Yeterlifiziksel, zihinsel, duygusal, ruhsal ve toplumsal olgunluk kazanmadan kreşe gönderilen çocuk zarar görebilir ve bu zararlı tercihin izleri yıllarca onu olumsuz etkiler. 3 yaşına gelse de kreşe hazır olmayabilir. GÖNDERMEDEN ÖNCE BAKIN. l Hoşça kal: Kreşe gönderilen çocuk, 'hoşça kal' diyebilmeli. Çocuk derin bir Mayısayında; • 1 Mayıs’ı havanın da yardımıyla günün anlam ve önemine uygun biçimde ODTÜ’de papatyalar arasında geçirdik. • Babamızın işi dolayısıyla gittiğimiz Turunç ve İzmir’de, biraz takırdamış olsak ta çok güzel günler geçirdik. Selin’in ‘alemlere akma’ potansiyeli İzmir’de arşa vurdu. Bukonuda illa kitap okuyacağım deniliyorsa diğer yazarlar bir kenara bırakılacak ve Harvey Karp okunacak. ( NOT : Harvey Karp' ın Mahallenin En Mutlu Yumurcağı diye bir kitabı var. Ama incelediğim kadarıyla 1-4 yaş arası dönemi anlatıyor. Tüm araştırmalarıma rağmen, 0-1 yaş arasını anlattığı kitabını bulamadım. Bucalismada, 0-3 yas cocugun saglikli olarak krese alisma sureci ele alinmaktadir. Krese alisma sureci, hem cocuk ve ebeveyn hem de egitimci icin zorlu bir surectir. {Emre2018ocuunSO, title={Çocuğun Sağlıklı Olarak Kreşe Alıştırma S{\"u}reci}, author={Oğuz Emre and Zekeria Çalışkan and Mehmet Sağlam}, year={2018} } KREŞBÖLÜMÜ. 0-2 yaş kreş dönemi, çocuğun çok hızlı geliştiği bir dönemdir. Bu nedenle, bu süreç boyunca çocuğun gelişim basamaklarının düzenli takip edilmesi ve olası sapmaların anında tespit edilip, gerekli önlemlerin alınması gereklidir. Kreşimize kayıt olan 0-2 yaş kreş dönemi çocuklarımıza PkHq. Çocukları ilk kez kreşe başlayan annelerin, bu süreçte mutlaka çocuklarının yanında bulunmaları ve kesinlikle çocuktan gizlice kaçmamaları gerektiği belirtildi. Kreş için en uygun döneminin belirlenmesinde fiziksel gelişim ile kişilik özelliklerinin önemli olduğunu vurgulayan Çocuk Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Runa İdil Uslu, "Çocukların normal koşullarda yaşında kreşe başlaması uygundur. Annenin çalışıyor olması ya da bakıcı sorunu gibi zorunlu hallerde bile yaşına kadar evde bakım yapılmalı, yaşından itibaren kreşe verilebilir" dedi. Çocuğun ilk üç yaşta kendine birinci derecede bakım veren kişiye bağlandığını ifade eden Uslu, bu dönemden önce kreşin uygun olmayacağını bildirdi. Uslu, bakım veren kişiyle çocuğun arasındaki olumlu iletişimin bağlılık duygusunu geliştirdiğini belirterek, "Bu bağlanma, 6 aydan itibaren ayrılma kaygısını getiriyor. Sağlıklı bir çocuk, bu aydan itibaren bağlandığı kişiden ayrılmaya itiraz edebiliyor" diye konuştu. Ayrılma kaygısının, 8 aylık bebeğe bir yabancının yaklaşması halinde bebeğin anneye sarılması, yüzünü gizlemesi ya da suratını asması gibi davranış biçimleriyle gösterdiğini anlatan Uslu, bu dönemde çocukların yabancılardan hoşlanmadığını, korktuğunu ifade etti. Uslu, bu tepkilerin sağlıklı bağlanma işareti olduğuna işaret ederek, şöyle devam etti "Çocukların hissettikleri ayrılma