılığı bunlar, sizlere ödül, sizin çalışmanız karşılıksız kalmıyacakO Cennetliklere şöyle denir “İşte bu sizin çalışmalarınızın karşılığıdır. Çalışmalarınız böylece karşılığını bulmuştur.”Bunların hepsi size mükâfâtdır, mesâ’îniz takdîr olunur."İşte bu sizin işlediklerinizin karşılığıdır, çalışmalarınız şükre değer" denir.*Onlara şöyle denecektir “Şüphesiz bu sizin için bir mükâfattır. Çalışma ve çabanız makbul görülmüştür.”Onlara şöyle denir Bu, sizin için bir mükâfattır. Sizin gayretiniz karşılığını ödülünüzdür ve gayretinize teşekkür edilmiştir.Onlara şöyle denir "İşte bu sizin bir mükâfatınızdı. Gayretiniz karşılığını bulmuştur."Şöyle diye ki işte bu sizin bir mükâfatınızdı, sa'yiniz meşkûr olduBu sizin ödülünüzdür. Çabalarınız bu karşılığı hak etti. Bütün bu ni'metler şübhe yok ki sizin için bir mükâfatdır. Sa'yiniz meşkûr olmuşdur.Onlara şöyle denir “İşte bu ni'metler sizin için bir mükâfâttır; ve çalışmanız karşılığını bulmuştur!”Bunlar, sizin yaptıklarınızın karşılığı ve gayretleriniz için de bir teşekkür bütün bunlar size karşılık olarak verilmiştir, çünkü çalışmanız övülmeye değer bunlar mükâfat olarak size verilecek. Sâ/yiniz hoşa gidecek, makbul olacak.Onlara denir ki “Muhakkak bu sizin için bir mükâfattır. Çabalarınız/gayretleriniz makbul görülmüştür.”Şüphesiz bu sizin için bir mükâfattır. Sizin çaba harcamanız da takdire değer onları şu sözlerle kutlayacak “İşte buyurun, sizin mükâfâtınız budur; Benim uğrumda harcadığınız çabalar gerçekten takdire şâyan görülmüş ve işte böyle ödüllendirilmiştir!”Bu, sizin için bir ödüldür. Sizin çabalarınız takdire değer emeğinize teşekkür bağlamında bunların hepsi sizindir. Onlara şöyle denecektir "Şüphesiz bu sizin için bir mükâfattır. Çalışma ve çabanız kabul edilmiştir." Onlara şöyle denecektir “Şüphesiz ki bunlar, sizin için ödüldür. Çalışmalarınız karşılığını bulmuştur.”Onlara cennette “İşte bütün bunlar, sizin yaptıklarınızın karşılığıdır. Çünkü sizin çalışmalarınız mükâfatlandırılmaya değer görülmüştür.” denilecek.[Ve onlara] “Bunlar sizin ödüllerinizdir, çünkü [hayatta iken] yaptığınız işler [Allah’ın] rızasını kazanmıştır!” [denilecek.]İşte sizin ödülünüz budur, bütün yaptıklarınız böylece karşılığını bulmuştur. 3/133, 77/41...44Kendilerine “Bunlar size ödül olarak verilmiştir; ve bu uğurdaki üstün gayretiniz Allah tarafından fazlasıyla karşılanmıştır” denilecek.Şüphe yok ki, bu sizin için bir mükâfaat olmuştur ve sizin çalışmanız teşekküre layık 22. Elbiseleri ince veya kalın yeşil renkli ipeklerden, atlaslardandır. Gümüş bilezikler takınırlar. Onların Rabbi, kendilerine tertemiz bir içki ikram edip şöyle demiştir “İşte bütün bunlar sizin mükâfatınızdır! Gayretleriniz makbul oldu. ”Bu, sizin ödülünüzdür. Çalışmanızın karşılığı verilmiştir!Bütün bunlar, emeğinize karşılıktır. Çalışmalarınız teşekkürle karşılanmış bu, sizin için bir ödüldür. Sizin çalışmanızın size ödül bu; emekleriniz böylece karşılık bu size bir ödüldür. Ve sizin gayretiniz şükranla uşbu oldı size yanud daħı oldı dürişmegüñüz şükr sizüñ cezāñuz dinile. Daḫı sizüñ amelüñüz maḳbūldür dinile.Onlara belə deyiləcəkdir “Bu sizin dünyada etdiyiniz yaxşı əməllərə görə mükafatınızdır. Zəhmətiniz Allah yanında məqbuldur təqdirəlayiqdir!”And it will be said unto them Lo! this is a reward for you. Your endeavour upon earth hath found acceptance."Verily this is a Reward for you, and your Endeavour is accepted and recognised." İnşirah Suresi Fazileti ve Sırları Darlık, Sıkıntıdan Selamete çıkmak, bol rızık için inşirah suresi; 8 Ayettir ve Kuran-ı Kerim’in 94. Kerim’de geçen açılmak, genişlemek anlamında olan İnşirah Suresi 8 Ayetten oluşmaktadır. Sure 30. Cüzde yer alır ve Mekke’de nazil olmuştur. 