kaygısı zaman içinde güçlenir, yaşlarında en üst düzeye çıkar, sonrasında ise yavaş yavaş becerilerin gelişimi ile birlikte azalır, ancak kesinlikle hiçbir zaman sıfırlanmaz. Sağlıklı gelişim gösteren bebekler, yaşlarında bakım verenin kısa sürelerle gözünün önünden uzaklaşmasına tahammül edebilir. Bunun için çocuğun annesinden uzaklaşabilmesi için, kreşte bağlanabileceği birisini bulması gerekir. Bu kişi de tercihen öğretmen olmalı. Bebek kreşte öğretmenine bağlanabildiği anda annesinden kısa süreli ayrılmaya tahammül edebilir. Bağlanacak birisi yoksa çok yoğun ayrılma kaygısı yaşar." ''Ayrılık süreleri aşamalı olarak artırılmalı'' Çocuğun, kreşte öğretmenine bağlanması için de zaman gerektiğini vurgulayan Uslu, şunları ifade etti ''Kreşe başlatırken ayrılık süreleri aşamalı olarak artırılmalı. Çocuğun kreşte vakit geçirdiği zaman dilimi yavaş yavaş artırılmalı. Çocuk, her gün kreşe gitmeli ancak annesi de kreşte durmalı. Çocuk, annesinin onu beklediğini bilmeli. Çünkü, ilk günlerde annenin yanından ayrılmayabilir, etrafı keşfetmeye çalışır ve dönüp dönüp annesine bakar ya da oynarken annenin yanına gelir ve tekrar oyuna döner. Yavaş yavaş ortama alışmaya başlar. Çocuk, ilk günler bir saat olacak şekilde anne ile birlikte oyun saatlerinde kreşe gitmeli. Kreşe devam edebilmesi için kreşten zevk alması gerekir. Kreş çıkışında çocuğa, beraber oynanacak bir oyun, birlikte parka gitme gibi ödüller verilmeli. Ayrılma kaygısı sürüyorsa aşamalı alıştırma sürdürülerek faaliyet saatlerini de kapsamalı, üçüncü aşamada öğle yemeğine kadar kalınmalı, son aşamada ise uyku saati ve tam gün kreşte vakit geçirilmeli. O süreçler içerisinde de anne, ilk günler orada otururken, daha sonra çocuğunu 'Şimdi gidiyorum, 2 saat sonra gelip seni alacağım' diye bilgilendirmeli ve mutlaka söz verilen saatte orada olmalı. Kesinlikle, çocuktan gizlice kaçılmamalı, ancak çocuğu bırakırken kararlı davranılmalı. Anne, ayrılıkla ilgili kendi kaygısını çocuğa yansıtmamalı." Uslu, çocuklarda zaman kavramı gelişmediğinden dönüş saati ile bilgilendirmenin de "uyandıktan sonra", ''oyun saatinden sonra'' gibi ifadelerle anlatılması gerektiğini sözlerine ekledi. KAYNAK AA Ana Sayfa İletişim EN 2015-08-26 Birçok aile için, anaokuluna alışma süreci sancılı bir dönemdir. Özellikle veda zamanı geldiğinde bir çocuğun gözyaşları içinde annesinin ya da babasının gidişini protesto etmesi, onlar gitmesin diye haykırması yürek burkan ve her iki taraf içinde çok zor anlardır. Peki, bu hep böyle olmak zorunda mıdır? Bir çocuğun kreşe ya da yuva hayatına alışmasının daha kolay bir yolu yok mudur? Eğer çocuğunuzu anaokuluna göndermek istiyorsanız ve bunu yaparken onun ağlamasını, kendini terk edilmiş gibi hissetmesini istemiyorsanız; bunun yerine gideceği anaokuluna / kreşe yavaşça ve güvenli bir yolla alışmasını arzu ediyorsanız doğru makaleyi okuyorsunuz. Almanya’da bilimsel çalışmalar sonucunda oluşturulmuş Berlin Modeli Laewen, Andres & Hedevari, 2003 çocukların güvenli ve mutlu bir biçimde kreş hayatına başlamalarının yolunu gösteriyor. Bu model temelini psikolojideki bağlanma teorisinden Attachment Theory, John Bowlby, 1969 alır ve çocuğun kayıp duygusu ya da terk edilmişlik hissi yaşamadan anaokulu/ kreş gibi yeni bir ortama güvenle bağlanmasının yöntemini gösterir. Nasıl mı? Çocukların ortalama 10 gün içinde kreşe alışmalarını kolaylaştıran Berlin Modeli 3 ana evreden oluşur 1. Temel Evre Bu evre, ebeveynin ve çocuğun, anaokulunu / kreşi tanımak ve oraya ısınmak amacıyla kreşte birlikte geçireceği ilk 3 günü kapsar. 1. gün 1 saat, 2. gün 2 saat ve 3. gün 2-3 saat boyunca çocuk, annesinden aldığı güvenle yeni ortamını, öğretmenini ve arkadaşlarını tanır ve terk edilme korkusu yaşamadan etrafını keşfetmek için motive olur. Öte yandan öğretmen de çocuğu gözlemleme ve onunla yavaşça ilişki kurma fırsatı bulur. Çocuk, bu 3 gün boyunca kreşteki diğer çocuklarla oynaması için zorlanmaz ve aktivitelere katılması onun isteğine bırakılır. Anne ya da baba varlığıyla yeni bir ortamda bulunan çocuğa güven telkin eder. 2. Sağlamlaştırma ve Ayrılma Evresi Bu evre 4. ve 10. günler arası yaşanan zaman dilimini kapsar. Bu evrede amaç çocukla öğretmeni arasında oluşan güven ilişkisinin sağlamlaştırılmasıdır. Çocuk kabul ettiği sürece öğretmen onunla yakın bir ilişki kurar, ona öğle yemeğini yedirir, onunla oynar. Bütün bunlar sırasında ebeveyn kendini arka planda tutar ve aktif olarak hiçbir şeye karışmaz. Sadece fiziksel olarak oradadır. İlk ayrılık denemesi 4. gün yaşanır. Yarım saat gibi kısa bir süre için ebeveyn çocuğuna veda eder ve çocuğun kendisini göremeyeceği yakın bir yerde bekler. Bu ilk ayrılık denemesinde çocuğun vereceği tepki, onun yuvaya alışma süreciyle ilgili ilk ipuçlarını da verir. Eğer çocuk, annesinin gidişinden aşırı rahatsız olmuyorsa ve kendi başına aktif davranabiliyorsa muhtemelen kreşe uyum süreci yaklaşık 6 günde tamamlanacaktır. Ama çocuk annesinin gidişini protesto ediyorsa, peşinden gidip ağlıyorsa ve öğretmeninin onu teselli etmesine izin vermiyorsa alışma süreci muhtemelen 2-3 hafta gibi bir zaman zarfında tamamlanacaktır. 4. günden sonraki günlerde ayrılık denemelerine devam edilir ve çocuğun tepkisine göre ebeveynin yuvaya dönüş süresi uzatılır. Böylece çocuk günden güne daha uzun sürelerle kreşte tek başına kalmaya başlar. Çocuğun annesine ya da babasına ihtiyaç hissetmesi durumunda ebeveyn hemen ulaşılabilir mesafede olmalıdır; örneğin kreşin bahçesinde ya da yan odalardan birinde. 