102 harften oluşmaktadır. Kuran-ı Kerim’de iniş sırasına göre 12. Suresi Arapça-Türkçe okunuşu, Arapça Yazılışı, Fazileti ve sırları hakkında bilgileri bu yazımızda Suresi Hakkında BilgiDiğer bir adıyla “Elemneşrah” suresi 30. Cüzde yer alır. İnşirah kelime anlamı olarak açılmak, genişlemek anlamına gelir. Mekke’de nazil olmuştur. 102 harften oluşmaktadır. Kuran-ı Kerim’de iniş sırasına göre 12. Suredir.“İnşirâh” kelime anlamı olarak açılmak, genişlemek, sevinmek anlamlarına Peygamber’in göğsünün açılıp sevinç, huzur ve güvene kavuşturulmasını anlattığından sure bu adı Suresi Arapça-Türkçe Okunuşu ve Mealiبِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِBismillâhirrahmânirrahîmأَلَمْ نَشْرَحْ لَكَ صَدْرَكَ ١ İnşirah Suresi 1. Ayet Elem neşrah leke sadrak. Meali Biz senin göğsünü açıp genişletmedik mi?وَوَضَعْنَا عَنْكَ وِزْرَكَ ٢ İnşirah Suresi 2. Ayet Vevedağnee anke vizrak. Meali Yükünü senden alıp atmadık mı?الَّذِي أَنْقَضَ ظَهْرَكَ ٣ İnşirah Suresi 3. Ayet Ellezî engada zahrak. MealiO senin belini büken yüküوَرَفَعْنَا لَكَ ذِكْرَكَ ٤ İnşirah Suresi 4. Ayet Ve rafeğnâ leke zikrak. Meali Senin şânını ve ününü yüceltmedik mi?فَإِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًا ٥ İnşirah Suresi 5. Ayet Feinne meal usri yusrâ. Meali Elbette zorluğun yanında bir kolaylık مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًا ٦ İnşirah Suresi 6. Ayet İnne meal usri yusrâ. Meali Gerçekten, zorlukla beraber bir kolaylık daha فَرَغْتَ فَانْصَبْ ٧ İnşirah Suresi 7. Ayet Feizâ ferağte fensab. MealiBoş kaldın mı hemen başka işe koyul,وَإِلَى رَبِّكَ فَارْغَبْ ٨ İnşirah Suresi 8. Ayet Ve ilee rabbike ferğab. Meali Yalnız Rabbine Yazılışıİnşirah Suresi Arapçaİnşirah Suresi Fazileti ve SırlarıHer Türlü Darlık, Sıkıntıdan Selamete Çıkmak ve Bol Rızık için İnşirah SuresiDevamlı okumayı kendine vird edinen kimse kalp sıkıntısından, ruhi sıkıntılardan kurtulduğu gibi, bol rızka gün 7-21-41-70 veya 152 defa okuyan kimsenin hayırlı dilekleri kabul olur, her türlü maddi ve manevi sıkıntılardan sıkıntısından kurtulmak için her namazdan sonra 7 veya 10 defa gün okuyan tembellik ve unutkanlıktan kurtulur, kalp sıkıntısını giderirHer gün okumaya devam eden kimsenin zorlukları Suresini okuyanın rızkı bollaşır, fakirlikten sureyi okuyan ve okumaya devam eden kimse Allah’ın izniyle elem ve kederden korunur, stres ve bunalımları gün okumaya devam eden kimsenin sinir bozukluğunu giderir, hafızayı türlü hacet için gece yarısından sonra 2 rekat Allah rızası için namaz kılıp 152 defa İnşirah Suresi ve iç sıkıntılarında 7 defa suya okunup açılması için 41 gün 7 defa defa bu sureyi okuyan kimse Allah’ın inayeti ve izniyle her türlü kötülüklerden korur. Okuyanın dua ve istekleri darlığını giderir, okuyanın işleri rivayete göre; diş ağrısı görmek istemeyen kimse vitir namazının birinci rekatında İnşirah Suresini, ikinci rekatında Tebbet Suresini, üçüncü rekatta da İhlas Suresini okumaya devam Resimliİnşirah Suresi Türkçe Mealiİlgili Diğer KonularKuran-ı Kerim Tüm Sureler ve AnlamlarıNamazlardan Sonra Okunan AşirlerHaşr SuresiFetih SuresiYasin SuresiVakia SuresiBakara SuresiSekine DuasıCevşenAyetel Kürsi

insan suresi 22 ayet fazileti