3. Bitiş Evresi Üçüncü güne kadar yaşanan ayrılık denemelerinde çocuk olumlu gelişmeler göstermişse eğer bu son evrede ebeveyn artık kreşten tamamen ayrılabilir. Yine de ilk zamanlar ebeveyn gerektiğinde her an telefonla ulaşılabilir konumda ve tekrar kreşe dönebilecek mesafede olmalıdır. Bu evrede çocuk, annesinin gitmesini istemeyebilir ama önemli olan annesi ona veda ettikten sonra öğretmeninin kendisini teselli etmesine izin vermesidir. Eğer öğretmen çocuğa güven verip onu sakinleştirebiliyorsa, çocuğun öğretmene bağlanmaya başladığını ve artık yeni kreş hayatına alıştığını kabul edebiliriz. Berlin Modeli’nin Avantajları Çocuğun kreş gibi yeni bir ortama güven duyması yavaş bir alışma süreciyle sağlıklı bir biçimde yaşanır. Bu süreçte çocuk aşamalı olarak anne ya da babasının eşliğinde yeni öğretmenini ve arkadaşlarını tanır. Çocuk, bir anda anne ya da babasına veda etmek zorunda bırakılmaz. Çocuk, ebeveyninden aldığı destekle ayrılık kaygısı taşımadan yeni ortamına daha çabuk ilgi duymaya başlar. Bu model sayesinde ebeveyn, yuva öğretmeniyle çocuğunun uyku, beslenme ve oyun alışkanlıkları hakkında konuşma fırsatı bulur ve çocuğunu emanet edeceği öğretmeni daha yakından tanır. Yazarın Tavsiyesi Çocuğun yuvaya alışma sürecindeki en önemli faktörlerden biri de onun yaşı ve karakteridir. Bazı çocuklar yeni bir ortama alışmak için sadece birkaç güne ihtiyaç duyarlarken bazıları birkaç haftaya ihtiyaç duyabilirler. Bu yüzden her çocuk farklıdır ve bir diğeriyle kıyaslanmamalıdır. Anne ya da baba çocuğuna veda etmeden asla ortadan kaybolmamalıdır. Örneğin; çocuk o sırada güzel bir oyuna daldığı gerekçesiyle ona veda etmeden giderse ebeveyn, onun kendisini terk edilmiş gibi hissetmesine neden olabilir ve çocuk bir dahaki sefere o fark etmeden gider kaygısıyla, annesini ya da babasını yanından hiç ayırmak istemeyebilir. İlk ayrılık denemesinde çocuk ağlasa bile kısa süreliğine ebeveyn gitmelidir. Ebeveynin dönüş süresi çocuğun tepkisinin şiddetine göre uzatılıp, kısaltılmalıdır. Kreşe alışma evresinde ebeveyn her zaman için ulaşılabilir olmalıdır ki, çocuk zorlandığında annesinin ya da babasının her zaman geri gelebileceğine olan güveni sarsılmasın. Küçük çocuklar “yakında” ya da “birazdan” gibi zaman zarflarını anlamayabilirler. Bu yüzden örneğin ebeveyn çocuğa öğle yemeğinden sonra geleceğini söyleyebilir ama öğle yemeğini bitirdikten sonra değil ve buna benzer verilen her söz mutlaka tutulmalıdır ki çocuğun annesinin ya da babasının sözüne olan güveni pekişsin. Bir çocuğun yuvada yaşadıklarıyla ilgili söylediği olumsuz şeyler ciddiye alınmalı ve mutlaka araştırılmalıdır. Çocuk yuvaya başlamadan önce ona yuva ortamını anlatan resimli kitaplar okunabilir. Kreşin nasıl bir yer olduğundan, orada neler yapabileceğinden bahsedilebilir. Bunları yaparken kreş olduğundan daha harika bir yermiş gibi gösterilmemelidir. Yoksa çocuk daha sonra hayal kırıklığına uğrayabilir. Kreşe başlamadan önce kreşle ilgili alınacakları okul çantası vs. aile, çocuğuyla birlikte onun seçmesine izin vererek halledebilir. Çocuğun kreşe giderken sevdiği ve bağlı olduğu bir oyuncağını yanına alması ona güven telkin edebilir. Ev hayatından kreş hayatına geçiş süreci bir çocuğun güvenle bağlandığı ailesinden ve de ortamından ilk ayrılık denemesidir. Ve hiçbir ayrılık bir çocuk için kayıp duygusuna ya da terk edilmişlik hissine dönüşmemelidir. Berlin Modeli’ndeki gibi duyarlı ve sağlıklı bir yaklaşımla çocuğun yaşayacağı alışma süreci, hem aileler hem de çocuklar için daha kolay bir hale gelebilir. Klinik Psikolog & Sistemik Birey, Çift ve Aile Terapisti Dr. Ayşe Bombacı - DBE Davranış Bilimleri Enstitüsü Çocuk ve Genç Psikolojik Danışmanlık MerkeziDBE Çocuk ve Genç Psikolojik Danışmanlık Merkezi Bizi Arayın Terapistlerimiz Benzer İçerikler Eğitimde Korkunun İzi Korku "Bir tehlike veya tehlikenin olabileceği durum karşısında duyulan kaygı ..." Dünya değişiyor, bütün değerler de revizyondan geçiyor. Çoğu ... Geleceğe Doğru Bakan Çocuklar Hiç şüphe yok ki, büyüme sürecindeki insanın, yaşadığı zamandan olabildiğince faydalanması önemlidir ancak, çocuklara gelecek hakkında ve gelecekte neler ... Öğrenme Zorluğunu Nasıl Anlarsınız? Unutkan ve dalgındırlar, eşyalarını koydukları yeri hatırlama da zorluk çekerler. Yaptığı hatayı defalarca tekrarlar. Yazarken ve okurken harfleri, ... İlginizi Çekebilir PİKA Nedir? Pika nöro-gelişimsel ve öğrenme bozukluğunun göstergesi olabilir! Pika çoğunlukla çocuklarda görülen, besleyici olmayan, gıda dışı ürünlerin tekrarlayan... Hayır Deyince Kötü Ebeveyn Olmazsınız! Anne Babaların Çocuk Disiplininde Yapması Gerekenler Nelerdir? Aile üyelerinin belli bir düzene göre yaşaması için oluşturulan disiplin, genel anlamıyla... Dijital Çağda Anne Baba Olmak Son yıllarda teknolojik gelişmeler ile bilgisayar, cep telefonu, tabletler doğru ve etkin kullandıkça, sağladığı avantajlarla artık yaşamımızın vazgeçilmezleri ... Sitemiz performansını artırmak ve kullanıcı deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanmaktadır ve bu web sitesini kullanmaya devam ederseniz, çerez kullanımını kabul etmiş olursunuz. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için çerez politikamız Kabul Et Psikiyatrist/Psikoterapist Üney, 3-4 yaş çocuklarının ilişki geliştirmiş olduğu kişi için, kaybetme ya da ayrılık korkusu yaşayabileceklerini Doç. Üney, “Genellikle anne, baba, büyükanne, ya da bakıcıdan ayrılık korkusu oluşabilir. Çocuğun ilişki geliştirmesine bağlanma diyoruz. Bağlanma, genelde çocuk ile yetişkin bir birey çoğu zaman anne arasındaki olumlu bağı ifade etmek için kullanılan bir terimdir. Doğumla birlikte, bağlanma gelişmeye başlar. Esasen tüm yaşam boyunca; bebeklik, çocukluk, ergenlik ve hatta yetişkinlik döneminde bile bağlanma şeklimiz, neredeyse ilk bağlanma öykümüzün güvenli olup olması ile ilişkilidir. 3-4 yaş dönemi çocuklardaki kaybetme ve ayrılık konusu da, doğumdan bu yana oluşan bağlanma şeklinin bir nedenle problemli bir hal alması ile oluşur” baba veya bakım veren her kimse çocukla üç tür bağlanma gerçekleştiğini anlatan Üney, “Bunlar güvenli, kaygılı ya da kaçıngan bağlanma olarak adlandırılırlar. Güvenli bağlamada; çocuk bağlandığı kişiden ayrıldığında huzursuz olur. Ancak o kişi geri döndüğünde ise neşelenir, ebeveynini olumlu davranışlar ile karışılar. Güvenli bağlanmış olan çocuklar, bağlandıkları bireylere güvenirler ve bunun sonucu olarak kendilerini güvende hissederler. Bağlandıkları yetişkin; bir süre ortamda olmadığında çocuk mutsuz olsa da yetişkinin geri döneceğine dair güveni vardır. Bu çocuklar korktuklarında ve kaygılandıklarında, yetişkin geri döndüğünde kolaylıkla yatıştırılabilirler. Kaygılı bağlanma durumunun nedeni annenin istikrarsız davranmasıdır. Anne bazen çocuğunun ihtiyaçlarını karşılarken bazen meşguliyeti nedeniyle karşılamaz ya da karşılayamaz. Kaygılı bağlanmış çocuklar, bağlandıkları kişiden yani anneden ayrıldıklarında çok huzursuz olurlar, ağlama nöbetleri oluşabilir. Anne geri döndüğünde dahi sakinleşmekte zorlanırlar. Yabancılara karşı şiddetli şüphe davranışı gösterebilirler. Kaçıngan bağlanan çocuklar, anneyi ya da bakım veren kişiyi yok sayma eğilimindedirler. Bakım veren kişi ile tanımadığı birini seçme durumuyla karşı karşıya kaldıklarında, herhangi birini seçme yönünde davranış göstermezler. Çoğunlukla fiziksel istismar ya da duygusal olarak ihmal edilmiş çocuklarda bu durum sık görülür. Çocuk bağlandığı kişiden zarar görmemek için ilişkiye girmez. Bakım veren kişi tarafından sakinleştirilemezler” diye yaş dönemi çocukların bağımsız davranmaya eğilimli olduğunu dile getiren Üney, “Anne ve babalarını taklit etmeye onların giyimlerine özenmeye başlarlar. Evcilik oyunu oynarlar. Evcilik oyununda anne baba rollerini taklit etme bu dönemin özelliklerindendir. Her şeyi keşfetmeye çalışırlar, bağımsız hareket etmek isterler. Hayali oyunlar oynarlar. Meraklıdırlar, sürekli soru sorarlar. Uyumadan önce anne-babayı yanında ister. Olumsuz tutturmacı ve inatçı davranışlar sergileyebilirler. Duygusal tepkilerinin gelişmesiyle, tüm duygu türlerini yaşarlar. Korku ve kaygı, kıskançlık, öfke ve sevinç sıklıkla gözlenir. Belki de bu dönem çocuğunun en önemli özelliği, kaygı ve korkuyla tam anlamıyla yaşlarındaki çocuklar kaybetme ve ayrılık korkusu yaşayabilirler. Bu yaşlarda çocuk için; anne, baba veya bakıcı güvenli bir liman olarak değerlendirilir. Hatta bu nedenle çocuk annenin kucağındayken; herhangi bir kişi onu sevme niyetiyle kucağına almaya kalktığında, gitmek istemez ve huysuzlaşır. Bunun bir başka görüntüsü de gece yarısı veya sabah çocuk uyandığında, anne babasının yatağına gider. Bu dönemin önemli özelliklerinden biri de çocuğun hayal kurabilmesidir. Bu sayede kısa süreli ayrılıklarda; çocuk anne veya babasının hayalini kurarak, ayrılıkla baş edebilir. Hatta hayal kurma sayesinde; bu yaşlardaki çocuk, anne ve babasından birkaç haftalık ayrılığa tahammül edebilir. Bazen çocuk, bu dönemin önemli sorunlarından olan ayrılık ve kaybetme korkusunu şiddetli yaşayabilir. Bu durumda çocukta ayrılma kaygı bozukluğu seperasyon anksiyetesi gelişebilir. Bu problemi olan çocuklar, yapışarak, ağlayarak, yalvararak ya da bedensel yakınmalar karın ağrısı, baş ağrısı, mide bulantısı gibi göstererek ayrılığa direnç gösterirler. Bu en az dört hafta sürer. Özellikle kreşe veya okula başlayan çocuklarda sık görülür” diye Üney, 3-4 yaş çocuklarında kaybetme ya da ayrılık korkusunun en sık görülme nedenlerini ise şöyle sıraladı“Kreşe başlama, Bakıcı değişimi, Anne baba çatışmaları, Anne baba ayrılığı, İlgisiz anne-baba tutumu, Çocuğa verilen sözlerin tutulmaması, Çocuğa yalan söyleme, Ebeveynlerden birinin kaybı. 3-4 yaşındaki çocuklar, kreşe başladıklarında ya da bakıcıya bırakıldıklarında doğal olarak korkarlar. Ama ebeveynleri verdikleri sözü tutar ve geleceklerini söyledikleri saatte gelirlerse, çocukların kaygı ve korkuları azalır. Bu yaşlarda çocuklar ölüm gerçeğini tam olarak anlayamazlar. Ölümü algılayamasa da anne ya da babasının kaybolması, onu endişeye sevk eder. Bunların dışında 3-4 yaş çocuklarında, kalabalık yerlerde dolaşırken anne veya babasını kaybetme korkusu oldukça belirgindir. Çocuk adeta ebeveynine yapışır. Boşanma durumunda ebeveynlerden birinin evi terk etmesi sonucu, çocuk aşırı endişe yaşayabilir”. Üney, 3-4 yaşlarında ayrılık ya da kaybetme korkusu yaşayan çocukların ebeveynlerine şu önerilerde bulundu “3-4 yaş çocuğunu kreşe ya da bakıcıya bıraktığınızda; en azından ilk günlerde orada biraz zaman geçirin. Çocuk oraya alıştıktan sonra, yani oranın güvenli bir ortam olduğuna ikna olmasını sağladıktan sonra ayrılabilirsiniz. Çocuğunuzu yuvadan ya da bakıcıdan aldığınız saatlere özen gösterin. Hep aynı saatte bırakıp, hep aynı saatte alın. Böylece çocukta endişenin gelişmesini engelleyebilirsiniz. Yani “annem ya da babam beni terk etmedi onlara güveniyorum” duygusu gelişir. Çocuğunuzu terk etmekle tehdit etmeyin. Yabancı bir ortamda yaramazlık yapan çocuklara, bazen anneleri “seni burada bırakır giderim” diyerek tehditte bulunurlar. Bu çocuk için büyük endişe yaratır. Çocuklarınızla güven ilişkisi oluşturmaya özen gösterin. Güven ilişkisi her dediklerini yapmak anlamına gelmez. Hediye veya rüşvet vererek güven ilişkisi kurulmaz. Korku hissettiğinde, ağladığında onu yatıştırın. Bu konuda istikrarlı davranın ki, sizin davranışlarınızın devamını ve sürekliliğini gören çocuk, hem size hem de kendisine güvenini geliştirsin. Eğer onu bırakıp dışarıda uzun zaman geçirecekseniz ya da bir seyahate gidecekseniz, döneceğiniz zamanla ilgili açık olun. Onu kandırmaya kalkmayın. Bazı ebeveynler çocukları ağlamasın diye yalan yöntemine başvururlar. Eğer birazdan geleceğim deyip saatlerce ya da birkaç gün dönmezseniz onun güvenini sarsarsınız. Sonuç olarak çocuğunuzda yoğun endişe oluşturursunuz. Hem size, hem kendisine, hem de ileriki zamanlarda dünyaya güveni zedelenecektir. Anne baba boşanmışsa; evde yaşamayan ebeveyn çocuğunu belirli aralıklarla görmelidir. Ancak bu görüşmelerin hep aynı zamanlarda olması önemlidir. Söz verip gelmeyen ya da görüşme saatlerine özen göstermeyen ebeveyn çocukta ayrılık ve kaybetme korkusu oluşumuna neden olacaktır.” Görüntülenme Sayısı 11275 Çocuğunuzun kreşe başlama yaşının geldiğini anlamak, çok iyi bir gözlem süreci gerektirmektedir. Sadece yaş odaklı sürece yaklaşmak, yanlışlık yapma olasılığınızın artmasına sebep olabilir. Çünkü her çocuk farklıdır ve her çocuğun sosyal olgunlaşma yaşı farklılık gösterebilir. Bu farklılığın tespit edilebilmesi için çocuğunuzu kendi kişisel özelliklerinin ve ihtiyaçlarının neler olduğunu belirlemeye çalışmak yararlı olacaktır. Çocuğumu Nerede ve Nasıl Gözlemlemeliyim? Bu süreçte çocuğunuzu gözlemleyebileceğiniz en iyi ortamlar dışarıda bulunduğunuz zamanlardır. Çocuğunuz ile dışarı çıktığınızda yaşıtları ile iletişim kurmak konusundaki istekliliği, siz olmadan da çevresindeki diğer kişiler ile iletişim kurma durumu, ne kadar süre sizden ayrı kalabildiğini görmek, kendi ihtiyaçlarını başkalarına ne kadar ifade edebildiğini gözlemlemek önemli ipuçları yakalamanızı sağlayacaktır. Kreş seçim sürecinde en ideal kararı vermek için Çocuğum Kreşe Ne Zaman Başlamalı? makalesine göz atın. Çocuğum İletişim Kurmak Konusunda İsteksiz Bir Tutum Sergiliyor, Kreşe Başlamamalı Mı? Bazı çocuklar ruhsal ve fiziksel olarak kreşe başlamak için hazır olmasına rağmen, çevresindeki çocuklarla iletişim kurmak konusunda isteksiz bir tutum sergileyebilir. Bu durum bazen çocuğun içe dönük bir karakteri olmasından dolayı, bazen de grup içinde nasıl davranacağını, iletişimi nasıl başlatacağını bilmesinden kaynaklı olabilir. İçe dönük olan çocuklar, çevrelerindeki insanlarla iletişim kurmak isterler. Fakat yaşıtları ile iletişim kurma noktasında çekinebilirler. Bu durum ancak çocuğunuzun yaşıtları ile aynı ortamda daha uzun süre kalması ile çözülebilir. Bu nedenle çocuğunuzun kreşe başlaması, onun daha sosyal bir çocuk olması için faydalı olacaktır. Seçim yaparken Seçim yaparken Kreş Seçimi İçin Öneriler ve Kreş Seçiminde 5 Önemli Kriter makalelerine bakabilirsiniz. Kreşe başlaması için uygun zaman olup olmadığına emin değilim… Çocuğunuzun kreşe başlaması için uygun zaman olup olmadığına emin değilim diyorsanız, bir süre çocuk psikoloğundan destek almak, sizin ve çocuğunuzun bu önemli süreci daha kolay geçirmesinde destekleyici olacaktır. Ancak çocuğunuz hazır olsa da... Her çocuk ilk kez aileden ayrılmasından kaynaklı kaygı yaşayabilir. Kreşe başlama sürecinde hem anne hem de çocuk için bir oryantasyon dönemine ihtiyaç olduğu unutulmamalıdır. Bu dönemde önce oyun grupları ile başlamak daha sonra kademeli olarak kreşte kaldığı süreyi arttırmak, çocuğunuzun sağlıklı bir uyum süreci geçirmesini kolaylaştıracaktır. İlk etap için karar vermekte zorlanıyorsanız eğer, Kreş Mi Oyun Grubu Mu? makalesine göz atın. Çocuğunuz için İstanbul’da bir kreş arıyorsanız bu seçeneklere bakabilirsiniz; Özel Naturel Anaokulu Maple Bear Kemerburgaz

3 yaş çocuğunu kreşe alıştırma